The Economist 7 Nisan tarihli sayısında emeklilik yaşı ve ve sosyal güvenlik harcamalarıyla ilgili bir dosyaya yer veriyor. 2007-2009 krizinden sonra önümüzdeki on yılı belirleyecek temel gündemlerden birisinin emeklilik yaşına ilişkin düzenlemeler olması kaçınılmaz hale gelmişti. Burada kamu borcu/gayri safi yurtiçi hasıla oranları ciddi bir şekilde yükselen ekonomilerin aktüeryal hesaplar gereği daha fazla tasarruf etmeleri ve emeklilik fonlarının açık vermeyecek hatta fazla verecek şekilde yeniden tasarlanması gündeme gelmişti. Bu bakışa göre örneğin Maastricht kriterlerinde öngörülen % 60’lık kamu borç/gsyih oranının üzerinde borç yükü olan ülkelerin bütçe açıklarının en önemli kalemlerinden olan sosyal güvenlik harcamalarını yeniden düzenlemesi söz konusu edilmezse bu açığın artışını takiben ve hatta onun öncesinde kamu bono ve tahvillerinin “credit default swap” puanlarının fırlaması, ülkenin borcunu daha zor çevirmeye başlaması ve nihai olarak borç dengelerinden kaynaklı bir sermaye kaçışı ve yatırım oranı düşüşü, başka bir ifadeyle kriz kaçınılmaz hale gelecekti.