Geriye dönüp baktığımızda 2018 başlarında çok sayıda işaretin birden belirmiş olduğunu bugün daha net söyleyebiliyoruz. Geçtiğimiz yılın Mayıs ve Ağustos aylarındaki kur krizlerini kredi çöküşü takip etti. Enflasyon 2018 bitmeden son 16 yılın en yüksek seviyesine geldi. Sanayi üretimi geriledi, inşaat sektörü durdu ve sadece inşaat sektöründe 2018 baharından 2019 baharına kadar geçen sürede yarım milyondan fazla insan işini yitirdi. İşsizlik tarihimizin en yüksek seviyelerine fırladı.
otoriterlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otoriterlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ağustos 2019 Cuma
Dört soruda Türkiye’nin otoriterliği ve kriz yönetimi
Türkiye’nin ağır krizi geride bırakılamıyor.
Geriye dönüp baktığımızda 2018 başlarında çok sayıda işaretin birden belirmiş olduğunu bugün daha net söyleyebiliyoruz. Geçtiğimiz yılın Mayıs ve Ağustos aylarındaki kur krizlerini kredi çöküşü takip etti. Enflasyon 2018 bitmeden son 16 yılın en yüksek seviyesine geldi. Sanayi üretimi geriledi, inşaat sektörü durdu ve sadece inşaat sektöründe 2018 baharından 2019 baharına kadar geçen sürede yarım milyondan fazla insan işini yitirdi. İşsizlik tarihimizin en yüksek seviyelerine fırladı.
Geriye dönüp baktığımızda 2018 başlarında çok sayıda işaretin birden belirmiş olduğunu bugün daha net söyleyebiliyoruz. Geçtiğimiz yılın Mayıs ve Ağustos aylarındaki kur krizlerini kredi çöküşü takip etti. Enflasyon 2018 bitmeden son 16 yılın en yüksek seviyesine geldi. Sanayi üretimi geriledi, inşaat sektörü durdu ve sadece inşaat sektöründe 2018 baharından 2019 baharına kadar geçen sürede yarım milyondan fazla insan işini yitirdi. İşsizlik tarihimizin en yüksek seviyelerine fırladı.
29 Temmuz 2019 Pazartesi
Tepki videolarına nasıl tepki vermeli?
Bir süredir tepki videoları izlemeye çalışıyorum. Diploması değersiz, titri kendinden menkul köşecilerin ekranlarda bazı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oy verme hakkı olmadığını iddia edebilmeleri nedeniyle olsa gerek, büyük bir hevesle aldığımız televizyon aylardır kapalı. İnternet kurtarıcı.
2 Ağustos 2018 Perşembe
Neoliberal Otoriterlik ve İğneyle Kuyu Kazanlar
Akademide süregiden tartışmaların dar koridorlara sıkışmaması için uğraşmak gerekli. Ümit Akçay, gazete Duvar’daki “AKP ve Neoliberal Popülizm” başlıklı yazısında tam da bu uğraşı sergiliyor ve bizleri bir “deneysel düşünce egzersizi”ne davet ediyor. Yazıdaki argümanın bir ayağı Türkiye’de piyasa disiplininin 2000’li yıllarda sağlandığı, buna karşın AKP’nin sosyal ve finansal içerilme olarak adlandırılabilecek telafi mekanizmaları geliştirdiği ve bu sayede iktidarda kalabildiğidir. Diğer argüman ise “emekçi sınıfların siyasete müdahale kanallarının neredeyse tamamen ortadan kalktığı” (Galip Yalman’ın terimleriyle “sınıf temelli siyasete son verilmesi” süreci de denebilir) sürecin uzantısının mücadelenin devletin içine taşınmasına yol açtığı, devlet içinde sermaye fraksiyonlarıyla birebir özdeşleştirilemeyecek gruplar arasında mücadelenin yoğunlaştığıdır.
23 Şubat 2014 Pazar
Rejimin Adını Sen Sor!
Teessüf ederiz. Ben kendi adıma ederim, başkaları da benimle
hemfikir olsun diye yazıyorum. Bu ülkede taşra üniversitelerinde çeşitli
soruşturmalara ve baskılara maruz kalan, merkezde ise en iyi ihtimalle esamisi
okunmayan eleştirel sosyal bilimciler ben üniversiteye girdim gireli, ki
oldukça uzun bir süre geçti, 12 Eylül ortamının içinde yaşadığımıza dair yazar-çizerler.
Akademide bulunmayan işçi sınıfının organik aydınlarını saymasak bile yeterli
birikim mevcuttur. Onca makaleyi okuma zahmetine katlanmadınız, “otoriter rejim
nedir”, “bir türlü demokratikleşemiyoruz, acaba neden?” diye düşünmediniz,
tamam ama en azından köşekadılığı yaparken “bu nasıl bir rejim, sosyal
bilimciler bunu da açıklasın?” demenin ne alemi var? Bu özgüven nereden
geliyor?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)