Türkiye’de ekonomik istikrarsızlığın farklı boyutları var. Bu kısa değerlendirmede üç boyutu vurgulayacağım: Birincisi Türkiye ekonomisinin temel yapısal sıkışmışlığı olan sermaye girişlerine bağımlılık, ikincisi Türkiye’de yerleşik hal alan yatırımcı demokrasisinin etkileri, sonuncusu da 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında iktidar çevrelerindeki politika tartışması ve alınan piyasacı önlemlerin sorunları derinleştirmesi. Kısacası istikrarsızlık yapısal reformlarda gecikmeden değil, piyasacılıkta ısrardan kaynaklanıyor.
26 Ocak 2017 Perşembe
2 Ocak 2017 Pazartesi
Yükselen sağ popülizm, kısa bir bilanço ve yapılabilecekler
2015 yılında
Anglosakson dünyada siyaset sahnesinde büyük bankaları parçalamaktan ya da
finansal sektörü toplum yararına denetlemekten bahseden siyasetçiler büyük
destek topladılar. Bu destek Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Bernie
Sanders’ın başkan adaylığı kampanyası sürdürebilmesini, Birleşik Krallık’ta da
Jeremy Corbyn’in önce İşçi Partisi Liderliği’ne gelmesi, sonra da Tony Blair
çizgisini takip eden daha piyasacı bir cepheyi 2016 yılında parti içinde tekrar
yenilgiye uğratmasını sağladı. Görünüşte bu ayrım, Güney Avrupa’da sosyalizmden
esinlenmiş ve kitle hareketleri ile ilişkisi sorunlu olsa da açık bir şekilde
sol siyasal program savunan partilerin yerleşik partileri sallamasıyla
birleşmekteydi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)