Başlıktaki sorunun kısa bir cevabı var. Devlet finansallaşırken krizle baş etmek için alternatif tedbirler bastırılır. Süreç tersine çevrilemezse sonuç çevre ülkeler açısından bağımlılığın yeniden üretilmesi ve kırılganlıkların devamı olur.
finansallaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
finansallaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mart 2019 Pazartesi
6 Şubat 2017 Pazartesi
Türkiye Varlık Fonu: Yatırımların Finansmanı mı, Devlet Kaynaklarının Harcanması mı?
Türkiye Varlık Fonu 2016 yılında Ağustos ayında kuruldu. İlk olarak teklif şeklinde meclise gelen sonra tasarıya dönüştürülen kanun gerekçesi Türkiye’nin kalkınma hızının artırılması, çağdaş varlık yönetimi uygulamalarının Türkiye’ye aktarımına duyulan gereksinimdi. İslami finansman kullanımının yaygınlaşmasının istendiği açık bir şekilde amaç olarak belirtilmekteydi. Kalkınma amaçları doğrultusunda büyük altyapı projelerinin finansmanının kamu borcu artırılmadan sağlanması da temel bir gerekçeydi. Söz konusu vurgular kanunun amacına büyük oranda yansıdı ancak nihai metinde temel amaç “sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak” olarak parlatıldı.
14 Nisan 2016 Perşembe
Küresel sistem, finansal adacıklar ve vergi cennetlerine karşı mı?*
Panama menşeli Mossack Fonseca hukuk firmasının dosyalarının
hacker’lar tarafından ele geçirilmesi
ve Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun belgeleri inceleme
çalışmaları sonrası offshore kelimesi
bütün anlamlarıyla karşımıza dikildi. Bir yandan kıyıdan uzakta, kıyının
ötesinde demek olan bu kelime öte yandan karadan doğru gelen anlamına sahip.
Finansal terminolojide ise kendi vatandaşlarından çok başka ülkelerdeki
yatırımcıların işlemlerinin yapıldığı, oradan gelen paranın işlendiği ve
aktarıldığı yerleri tarif etmek için kullanılıyor. Offshore bu nedenle vergi cennetinden daha fazla bir anlama sahip,
finansal sektör açısından önemli merkezlere işaret ediyor ve offshore yatırım bilgileri kişisel
bilgiler olarak ele alınıp, gizleniyor.
12 Nisan 2015 Pazar
Finans ve İçerilme: Herkes için Finans ya da Sermaye için Herkes*
Finansal kuruluşlar, şirketler ve devlet bir süredir Türkiye’deki emekçileri finansal tüketiciler olarak anıyor. Hesap yapmasını bilen, temel finansal hizmetleri kendi faydası için kullanabilen, daha genel bir bağlamda ise kendi hayatını üretken bir makineye yatırım yapar gibi planlayan emekçiler yaratma isteği bu sürecin temelinde yatıyor. Yetişkin tüm bireylerin banka hesabı olması, finansal hizmetlere sorun yaşamadan erişilmesi gibi hedefler burada birer ön gereklilik halini almış durumda. Küresel Güneyde revaçta olan bu sürecin adı finansal içerme / tabana yayılma. Emekçiler açısından bazı ihtiyaçların borçlanarak karşılanması durumunun finansal kurumlar için kar elde edilebilir şekilde ve neoliberalizmi desteklemek amacıyla yeniden biçimlendirildiğini görüyoruz. Orta ve uzun vadede finansal tabana yayılma (FTB) süreci hem finansal sistemle girdiğimiz ilişkiyi hem de finansal alana bakışımızı değiştirmeye soyunmuş durumda. Türkiye’deki durum ve uygulamalar öncesinde fikrin ortaya çıkışı ve yaygınlaşmasına değinmek gerekli.
15 Şubat 2015 Pazar
Fırsat penceresi açıldı sonucu mücadele belirler*
Krizden sonra Yunanistan da dahil birçok ülkede kitlesel eylemler, grevler gerçekleşti. Ancak sermayenin programında gedik açılamamıştı. Sebebi neydi sizce?
Yunanistan’da 2010’dan bu yana 15 genel grev yaşanmış. Yunan emekçiler kendilerine dayatılan programa karşı muazzam bir direnç sergilediler. Ancak direnişin gücü ile politik ifadesine kavuşması ya da somut dönüşümlerde yansımasını bulması aynı anda gerçekleşmiyor. Bu noktada elbette siyasal örgütlerin ya da işçilerin kitlesel örgütlerinin siyasal iradelerinden ve hatalarından dem vurulabilir. Ama siyasal demokrasinin, paranın simgelediği o cemaati başka bir düzlemde eşitlediğini ve bunun devrimci dönüşümler açısından önemli bir baraj oluşturduğunu unutmayalım. Sınıf pozisyonlarımızdan yalıtılmış toplumun eşit bireyleri olarak dahil edildiğimiz siyasal alanda, toplumun bir ortak çıkarı olduğu düşüncesi yeniden ve yeniden üretiliyor. Buna eve ekmek götürmenin ya da bir iş sahibi olmanın ancak Yunanistan’ın troyka programına sadık kalmasıyla sağlanacağı propagandasını ekleyin. Bu ortak çıkar yanılgısı ve baskının, Yunan devrimcilerinin daha kısa zaman içinde ve daha büyük bir başarı elde etmesini engellediğini söyleyebiliriz.
Yunanistan’da 2010’dan bu yana 15 genel grev yaşanmış. Yunan emekçiler kendilerine dayatılan programa karşı muazzam bir direnç sergilediler. Ancak direnişin gücü ile politik ifadesine kavuşması ya da somut dönüşümlerde yansımasını bulması aynı anda gerçekleşmiyor. Bu noktada elbette siyasal örgütlerin ya da işçilerin kitlesel örgütlerinin siyasal iradelerinden ve hatalarından dem vurulabilir. Ama siyasal demokrasinin, paranın simgelediği o cemaati başka bir düzlemde eşitlediğini ve bunun devrimci dönüşümler açısından önemli bir baraj oluşturduğunu unutmayalım. Sınıf pozisyonlarımızdan yalıtılmış toplumun eşit bireyleri olarak dahil edildiğimiz siyasal alanda, toplumun bir ortak çıkarı olduğu düşüncesi yeniden ve yeniden üretiliyor. Buna eve ekmek götürmenin ya da bir iş sahibi olmanın ancak Yunanistan’ın troyka programına sadık kalmasıyla sağlanacağı propagandasını ekleyin. Bu ortak çıkar yanılgısı ve baskının, Yunan devrimcilerinin daha kısa zaman içinde ve daha büyük bir başarı elde etmesini engellediğini söyleyebiliriz.
6 Nisan 2011 Çarşamba
yükselen finans değil, bak alçalan bu karlar!
Siyasal iktisat eleştirisi içinde Marksist hattın dogmalaştırılması sonucu, finansal piyasalardaki gelişmelerin yorumlanması ve bunun üretim süreciyle ilişkilendirilmesi çabası kanımca beklenen oranda sergilenmemiştir. Hilferding’in bir nebze Marks’ı özetleyerek bir alet çantası oluşturmaya kalkması benzeri bir girişimi Mandel benzeri iktisatçılar dışında görmek büyük savaş sonrası için mümkün olmamıştır. Baran ve Sweezy’nin kıymetli çabalarını bu hat üzerine yerleştirmekten imtina ediyorum. Ancak J. B. Foster, Baran ve Sweezy üzerinden giderek bu çatallanmanın verimli sonuçlar doğuracağını ve nihai olarak bahsettiğim hattın zenginleşmesine katkıda bulunacağını göstermeye uğraşmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)