6 Aralık 2019 Cuma
Asgari ücret 2020’de ne kadar olmalı?
Borçlu ve kaygılı: Gelir ve yaşam koşulları özeti
19 Nisan 2019 Cuma
Reform/kurtarma paketi ve gidişat: Bozuk düdüklü misali
26 Ocak 2017 Perşembe
Türkiye'de ekonomik istikrarsızlığın farklı boyutları, beklentiler ve alternatifler
3 Aralık 2016 Cumartesi
İtalya’daki referandumun Türkiye ile ilgisi nedir?
8 Ocak 2016 Cuma
Devre kesiciler mi, makina kırıcılar mı? Çin’de borsa çöküşleri devam ediyor
10 Temmuz 2015 Cuma
Hayali Değerler ve Geleceksellik: Kriz Tartışmasının Götürdüğü Yere Doğru (2)
9 Temmuz 2015 Perşembe
Hayali Değerler ve Geleceksellik: Kriz Tartışmasının Götürdüğü Yere Doğru (1)
7 Temmuz 2015 Salı
Çin'de borsa çöküşü ve ihtimaller
15 Şubat 2015 Pazar
Fırsat penceresi açıldı sonucu mücadele belirler*
Yunanistan’da 2010’dan bu yana 15 genel grev yaşanmış. Yunan emekçiler kendilerine dayatılan programa karşı muazzam bir direnç sergilediler. Ancak direnişin gücü ile politik ifadesine kavuşması ya da somut dönüşümlerde yansımasını bulması aynı anda gerçekleşmiyor. Bu noktada elbette siyasal örgütlerin ya da işçilerin kitlesel örgütlerinin siyasal iradelerinden ve hatalarından dem vurulabilir. Ama siyasal demokrasinin, paranın simgelediği o cemaati başka bir düzlemde eşitlediğini ve bunun devrimci dönüşümler açısından önemli bir baraj oluşturduğunu unutmayalım. Sınıf pozisyonlarımızdan yalıtılmış toplumun eşit bireyleri olarak dahil edildiğimiz siyasal alanda, toplumun bir ortak çıkarı olduğu düşüncesi yeniden ve yeniden üretiliyor. Buna eve ekmek götürmenin ya da bir iş sahibi olmanın ancak Yunanistan’ın troyka programına sadık kalmasıyla sağlanacağı propagandasını ekleyin. Bu ortak çıkar yanılgısı ve baskının, Yunan devrimcilerinin daha kısa zaman içinde ve daha büyük bir başarı elde etmesini engellediğini söyleyebiliriz.
9 Şubat 2015 Pazartesi
Piyasaya mahkumiyet ve doları takip*
18 Temmuz 2014 Cuma
Kutsal ruh, Merkez Bankası ve piyasaya iman
19 Nisan 2013 Cuma
Hata mı atmosferik basınç mı?
13 Aralık 2011 Salı
teknokrasi her eve lazım
8 Aralık 2011 Perşembe
birimiz hepimiz, hepimiz Europa için!
Zeus, Girit’e kaçırdığı Europa’ya adanın koruyucusu olan Talos, avının peşini bırakmayan bir köpek ve hedefi hiç ıskalamayan bir mızrak bırakır. Bu tanrıça figürünü her fırsatta kullanan Avrupa Birliği içinse işler mitolojideki gibi gitmiyor. Yine de kapitalizmin ve finansal piyasaların hediyesi krizle başa çıkmaya çalışırken elinde avucunda ne varsa kullanan AB teknokratları koruyucu finansal düzenlemeler, hedefinden vazgeçmeyen bir mali disiplin ve bu disipline uymayanları dürtecek bir ceza sistemi üzerinde kafa yormaya devam ediyorlar. Bu çabanın somutlaşmış bir ismi de var artık: Merkozy (Merkel + Sarkozy). Ancak buna gelmeden önce teknokratikleşme ve finansal disiplini tüm topluma dayatmanın başka örnekleri üzerinde durmak gerekiyor.
27 Eylül 2011 Salı
bir itiraf ve yeni bir plan
Finansal piyasalara bakıldığında büyük bir kaosun eşiğinde olduğumuz söylenebilir. Alessio Rastani 26 Eylül sabahı BBC news’te durumu özetledi: “Bir itirafta bulunmam gerekirse üç yıldır bu anı düşlüyorum. Her gün yatağıma gidiyor ve başka bir resesyonu düşlüyorum”.
14 Eylül 2011 Çarşamba
kriz sahnesinde devam eden kötü oyunculuklar!
Yunanistan’ın kamu borcu ve iflası ile ilgili söylentiler ve beklentileri Yunan trajedisine benzetenler bu hikayenin Yunanistan’dan kaynaklandığını ima ettikleri oranda yanlış bilgilendirmede bulunuyorlar. Hikayenin gidişatı nedeniyle böyle bir çıkarımda bulunmak da yanlış.
9 Ağustos 2011 Salı
bugünün takası yarına kalırsa
Yunanistan’da 28-29 Temmuz’daki grevlerin siyasal sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Ancak Yunan borcunun yeniden yapılandırılması için öne sürülen programlarda borcun geri ödemesinin orijinal getiri hesaba katıldığında (bankaların açıkladığı rakama göre) ortalama % 21’lik bir kesintiyle yapılması Avrupa Birliği bürokratları ve borç yeniden yapılandırılmasına katkı sunacak özel sektör temsilcileri tarafından kabul edilmiş görünüyor.
1 Ağustos 2011 Pazartesi
kur-faiz değil, iktidar sarmalı
Devalüasyon kısaca paranın değerinin düş(ürül)mesi anlamına geliyor. Bu bir meta olarak kullanım değeri başka metaların değişim değerini ifade etmek olan paranın kendi değerinin yine başka metalar olarak başka para birimleri karşısında düşmekte olduğunu anlatıyor. Paranın değerinin düşmesi sonucu bir beklenti de aynı miktarda parayla girilen değişim ilişkisi sonucunda daha az metaya sahip olmak anlamına geliyor. Peki devalüasyon, kur farklarının çok büyük önem taşıdığı günümüz kapitalizminde rekabet gücüne etkide bulunduğu oranda bahsedilen göreli yoksunlaşma durumunu kısa ya da orta vadede ortadan kaldırabilecek bir nitelik de sergiliyor mu?