13 Temmuz 2018 Cuma
Bir performans olarak 24 Haziran sonrası
Ekonomide çözüm: Neoliberal patikadan çıkış
IMF partisi mi alternatifler mi?
Seçim sonrası sert iniş senaryosu güç kazanıyor
12 Temmuz 2018 Perşembe
Hükümetin el kitabından bölümler: Baskın seçim sürecinde madde madde yapılacaklar
7 Ağustos 2015 Cuma
Yersiz gerinme ve kifayetsizlik: Amerikan Cumhuriyetçilerinin tartışması üzerine tespitler
6 Haziran 2015 Cumartesi
Bozuk pusulalar ve oy ağaçları
2 Haziran 2015 Salı
Olasılıklar ve olmayacak işler
10 Ağustos 2014 Pazar
seçim ve erken sonuç üzerine
2 Ekim 2013 Çarşamba
Çifte kavrulmuş korkular
1 Ekim 2013 Salı
Reform dediğin kaç paket?
29 Haziran 2011 Çarşamba
ağız tadı kaçmış memlekette rüküş aktiviteler
Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ti yanılmıyorsam, daha Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarından tutuklu bulunan milletvekillerinin durumuna dair mahkemelerden haber gelmemiş ama Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesine dair konsensus devlet katında büyük oranda sağlanmışken, YSK kararından girdi, gösterilerden çıktı; “memleketin ağzının tadını kaçırmasınlar” dedi. Ben mahalledeki komşu kavgası üzerine emekli albay açıklaması yapanlar gibi kendi egemenliğini söz-edim üzerinden tekrar hatırlatan insanı bol bu memleketin ağız tadının ne zaman yerine geldiğini merak ededurayım, bir başka Türk orta boyu (büyüyünce büyük olacak) ortadaki siyasi kriz için “gündemi takip edemedim, büyüklerimiz bilir” dedi. O sırada milletvekilliği mazbatasını almış, kayıt yaptırmış ama memleketin nadide bir köşesindekilere verdiği motifli kravat takma sözü henüz gazeteciler tarafından kendisine hatırlatılmamıştı. Egemenin istisna halini belirlemesi karşısında iki yol var sanıyorum: ya tüm gücünle mücadele edeceksin ya da büyüklerin bildiğini itiraf edeceksin. Egemene tabiyetin bu veciz ifadesi, meclisin barındırdığı büyük düşünürlerin gelecekteki açıklamalarının siyasal düşünceye sunacağı katkıların ipuçlarını veriyor olabilir!
20 Nisan 2011 Çarşamba
Yerelde ağır cezaya veririm de genelde yine yüksek mahkemeye basayım mührü!
Yüksek mahkeme niteliği taşıyan Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuki düzenlemeleri iyi bilip, ya tutarsa mantığıyla işine göre çarpıtmada bulunduğunu söyleyebiliriz. Milletvekili adaylarından sabıka kaydı olanlarının memnu haklarının iadesine dair kararı dosyalarına koyması gerektiğini belirten YSK kararı Türk Ceza Kanunu’nun 53. Maddesindeki düzenlemelerle açıkça çelişiyor.
22 Eylül 2010 Çarşamba
defer-andum
Evet diyen devrimciler ülkücülerle nasıl yan yana geldi benzeri sorularla, Son Söz gibi saçma isimli programlar yapan NTV’nin “işte marjinaller de söz alıyor” benzeri tarafsızlık reklamlarına kanacak değilim. Ama referandum öncesi mikrofon tuttukları insanlarda özel olarak anayasa paketinin içeriğini bilmeyenleri ayıklayıp vurguladıklarını da düşünmüyorum. Prestijinin bir kısmını geri kazanan burjuvazinin vazgeçilmez istatistikçisi Tarhan Erdem de buyurmuştu zaten, “seçmenin sadece onda biri paketin içeriğine göre oy veriyor” şeklinde. Belki de Şerif dedenin işaret ettiği üzere stereotipler üzerinden konuşmak anlamsızlaşıyor. Grafikçi tutmaktan aciz, tıynetinde acelecilik olan cemaatçi Aksiyon dergisi gibi laikler bölündü diyenlerden Taraf’ın mantar gibi her yerden çıkan tetikçilerinden Ümit Kıvanç gibi bu hayırcılar solcu değil diyenine kadar rüyasında istediği gerçek olarak karşısına çıkıvermiş hevesine kapılanların bolluğu referandum üzerine yazmayı zorlaştırıyor. Hiçbirine laf yetiştirmemek lazım, belki de.