Türkiye’de kendisini sivil toplum hareketi olarak tanıtmayı
tercih eden dini bir hareket siyasal iktidara ayar verip demokrasi havarisi
görünümü sergiliyor. Kendi iktidarlarının büyük oranda bu cemaatin hegemonik
tutunum sağlama gücüne dayandığını düşünenler aynı zamanda bu cemaat olmaksızın nerede ne kadar yol alabileceklerini hesaplamaya kalkışıyorlar. Karından konuşmanın
yaygın olduğu Türkiye siyaset sahnesinde son zamanlarda pek sık rastlanılmayan
gelişmelerle açıktan adresler verilerek bir tartışma yapılıyor. Cemaat-AKP
çekişmesi resmi muhalefetin güçsüzlüğü kadar Haziran isyanının ve sokağın yarattığı
deprem nedeniyle yeniden hız kazanmışa benziyor.
13 Ağustos 2013 Salı
5 Ağustos 2013 Pazartesi
Neoliberal otoriterlik sıradanlığa mı karizmaya mı ihtiyaç duyar?
Birgün’ün iç-dış mihraklar köşesinde serbest çağrışım
yazılar kadar olmasa da daha rahat yazmak, tatildeyken de yazmak gerek. Üç
kuşağın bir araya geldiği bir geç iftar-sahur arası toplaşmada karizmatik
otorite üzerine konuştuklarımız ve çağrışımları aktarmak bu kapsama girebilir.
Daha yaşlılarımızın T.C. Başbakanının akıbeti üzerine kendi aralarında da
düşünceleri farklılaşsa da Erdoğan’ın bir karizmasının olduğu konusundaki
cümlelerine daha gençlerimizden yine farklı tonlarda olmakla birlikte bu
karizmanın sorgulanabilir olduğuna yönelik itirazlar geldi. Bir süredir
aralıklarla Weber’in Economy and Society’sinden
karizmatik otorite ile ilgili kısımları okuyan ben de konu üzerine biraz
tefekküre daldım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)