22 Kasım 2017 Çarşamba

Çalkantı, kriz ve bir devlet bankasının hikayesi

Hikaye çatısı gerçekten acıklı: devlet mülkiyetinde olan, 80 yaşında dolayısıyla bir finansal kuruluş için erişkin yaşta denebilecek bankanın önce özelleştirilmeye çalışılması, sonra çoğunluk hissesi devlette ve fakat Özelleştirme İdaresi’nde olan bir bankaya dönüşümü, 2008-09’da yeniden fark edilen faydalarıyla yeni bir hayata kavuşması ama bu hayatın Varlık Fonu’nun evlatlığına dönüşmekle yeni bir çalkantı evresine girmesi ve çapsız bir dolandırıcının itirafları nedeniyle isim değişikliğine uzanması (ya da uzanma ihtimali) ve bunun aileyi toptan yıkıma sürüklemesi. Fazla melodramatik, senaryo olsa yüzüne bakılmaz…

15 Kasım 2017 Çarşamba

Borç finansmanı değil absürt bir iktidar savunusu

Hazine Müsteşarlığı’nın kendisine yönelik eleştirilere cevaben 1 Kasım’da “Borç ve Nakit Yönetimine İlişkin Basın Açıklaması” gerçekleştirmesinin ardından kısa süreli bir tepki bombardımanı yaşandı. Ekim sonunda yayımlanan 2018 finansman programını ile birlikte değerlendirildiğinde bu belge Hazine Müsteşarlığı’nın konumu açısından önemli göstergeler sunuyor.  

30 Temmuz 2017 Pazar

Düzenin kıyamı, distopyanın pazarlanması

20. yüzyıl distopik filmlerinin kötü gelecek için zaman vermeye kalktıklarında attıkları tarihlerdeyiz. Bir yandan distopik bir gerçekliğin içindeyiz, öte yandan mevcut kaosun arkasında bizim gibilerin düzeni rayından çıkartmalarının yattığını öğreniyoruz. İlginç zamanlardan geçiyoruz.

28 Temmuz 2017 Cuma

Türkiye’de Borçlanma Limiti Neden Değiştiriliyor?

Türkiye’de ilginç bir kanun değişikliği gerçekleşecek. Belki de bir OHAL kararname maddesi ile Türkiye’nin borçlanma limiti değiştirilecek ya da geçiçi bir maddeyle borç limiti krizi savuşturulacak.

24 Nisan 2017 Pazartesi

Rejimin yeni kıyafetleri ve ekonomik beklentiler

Şaibeli referandum sonrasında Türkiye ekonomisinin nereye yol alacağı konusunda çok keskin ifadeler kullanmak uygun görünmüyor. Buna karşın olağanüstü hal dönemindeki ekonomik önlemler ve yakın zamandaki gelişmelere bakarak gidişatı anlamlandırabiliriz.

21 Mart 2017 Salı

20 yıl önce, 20 yıl sonra: Gözden kaçırılan yükümlülükler

Türkiye’de kamu borcu ve yükümlülükleri ile ilgili veriler ve raporları inceleyen bir araştırmacı devlet borçlanması kaynaklı bir kriz ya da istikrarsızlıkla karşılaşma ihtimalinin ortadan kalktığı yanılsamasına kapılabilir. Revizyona tabi tutulan Gayrisafi Yurtiçi Hasıla verilerine oranla borç stoku 2016 yılı 3. Çeyreğinde yüzde 27,4 olarak açıklandı. Hazine verilerine bakıldığında borç stokunun oransal olarak düşüşü 2016’da durmuş olsa da borç çevrimi sorunu çoktan ortadan kalkmış görünüyor. Borcun vade yapısının sağlamlığı yanında Hazine garantili kredilerin geri ödemelerinde de Hazinenin üstlendiği pay yok denecek kadar azalmış durumda.

15 Mart 2017 Çarşamba

Sağ popülizm ekonomide ne vaat ediyor?

Geçtiğimiz yıl çok sayıda ülkede sağ popülist olarak nitelenen parti ve kişilerin siyaset sahnesinde yükselişini 2008-9 uluslararası finansal krizi ve dalgalarının bitmek bilmeyen gücüne bağlamak mümkün. Çöküş ve takip eden düşük büyüme, emek piyasasına dönemeyen milyonların öfkesi ve dönenlerin çalışma koşulları birlikte ele alındığında tepkisel bir siyasi söylemin güç kazanması için verimli bir zemin oluştuğunu görebiliyoruz. Sağ popülizmin, neoliberalizmin tahribatından faydalanarak bir seçmen bloku oluşturduğunu ancak dramatik değişiklikler ihtimalini güçlendirmekle birlikte zayıflıklarının bulunduğunu ileri sürüyorum. Ekonomi politikalarının piyasacılığı, ya da kemer sıkma karşıtlığını ulusal ekonomi savunusuna indirgemesi dünyanın farklı coğrafyalarında eşzamanlı görülen sağcı yükselişin de sınırlılığına işaret ediyor olabilir.

7 Mart 2017 Salı

Göstergeler toparlanma diyor, ancak borç sorunu devam ediyor

Küresel finansal kriz sonrasında dünya basınının önde gelen kuruluşları aralıklarla felaketin tekrarlanabileceğine dair görüşler yayımladılar. Bu görüşlerin kapladığı yer, getiri oranı sıfırın altında olan tahvillere ilişkin 2016’daki tartışma sonrasında giderek azaldı. Dodd-Frank düzenlemelerindeki muhtemel revizyonların etkileri bilinemese de korumacılık, FED faiz artışı ihtimali ve bunun sonuçları ile Çin ekonomisindeki gelişmeler ve borsa rallileri 2017’de daha üst sıralara yükseldi.

Ancak akademi koridorlarında (Türkiye’den bahsetmiyorum!) ve uluslararası finansal kuruluşlarda yeniden kaynamaya başlayan devlet borcu tartışması ve yakın bir gelecekte olabileceklere ilişkin öngörüler daha az dikkat çekerek de olsa devam ediyor. Borç sorunu dendiğinde hem özel sektör ve hanehalkı borcu hem de devlet borçları akla gelir. Bu kısa değerlendirmeyi devlet borçları sorunuyla sınırlıyorum.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Türkiye Varlık Fonu: Yatırımların Finansmanı mı, Devlet Kaynaklarının Harcanması mı?

Türkiye Varlık Fonu 2016 yılında Ağustos ayında kuruldu. İlk olarak teklif şeklinde meclise gelen sonra tasarıya dönüştürülen kanun gerekçesi Türkiye’nin kalkınma hızının artırılması, çağdaş varlık yönetimi uygulamalarının Türkiye’ye aktarımına duyulan gereksinimdi. İslami finansman kullanımının yaygınlaşmasının istendiği açık bir şekilde amaç olarak belirtilmekteydi. Kalkınma amaçları doğrultusunda büyük altyapı projelerinin finansmanının kamu borcu artırılmadan sağlanması da temel bir gerekçeydi. Söz konusu vurgular kanunun amacına büyük oranda yansıdı ancak nihai metinde temel amaç “sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak” olarak parlatıldı.

26 Ocak 2017 Perşembe

Türkiye'de ekonomik istikrarsızlığın farklı boyutları, beklentiler ve alternatifler

Türkiye’de ekonomik istikrarsızlığın farklı boyutları var. Bu kısa değerlendirmede üç boyutu vurgulayacağım: Birincisi Türkiye ekonomisinin temel yapısal sıkışmışlığı olan sermaye girişlerine bağımlılık, ikincisi Türkiye’de yerleşik hal alan yatırımcı demokrasisinin etkileri, sonuncusu da 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında iktidar çevrelerindeki politika tartışması ve alınan piyasacı önlemlerin sorunları derinleştirmesi. Kısacası istikrarsızlık yapısal reformlarda gecikmeden değil, piyasacılıkta ısrardan kaynaklanıyor.

2 Ocak 2017 Pazartesi

Yükselen sağ popülizm, kısa bir bilanço ve yapılabilecekler

2015 yılında Anglosakson dünyada siyaset sahnesinde büyük bankaları parçalamaktan ya da finansal sektörü toplum yararına denetlemekten bahseden siyasetçiler büyük destek topladılar. Bu destek Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Bernie Sanders’ın başkan adaylığı kampanyası sürdürebilmesini, Birleşik Krallık’ta da Jeremy Corbyn’in önce İşçi Partisi Liderliği’ne gelmesi, sonra da Tony Blair çizgisini takip eden daha piyasacı bir cepheyi 2016 yılında parti içinde tekrar yenilgiye uğratmasını sağladı. Görünüşte bu ayrım, Güney Avrupa’da sosyalizmden esinlenmiş ve kitle hareketleri ile ilişkisi sorunlu olsa da açık bir şekilde sol siyasal program savunan partilerin yerleşik partileri sallamasıyla birleşmekteydi.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma