kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2019 Cuma

Asgari ücret 2020’de ne kadar olmalı?


İşçi, işveren temsilcileri ile Erdoğan yönetimi adına Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanının yer aldığı Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk toplantısını hafta içinde düzenledi. 10 Aralık’ta ikinci toplantı düzenlenecek, ay sonu gelmeden asgari ücret ilan edilecek.

Borçlu ve kaygılı: Gelir ve yaşam koşulları özeti

Türkiye İstatistik Kurumu 2006 yılından bu yana her yıl gelir dağılımı ve yaşam koşullarına dair veriler yayımlıyor. Geçtiğimiz yıl için veriler 18 Eylül’de açıklandı. Elimizde daha kapsamlı ve süreklilik arz eden bir gösterge ya da araştırma bulunmadığı için çeşitli veri toplama sorunlarına karşın dikkate almamız gereken bu sonuçlardan bir derleme yaptım. Karışık bir resim var önümüzde: Kaynayan, gelir adaletsizliği nedeniyle canı burnunda olması beklenecek bir toplum ama bir yandan da bazı grupların kendisini AKP ile özdeşleştirmesine izin verecek kadar yükselebildiği bir resim… Hayatımızın resmi.

19 Nisan 2019 Cuma

Reform/kurtarma paketi ve gidişat: Bozuk düdüklü misali

Son on günü kısaca şöyle özetleyebilirim: Devlet tasarruf çağrılarına karşılık vermeyen, çünkü açlık sınırında ücret alan çalışanları (yeniden) zorunlu olarak bireysel emeklilik sistemine katma kararlılığını ilan etti. Aynı zamanda işçinin haklı fesih kullanmasını zorlaştıracak bir düzenlemeyle, zor günde dayanacağı tazminatına da sermaye adına el koymaya niyet edildiği tekrar görüldü. Enerji sektörü ağırlıklı ve pahalı bir kurtarma hamlesi geliyor. Yaz çok sıcak geçecek.

26 Ocak 2017 Perşembe

Türkiye'de ekonomik istikrarsızlığın farklı boyutları, beklentiler ve alternatifler

Türkiye’de ekonomik istikrarsızlığın farklı boyutları var. Bu kısa değerlendirmede üç boyutu vurgulayacağım: Birincisi Türkiye ekonomisinin temel yapısal sıkışmışlığı olan sermaye girişlerine bağımlılık, ikincisi Türkiye’de yerleşik hal alan yatırımcı demokrasisinin etkileri, sonuncusu da 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında iktidar çevrelerindeki politika tartışması ve alınan piyasacı önlemlerin sorunları derinleştirmesi. Kısacası istikrarsızlık yapısal reformlarda gecikmeden değil, piyasacılıkta ısrardan kaynaklanıyor.

3 Aralık 2016 Cumartesi

İtalya’daki referandumun Türkiye ile ilgisi nedir?

Yükselen sağ ve faşizan hareketlerin ve yabancı düşmanlığının küresel ekonomik krizle irtibatı yeterince kurulmayınca ortaya tatsız anıştırmalar, yersiz benzetmeler çıkabiliyor. Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesi ile ilgili olan analizlerde de Brexit referandumuna ilişkin açıklamalarda da değişim isteği ile krizin yarattığı çöküntü arasında bağ kurma çabaları mevcuttu. Ancak bu dalganın genel karakterinin tespit edilmesi yine de gecikmiş görünüyor. 4 Aralık'taki İtalyan referandumunu bu dönüşüm, Avrupa'da siyaset sahnesindeki temel bir bölünme ve kriz karşısında esaslı politika tepkisi geliştirememe sorunu ile ilişkilendirmek gerekli. 

8 Ocak 2016 Cuma

Devre kesiciler mi, makina kırıcılar mı? Çin’de borsa çöküşleri devam ediyor

7 Ocak'ta dünya borsa tarihinin en sersemletici olaylarından birisi yaşandı. Yine Çin’de. CSI endeksi işlemlerin ilk 13 dakikasında yüzde 5 düşünce borsa oyuncularının sakinleşmesi için 15 dakika süren bir ara verildi. Bu otomatik ara sonrasında düşüş oranı yüzde 7’yi geçince Çin borsası bugün için işlemlere kapandı. 30 dakikada son derece olağandışı durumlarda kullanılması beklenen devre kesiciler (circuit-breaker) iki kez devreye girmiş oldu.

10 Temmuz 2015 Cuma

Hayali Değerler ve Geleceksellik: Kriz Tartışmasının Götürdüğü Yere Doğru (2)

Bir önceki girdide finansal kapitalizmi daha bütünlüklü kavrama ve eleştirel kampı güçlendirme fırsatından bahsettim. Kısaca kriz sonrasında eski kurumsalcı iktisatı Keynesyen gözlüklerle ya da yeni bir teori oluşturmak gayesiyle değerlendirenlerin vurgularının dikkate alınması gerektiğini belirttim. Bu bağlamda geleceksellik (futurity) bize ne anlatıyor? Diyaloğu nasıl kuracak, sonraki adımları nasıl atacağız? Bu sorulara hemen verecek cevabım yok. Ancak ilk adımlara dair bir şeyler karalayabilirim.

9 Temmuz 2015 Perşembe

Hayali Değerler ve Geleceksellik: Kriz Tartışmasının Götürdüğü Yere Doğru (1)

Biraz içe kapanık bir metin halini alsa da meraklı okuyucunun sabrıyla anlam kazanabilecek bir düşünce yumağını aktarma ihtiyacındayım. 2008 krizinin ya da daha doğru bir ifadeyle 2007-2009/12 uluslararası finansal krizi ve artçı şoklarının biçimlendirdiği dünya yoğun bir kriz tartışmasına aracı oldu. Kişisel olarak bu dönemde doktora tezi yazmış olmaktan memnunum ancak peşimi bırakmayan bir hayaletle yüzleşir gibi sürekli aynı tartışmaların etrafında dönmenin yorucu olduğunu da belirtmeliyim. Bu yorgunluğa karşın kendime saklamayayım diyerek kriz tartışmalarında ilginç bir kesişmeyi ve üzerinde çalıştığım bir noktayı burada da ele almak istiyorum.

7 Temmuz 2015 Salı

Çin'de borsa çöküşü ve ihtimaller

Dünya kapitalizmi 2008 krizi sonrası dönemde merkez ülkelerin politika tepkileri nedeniyle bir süreliğine Çin, Brezilya gibi ülkelerin yüksek büyüme oranlarını deneyimledi. Devasa ekonomisiyle Çin’in performansı kapitalizmin küresel ölçekte yaşadığı depresif eğilimlerin ciddi bir özellik arz etmediği düşüncesini korumak için Dünya Bankası gibi kuruluşlar tarafından kullanıldı. ABD ekonomisindeki 2014 ve 2015’teki zayıf toparlanma sonrasında muhtemel FED faiz arttırımının “yükselen piyasa” olarak adlandırılan ülkelere sermaye girişine darbe vuracağı ve yeni çalkantıları beraberinde getirebileceği daha görünür oldu. Avro Bölgesindeki deflasyona 2012’de ertelenen Yunan borç sorununun yeniden eklenmesiyle daha şimdiden 2015 bir kriz yılı unvanını kazandı. Bütün dikkatler Brüksel’deki görüşmelere ve Syriza’nın referandumda elde ettiği desteği nasıl harcayacağına çevrilmişken, Çin’deki finansal çöküş gündeme gecikmeli olarak yerleşti.

15 Şubat 2015 Pazar

Fırsat penceresi açıldı sonucu mücadele belirler*

Krizden sonra Yunanistan da dahil birçok ülkede kitlesel eylemler, grevler gerçekleşti. Ancak sermayenin programında gedik açılamamıştı. Sebebi neydi sizce?
Yunanistan’da 2010’dan bu yana 15 genel grev yaşanmış. Yunan emekçiler kendilerine dayatılan programa karşı muazzam bir direnç sergilediler. Ancak direnişin gücü ile politik ifadesine kavuşması ya da somut dönüşümlerde yansımasını bulması aynı anda gerçekleşmiyor. Bu noktada elbette siyasal örgütlerin ya da işçilerin kitlesel örgütlerinin siyasal iradelerinden ve hatalarından dem vurulabilir. Ama siyasal demokrasinin, paranın simgelediği o cemaati başka bir düzlemde eşitlediğini ve bunun devrimci dönüşümler açısından önemli bir baraj oluşturduğunu unutmayalım. Sınıf pozisyonlarımızdan yalıtılmış toplumun eşit bireyleri olarak dahil edildiğimiz siyasal alanda, toplumun bir ortak çıkarı olduğu düşüncesi yeniden ve yeniden üretiliyor. Buna eve ekmek götürmenin ya da bir iş sahibi olmanın ancak Yunanistan’ın troyka programına sadık kalmasıyla sağlanacağı propagandasını ekleyin. Bu ortak çıkar yanılgısı ve baskının, Yunan devrimcilerinin daha kısa zaman içinde ve daha büyük bir başarı elde etmesini engellediğini söyleyebiliriz. 

9 Şubat 2015 Pazartesi

Piyasaya mahkumiyet ve doları takip*

Amerikan dolarının Türk lirası karşılığı 6 Şubat’ta 2,47’ye ulaştı. Amerikan Merkez Bankası’nın faiz kararına bağlı olarak önümüzdeki haftalarda daha da yükselme söz konusu olabilir. Türkiye’de Merkez Bankası’nın yeni faiz indirimi kararı almaması üzerine Cumhurbaşkanının dar çevresi üzerinden yayılmaya başlayan daha sonra Cumhurbaşkanı ve eski Merkez Bankası başkanı arasındaki atışma ile devam eden gerginlik sırasında da dolar yükselişteydi. Bu nedenle son haftalarda sürekli döviz kuru haberleri ve olası etkileri üzerine yorumlar görmeye başladık.

18 Temmuz 2014 Cuma

Kutsal ruh, Merkez Bankası ve piyasaya iman

Geçen hafta Portekiz’de Banco Espírito Santo (BES ya da Kutsal Ruh Bankası!) üzerinden Avrupa’da spekülatif bir dalga oluştuğunu gözlemledik. Bir İspanyol Bankası’nın tahvil ihracından vazgeçmesi, Yunan tahvillerine talebin azalması ve Avrupa’da borsa düşüşleri ile birleşince yeni bir kriz başlangıcı düşüncesi görünür oldu. Ancak aynı günlerde finansal oynaklıklar sonrası görülen bir olgu olarak yine uluslararası piyasalar ve fonlardan Portekiz tahvillerine destekler de geldi.

19 Nisan 2013 Cuma

Hata mı atmosferik basınç mı?


Harvard’dan Prof. Carmen Reinhart ve Prof. Kenneth Rogoff This Time is Different çalışmalarıyla akademik dünyaya derli toplu bir finansal kriz tarihçesi hediye etmekle kalmadılar. Bu ve buna eşlik eden makaleleri, raporları ile kamu borcu ve büyüme arasındaki ilişkiyi masaya yatırıp, “bu ilişki biraz muğlak ve elimizde net bir kanıt yok” diyerek birçok iktisatçının geçiştirdiği eşik sorununu incelediler. Soru şuydu: Kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranı hangi seviyede olursa ekonomik faaliyet açısından bir tehdit teşkil etmez? Çok sayıda ülkenin kamu borcu /GSYH oranları üzerinden yaptıkları hesaplamalar bu muğlaklığı ortadan kaldırdı. Borç oranı % 90’ı geçtiğinde ekonomiye radikal denilebilecek bir etkide bulunuyor ve tehlike çanları çalıyordu.

13 Aralık 2011 Salı

teknokrasi her eve lazım

Finansal piyasalarla kurduğumuz ilişki gerçek yaşam koşullarıyla kurduğumuz ilişkinin hakim rengini vermeye başlıyorsa ya da belirleyeni konumundaysa bu durumda gündelik yaşamın finansallaşmasından bahsedilebilir. Hanehalkı borcunun artması ya da borç temelli finansal genişleme enstrümanlarına atıfta bulunarak yapılabilecek tanımlara bir ek yapmak gerekirse burada piyasayla girilen ilişkinin politik ve kurucu bir nitelik taşıdığını eklememiz gerekiyor; ayrıca bu ilişkilenme tarzına müdahale edemeyen eylemlilik sonuçsuz kalarak finansal piyasaların muktedir görünümüne destek oluyor. Bu kaydı düşmeksizin kriz sonrasında devrimci bir duruma en çok yaklaşılan örnek olarak Yunanistan’da yeniden yapılandırma programını uygulamak üzere teknokratik bir iktidarın iş başına geçirilmesi ve göreve başlamasını açıklamakta zorlanacağımız kesin.

8 Aralık 2011 Perşembe

birimiz hepimiz, hepimiz Europa için!


Zeus, Girit’e kaçırdığı Europa’ya adanın koruyucusu olan Talos, avının peşini bırakmayan bir köpek ve hedefi hiç ıskalamayan bir mızrak bırakır. Bu tanrıça figürünü her fırsatta kullanan Avrupa Birliği içinse işler mitolojideki gibi gitmiyor. Yine de kapitalizmin ve finansal piyasaların hediyesi krizle başa çıkmaya çalışırken elinde avucunda ne varsa kullanan AB teknokratları koruyucu finansal düzenlemeler, hedefinden vazgeçmeyen bir mali disiplin ve bu disipline uymayanları dürtecek bir ceza sistemi üzerinde kafa yormaya devam ediyorlar. Bu çabanın somutlaşmış bir ismi de var artık: Merkozy (Merkel + Sarkozy). Ancak buna gelmeden önce teknokratikleşme ve finansal disiplini tüm topluma dayatmanın başka örnekleri üzerinde durmak gerekiyor.

27 Eylül 2011 Salı

bir itiraf ve yeni bir plan

Finansal piyasalara bakıldığında büyük bir kaosun eşiğinde olduğumuz söylenebilir. Alessio Rastani 26 Eylül sabahı BBC news’te durumu özetledi: “Bir itirafta bulunmam gerekirse üç yıldır bu anı düşlüyorum. Her gün yatağıma gidiyor ve başka bir resesyonu düşlüyorum”.

14 Eylül 2011 Çarşamba

kriz sahnesinde devam eden kötü oyunculuklar!

Yunanistan’ın kamu borcu ve iflası ile ilgili söylentiler ve beklentileri Yunan trajedisine benzetenler bu hikayenin Yunanistan’dan kaynaklandığını ima ettikleri oranda yanlış bilgilendirmede bulunuyorlar. Hikayenin gidişatı nedeniyle böyle bir çıkarımda bulunmak da yanlış.

9 Ağustos 2011 Salı

bugünün takası yarına kalırsa

Yunanistan’da 28-29 Temmuz’daki grevlerin siyasal sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Ancak Yunan borcunun yeniden yapılandırılması için öne sürülen programlarda borcun geri ödemesinin orijinal getiri hesaba katıldığında (bankaların açıkladığı rakama göre) ortalama % 21’lik bir kesintiyle yapılması Avrupa Birliği bürokratları ve borç yeniden yapılandırılmasına katkı sunacak özel sektör temsilcileri tarafından kabul edilmiş görünüyor.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

kur-faiz değil, iktidar sarmalı

Devalüasyon kısaca paranın değerinin düş(ürül)mesi anlamına geliyor. Bu bir meta olarak kullanım değeri başka metaların değişim değerini ifade etmek olan paranın kendi değerinin yine başka metalar olarak başka para birimleri karşısında düşmekte olduğunu anlatıyor. Paranın değerinin düşmesi sonucu bir beklenti de aynı miktarda parayla girilen değişim ilişkisi sonucunda daha az metaya sahip olmak anlamına geliyor. Peki devalüasyon, kur farklarının çok büyük önem taşıdığı günümüz kapitalizminde rekabet gücüne etkide bulunduğu oranda bahsedilen göreli yoksunlaşma durumunu kısa ya da orta vadede ortadan kaldırabilecek bir nitelik de sergiliyor mu?

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma