2020 krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2020 krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2021 Cuma

Yıllar süren bir yıl biterken

2020 yılının son haftasına girerken, Türkiye ekonomi yönetiminin son bir yıldaki icraatını değerlendirme vakti.

Yeni ekonomi yönetimi, eski bir drama

Sürekli kaygı altında yaşayan ve kendini düşünmekten etrafında ne olduğunu anlayamayan Bayan Stevenson’ın kocasına telefonla ulaşma çabasıyla başlar, Lucille Fletcher’ın 1943 tarihli radyo oyunu Sorry, Wrong Number (Kusura Bakmayın, Yanlış Numara olarak çevrilebilir). Her seferinde meşgul sesini duymaktan bıkıp operatörü arayan Bayan Stevenson yardım talebinde bulunur. Operatör bağlantı kurmakta başarılı olur, ancak aslında ana karakterimizin başka bir telefon konuşmasına kulak misafiri olduğunu okuruz. İki adamın konuşmasında George isimli katile bir kadını öldürme talimatı verilmektedir: Kansız ve çabucak. Mücevherler de çalınacak ki soygun görüntüsü verilsin.

Kur krizi, reloaded

Sanki iki yıl öncesine ışınlandık. Fakat bu sefer, sersemletici değer kayıpları faiz artışı sonrasında geldi. Faiz son üç ayda beş yüz baz puandan fazla arttı (politika faizi gösterge niteliği taşımadığı için ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinden bahsediyorum, bu satırlar yazılırken yüzde 13’ü de aşmıştı) ancak para birimi değer kaybı daha uzun süreye yayılarak devam ediyor.

Covid-19’dan konut palazına uzandık

Para arzının hızla artması, bu para yeni yatırımlara yöneliyorsa olumsuz sonuçlar doğurmayabilir. Son yüzyılın en büyük salgınının ortasında para arzının artması, daha fazla borçlanma ve zorla kredi hacminin artırılması uğraşı birçok ülkede standart politika tepkilerine dönüşmüş olabilir. Ancak “çürümüş bir şey var” Türkiye söz konusu olduğunda.

Yıkılmadı ama tadilatta: Ekonomide devridaim makinesi

Hazine’nin temmuz ve ağustos aylarındaki borçlanma temposu ve bu borcun döviz cinsi olması 'birileri çıldırmış olmalı' dedirtebilir. Büyük olasılıkla Türkiye 2020’de tarihinin en büyük net borçlanmasını gerçekleştirmiş olacak.

Müjdelerden trajedilere

Türkiye’de bir hafta öncesinin olay ve açıklamalarına dair bir yazı kaleme almak, bugünün gündemini kaçırmak anlamına gelebiliyor. Biri eski rejimin ana muhalefeti konumundaki partinin Cumhurbaşkanı adayı olmuş, diğeri Erdoğan sonrasının lideri olmak için çırpınan iki siyasi figürün açıklamalarını sadece birkaç gün sonra ele almak da aynı kadere mahkum. Siz bu satırları okurken, yeni bir müjde, bunun maliyeti, girişilecek işin akla yatkınlığı tartışılıyor olacak. O tartışma layıkıyla sonuçlanmadan muhtemelen bir dış politika krizi tartışılacak, araya infial yaratacak bir toplumsal skandal dahi girebilir.

Sınırlı veri, sınırsız pandemi

Yoğun bakıma aktarılan ve entübe olan hastaların sayılarının 29 Temmuz’dan itibaren yayımlanmamasına günlük yeni vaka sayısının neredeyse değişmemesi eşlik edince Türkiye’de gerçekte kaç Covid-19 hastası var sorusu tekrar sorulmaya başlandı. Bazı illerde pandemi servislerinin yeniden açılmakla kalmayıp yüzde 100 doluluğa ulaştığını sağlık çalışanları ve hasta yakınlarının açıklamalarından öğreniyoruz. Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi Mustafa Necmi İlhan gidişat nedeniyle vatandaşı suçlamaktan kendini alamazken işler çığırından çıkıyor olmalı ki, İçişleri Bakanı salgın dönemindeki en kapsamlı denetimin bu satırların yazıldığı 6 Ağustos Perşembe günü yapılacağını “Kontrollü Sosyal Hayat” sloganıyla açıkladı.

20 Aralık 2020 Pazar

Gün batsa yatırımcıya ne olur?

Hazine ve Maliye Bakanı, yabancı yatırımcıya güven veren, en liberal ülkelerden bir tanesinin Türkiye olduğunu açıklayadursun, 2019 sonunda oranı binde 2’ye çıkartılmış olan Banka Sigorta ve Muamele Vergisi’nin oranının yüzde 1’e yükseltildiği kararı bayramın hemen öncesinde yayımlandı. Yabancı para mevduatlarının, bankacılık sistemindeki toplam mevduatlara oranı halen tarihin en yüksek seviyelerinde gezindiği için döviz alım satımını caydırıcı ve gelir yaratıcı yeni bir önlem bekleniyordu. Bu kararın, Erdoğan yönetimi açısından yıllık 12 milyar TL’ye varan ek gelir yaratabileceği hesaplanıyor. Toplayacağını öngördüğü verginin çok altında gelir elde edecek olan, çok yüksek bir borçlanma temposu tutturarak yıllık hedefi kadar borçlanmayı şimdiden yapmış bir yönetim için yetersiz rakamlar. Ancak politika yapıcılar döviz alım-satımını zorlaştırmak ve bunu yaparken de dikkate değer gelir yaratmanın hiç yoktan iyi olduğunu düşünüyor olmalılar.

18 Nisan 2020 Cumartesi

Bu politikayla IMF kapısına gidilir mi?

Türkiye’nin yakın dönemde IMF ile ilgili tercihlerini ve tekrar alevlenen IMF tartışmasını birkaç nokta üzerinden aktaracağım. Öncelikle “bu” politika ile ne kast ettiğimi açıklayayım. Türkiye’de ekonomi yönetimi alanında riskli uygulamaları iyi ifade edecek bir terimin “bilanço dışı politika yapımı” olduğunu düşünüyorum. İlk başta üstlenilen maliyetin, toplumsallaştırılan riskin boyutunun takip edilemediği bir tarz karşımızdaki. Zaman içinde olayların seyrine bağlı olarak maliyet şekilleniyor.

4 Nisan 2020 Cumartesi

2020 krizine dair temel sorulara geçici cevaplar

Praksis Dergisi Yayın Kurulunda, COVİD-19 salgını ve 2020 krizi üzerine tartışmaların yönünü belirlemek üzere bir yoldaşımız yayın kuruluna bazı sorular yöneltti. Çağrıya karşılık olarak, kabaca buraya aktardığım sorulara, kısa ve detaylandırılmaya muhtaç yanıtlar vermek istiyorum. 

Toplum diye bir şey var

Birleşik Krallık’ta Muhafazakarların lideri ve başbakan Boris Johnson çalışanlara uzun uzadıya teşekkür ettiği hafta başındaki video konuşmasını “Gerçekten toplum diye bir şey var(mış)” şeklinde bitirdi. Demir Leydi 1987’de “Toplum diye bir şey yok. Bireyler ve aileler var. Hiçbir hükûmet insanlar aracılığı olmadan bir şey yapamaz, ve insanların kendilerine bakması gerekir” diyerek piyasacı yönetim anlayışını açık bir şekilde özetlediğinde işin buralara geleceğini düşünebilir miydi acaba? Kanımca bugün olsaydı, Boris Johnson’dan farklı davranmazdı.

2020 çöküşü ve ekonomide istikrar kalkanı

Borsalarda bir günde yüzde 8-9’luk değer kayıpları artık normalleşti. Borsada işlem gören hisselerin sahipleri trilyonlarca dolar kaybederken, güvenli sığınak arayışı dolar cinsi varlıklara olan talebi artırıyor. Ancak dolara olan hücum, ABD borsalarında art arda düşüşleri engellemiyor. 9 Mart ve 16 Mart’taki çöküşler 1987’dekiyle karşılaştırılabilecek büyüklükte, 18 Mart’ta da büyük bir gerileme var. Bilhassa bu koşullar altında, tıbbi terimlerle toplumsal olayları açıklamak çoğunlukla yanlışa sevk eder. Ancak Michael Leavitt’in salgın hastalıklar için daha önce sarf etmiş olduğu cümleyi biraz değiştirerek küresel finansal krizler için kullanmak yanlış olmayacak: Bir küresel finansal kriz öncesinde söylediğimiz herhangi bir şey yersiz telaşa neden olurken, sonrasında söylediğimiz hiçbir şey de yeterli olmuyor.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma