27 Haziran 2013 Perşembe

Başkanlık, bağımsız yargı ve iç ürpermesi

Mayıs ayında yazıp sonra güncellemek ve üzerinden geçmek üzere kenara koyduğum yazıyı Haziran isyanı, AKP’nin 15-16 Haziran karşı taarruzu, Erdoğan’ın konuşmaları ve takip eden manşetler sonrasında başkanlık projesinin rafa kalkmış olabileceğine ilişkin spekülasyona karşı değiştirmeden buraya koymaya karar verdim. Temel tespitim kadar AKP’nin yönelimi de henüz değişmediği için diyelim. Yazı Erdoğan Teziç’in mayıs ayındaki salvosuyla başlıyordu:

19 Haziran 2013 Çarşamba

2014 planı akamete mahkum mu?

Direnişin gündemi tartışmayı değiştirse de AKP’nin bundan sonra ne yapacağı halen temelde Kürt hareketiyle yürütülen müzakerelere ve hareketin tepkilerine, bunun Türkiye coğrafyasındaki rezonansına bağlı. Yakın tarihte yaklaşık üç yıla yayılan Oslo görüşmeleri 2008’de başladı. Görüşmelere katılanlardan öğrendiğimize göre 2011 ortalarına kadar 8 ya da 9 görüşme yapıldı. Bu görüşmeler sırasında Öcalan bir yol haritası ve sonrasında da protokol hazırladı. Popüler kültürde ve gündelik medya dilinde bir projeyi ifadelendirmek için “yol haritası” teriminin kullanılması da özellikle Habur sonrası, Kürt hareketi ile devlet temsilcilerinin görüşleri arasında belirgin bir farklılık olduğunun açığa çıkması da 2009-2010’a denk düşüyor. Bu görüşmeler bitmeden KCK operasyonunun başladığını ve 2011 ortasında Silvan olayı sonrasında Erdoğan ve dar kadrosuna (tabiyet kültürü AKP saflarında egemen olduğu için de oradan bütün AKP kollarına) son bir hamle yapma ya da popülerleştirilmiş versiyonuyla “son savaş”a kalkışma düşüncesinin egemen olduğunu biliyoruz. KCK davasının cadı avına dönüşmesi bu düşüncenin uzantısı iken 2012 yazında PKK’nin “halk savaşı” jargonunu kullanması ve Hakkari’de geniş ölçekli operasyonlara kalkışması da buna verilen tepki. Ancak retrospektif bir değerlendirme, 2012 kabusunun, Oslo görüşmeleri’nde mektup trafiği ile sınırlı bir etki sahibi olan ve son önerileri masadaki KCK kadrolarına iletilmeyen Öcalan’ın daha merkezi bir konumda dahil edildiği yeni bir tur görüşme öncesi manevralardan ibaret olduğunu anlatacaktır.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Faiz Hesapları ve Ürken Sermaye

Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı direnişi öncesinde de birçok kez dillendirdiği faiz lobisi kavramını, iki haftayı geride bırakan direniş sırasında olayların altında yatan güç odaklarını açıklamak üzere tekrar tekrar kullandı. Türkiye’de faizlerin bir süredir düşüyor olmasının verili ekonomik yapıda Türkiye ekonomisinin kırılganlığını arttırdığını söyleyenlere karşı faiz lobisini dize getireceklerini beyan etmesinden çok uzun bir süre geçtiği sölenemez. Sık tekrarlanan bir kavram olunca ve bir çeviri hatasının ürünü olduğuna yönelik söylenti sosyal medyada yeterince paylaşılınca herkes birbirine daha yüksek sesle sorma ihtiyacı hissetti. Faiz lobisiyle ne kast ediliyor? Ya da başbakan neden faiz lobisinin bir direniş örgütlediğini düşünüyor?

6 Haziran 2013 Perşembe

Gezi olayı ve siyaset merceği

Kent mekanı ve kamusal alan kullanımı üzerinden başlayan ve yayılan, yer yer hükümet ve rejim değişikliği taleplerini içererek de büyüyen bir kalkışmayı, aksi önerilere rağmen, siyaset merceğinden okumaktan başka bir çare yok. Gezi Parkı eylemcilerinin ve eylemlere katılarak hareketin etkisini katlayanların bir örgüt mensubu olmamaları yaptıklarının siyasi sonucu olmadığı anlamına gelmez. Zaten daha tam bir sönümlenme gerçekleşmeden, siyasal çekiştirme mücadelesi başladı.


son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma