“Moorgate’ten devam edip Prince sokağına girdiğimizde
konferans mekanına birkaç yüz metre kaldığını fark eden delegasyonumuzun en
yaşlı üyesi bir kahve molası için durup dinlenme zamanı olup olmadığını sordu.
Asık suratlı maliye bakanları ve bankacılarla toplantı salonuna girmeden önce
pek vakit geçirmek istemediği her halinden belliydi. Belki de son kez notlarına
bakıp silinmesi gereken borç miktarına ilişkin daha keskin cümleler kurmayı
arzuluyordu.”
31 Aralık 2014 Çarşamba
25 Aralık 2014 Perşembe
Devlet Bankalarını Kamusallaştırmak: Kamusal Finans ve Olanaklar
Bir süredir sosyalist
yayın organları aracılığıyla devam eden kamusallaştırma ya da müşterekleştirme
tartışmasına Türkiye’deki devlet bankalarını tartışarak bir ek yapmak
niyetindeydim. Begüm Özden Fırat ve Fırat Genç’in mustereklerimiz.org’daki
katkısı vesile oldu.[1]
Tartışmaya katkıda bulunanların argümanlarını özetleyen ve neoliberalizm
karşıtı hareketlere etkide bulunan temel perspektifleri kategorize eden, aynı
zamanda Müştereklerimiz içindeki kolektif süreci yansıtan Fırat ve Genç
örgütlenme kapasitesinin yıkımı nedeniyle yaşanan yenilgi karşısında
“özgüçlenme ve ütopyacı uğrakları açığa çıkarma” çağrısında bulunuyorlar.
Yazarların ifadesiyle makro ve mikro stratejiler arasında bir geçişkenlik ve
bakışımlılık yaratmak toplumsal muhalefetin esas görevi olarak görünmektedir.
21 Ekim 2014 Salı
Vakıfbank Operasyonu Ne Anlama Geliyor?
Adalet ve Kalkınma Partisi birden fazla unsuru olan bir bankacılık düzenlemesini (Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı) 20 Ekim’de Meclis’e taşıdı. Söz konusu tasarı Tasarruf Mevduat ve Sigorta Fonu (TMSF) işlemlerinden Hazine Müsteşarlığı yetkilerine kadar çok sayıda düzenleme içeriyor. Ancak en dikkat çeken nokta Vakıfbank’ın mülkiyetini elinde bulunduranlarda değişiklik öngörülmesi, daha net bir ifadeyle Vakıfbank’ın Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan hisselerinin Hazine’ye devredilmesi oldu. Vakıfların giderleri için bir gelir akışı sağlayacak fon yaratılması gerekçesi hükümete yakın yayın organları tarafından ön plana çıkarıldı. Meclis’te komisyon aşamasında bulunan kanun tasarısında ise bununla birlikte çok daha fazlası gerekçe olarak açık bir şekilde dile getiriliyor. Ancak ilginçtir, kamuoyunda bu gerekçeler yeterince incelenmeden, gerçekleştirilenin bir özelleştirme hazırlığı olduğu ve Vakıfbank’ın kamulaştırılacağına dair değerlendirmeler aynı gün içinde yapıldı.
26 Eylül 2014 Cuma
Yeni Türkiye bir “Tatlı Rüyalar” cover’ı mı?
Önce Marilyn Manson’ın olduğunu düşündüğüm, aradan zaman
geçtikten sonra orijinal halinin ayırdına varıp 1980’ler sonu ya da 1990’lar
başlarında belki de televizyonda ama nasıl bir bağlamda dinlemiş olduğumu hatırlamaya
çalıştığım bir parça “sweet dreams are made of this”. O zamandan bu yana
onlarca kez dinledim. Her sene bir cover’ına rastladım diyebilirim. 2014 yapım tarihli ve hikayesi 1983’te geçen Halt and Catch Fire promosunda yer aldıktan
sonra tekrar aklıma düştü.
4 Eylül 2014 Perşembe
Kamu borcunda pari passu, ya da sermayenin ayakbağı eskiden nasıl bir kozdu? (II)
İlk kısımda pari passu
(eşit davranma) maddesinin yatırımcılar ama özellikle hedge fonları açısından devletleri, borçlarını tamamen ödemeye
zorlama ya da yeniden yapılandırma koşullarından daha avantajlı ödemeler
koparma amacıyla kullanılmaya başlandığını belirttik. Bu pratik 1990’lardan
itibaren yayıldı. 2005 sonrasında Arjantin yapılandırmasını takiben dava sayısında
fırlama yaşandı. ABD Yüksek Mahkemesinin Haziran ayındaki onaması o zaman
başlayan sürece ilişkin olsa da Arjantin’in Temmuz sonundaki temerrüt kararı bu
anlayışa darbe vurmuş görünüyor. Ancak Arjantin’in varlıklarına el koymak üzere
çeşitli ülkelerde davalar açan fonlarla hukuk mücadelesi daha uzun yıllar devam
edecek. Buna karşın benzer belirsizliklerin yaşanmaması için çerçeve ihtiyacı
söz konusu. Çünkü çeşitli tazminat ve ödemelerle süregiden bu hukuki mücadele
büyük resmin bir boyutunu oluşturuyor.
3 Eylül 2014 Çarşamba
Kamu borcunda pari passu, ya da sermayenin ayakbağı eskiden nasıl bir kozdu? (I)
Kamu borç
kağıtları birçok finansal işlem için referans teşkil eden ve güvence unsuru
olarak kabul edilen menkul kıymetler. Ancak kıymetin simgelediği borcun
öden(e)memesi durumunda, tarih boyunca birçok kez olduğu üzere çıplak güç
kullanımından yaptırımlara, sermaye boykotundan piyasalarda
marjinalleştirilmeye çeşitli uygulamalar gündeme gelebiliyor. Siyaset
onyıllardır ticari bir sözleşme olarak kabul edilen bir anlaşmanın maddelerinin
nasıl yorumlanması gerektiği üzerinden kopan fırtınalarla yol aldığı gibi,
kavganın yansımaları yaptırımlar ve mücadele ile alakalı bir şekilde doğrudan
gündelik hayatlarımıza etki ediyor.
10 Ağustos 2014 Pazar
seçim ve erken sonuç üzerine
Cumhurbaşkanlığı seçimi kanımca erken sonuçlandı. Bu kadar da olmaz herhalde dediklerim yinelendi. Bundan bir hafta kadar önce bir iletişim listesine kabaca
şunları yazmıştım:
seçmen sayısı 53 milyona dayanmış. katılım oranının %
89 olduğu 30 mart seçimlerinde belediye meclis üyeleri sonuçlarını
hatırlayalım: akp 19,469 milyon, chp 11,423 milyon, mhp 7,907 milyon oy
aldı.
7 Ağustos 2014 Perşembe
Bank Asya manipülasyonu ve devam eden çekişme
Bir gün içinde % 7 yükseliş, ertesi gün % 10’a varan düşüş
ve tepki alımlarıyla düşüş oranının % 6’ya yaklaşması. Sonra işleme kapatma… Sıradan
bir şirket için bile dikkate değer bir hareketlilik. Kaldı ki bu yükseliş ve
inişler doğrudan hükümet sözcülerinin açıklamalarından kaynaklanınca ve söz
konusu son 8 aydır aralıklarla konuşulan bir banka olunca yakından bakmakta
fayda var.
18 Temmuz 2014 Cuma
Kutsal ruh, Merkez Bankası ve piyasaya iman
Geçen hafta Portekiz’de Banco Espírito Santo (BES ya da Kutsal Ruh Bankası!) üzerinden Avrupa’da spekülatif bir dalga oluştuğunu gözlemledik. Bir İspanyol Bankası’nın tahvil ihracından vazgeçmesi, Yunan tahvillerine talebin azalması ve Avrupa’da borsa düşüşleri ile birleşince yeni bir kriz başlangıcı düşüncesi görünür oldu. Ancak aynı günlerde finansal oynaklıklar sonrası görülen bir olgu olarak yine uluslararası piyasalar ve fonlardan Portekiz tahvillerine destekler de geldi.
17 Temmuz 2014 Perşembe
Yine ayakkabı, saat ve kültür savaşları
Yaşam tarzının parçası olarak da tanımlanan kültürel tüketim
ve bunun anlamlandırılması ve anlatılması üzerinden bir mücadele devam ediyor.
Bu mücadele, kimine göre kültür savaşı AKP döneminde başlamadı ama çok özgün ve
merkezi bir yere son 10 yılda oturdu. Kamusal alanda ne söylediğimiz, ne
yaptığımız değil bunun ötesinde özel alan olarak tanımlanabilecek yerlerde
nasıl davrandığımız ve bunu kamusal alanda nasıl pazarladığımız öne çıkıyor. Bu
idealleştirilmiş versiyonuyla (kanımca savunulamayacak) liberal demokrasiden, kamusal tartışmanın ve sözün hüküm sürdüğü ve liberal
demokrasi diyebileceğimiz bir düzenlemeler bütününden biraz farklı bir yerde debelendiğimizi
gösteriyor.
24 Haziran 2014 Salı
Hasar tespitine daha var
Daha önceki taslak metin ile karşılaştırıldığında mini
düzenleme olarak adlandırılabilecek bir YÖK yasa tasarısı meclise sunuldu.
Genel kurulda ne zaman görüşüleceği ile ilgili henüz bir bilgi yok. Ancak yayımlanan
haberler nedeniyle öğretim elemanlarına yeni bir cendere anlamına geldiği ve YÖK’ün aşırı güçlendirildiği düşüncesi hakim. Burada fikri takip eksikliğinden
kaynaklı yorumların önüne geçmek için birkaç uyarıda bulunma isteği içindeyim. Sağlık
Bakanlığı yetkileri ve öğrencilerin haklarıyla ilgili düzenlemelere girmeden
söyleyeceklerim var.
6 Mart 2014 Perşembe
previously on...
Dizi izler gibi ses kaydı takibinden yorulmak mümkün. Ne zaman hangi kayıt çıktı, ne oldu takip etmek zorlaştı. Kayıt günlüğüne bianet'ten erişilebileceği gibi "çıkan kısmın özeti"ne de bakılabilir. bu derlemeyi olduğu gibi aktarıyorum. Dursun, sonra (yıllar boyunca) konuşacağız:
23 Şubat 2014 Pazar
Rejimin Adını Sen Sor!
Teessüf ederiz. Ben kendi adıma ederim, başkaları da benimle
hemfikir olsun diye yazıyorum. Bu ülkede taşra üniversitelerinde çeşitli
soruşturmalara ve baskılara maruz kalan, merkezde ise en iyi ihtimalle esamisi
okunmayan eleştirel sosyal bilimciler ben üniversiteye girdim gireli, ki
oldukça uzun bir süre geçti, 12 Eylül ortamının içinde yaşadığımıza dair yazar-çizerler.
Akademide bulunmayan işçi sınıfının organik aydınlarını saymasak bile yeterli
birikim mevcuttur. Onca makaleyi okuma zahmetine katlanmadınız, “otoriter rejim
nedir”, “bir türlü demokratikleşemiyoruz, acaba neden?” diye düşünmediniz,
tamam ama en azından köşekadılığı yaparken “bu nasıl bir rejim, sosyal
bilimciler bunu da açıklasın?” demenin ne alemi var? Bu özgüven nereden
geliyor?
19 Şubat 2014 Çarşamba
Ne Kararlar Gördüm Yok Hükmündeydiler
Bugün Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun iç işleyişi ve
karar mekanizmalarını da düzenleyen yasal değişiklikle ilgili olarak ana
muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Olağanüstü zamanlardan
geçtiğimizin bir nişanesi daha karşımızda duruyor, çünkü bu bir iptal başvurusu
değil. Söz konusu olan bir yok hükmünde sayılarak iptal başvurusu. Ortada yasama organı
tarafından kabul edilmiş, Cumhurbaşkanı’na onay için gönderilmiş ancak henüz
onaylanmadığı için Resmi Gazete’de yayımlanmamış ve bu nedenle yürürlüğe girmemiş
bir kanun duruyor.
18 Şubat 2014 Salı
Haklılık ve pozitif siyaset üzerine “gerçekçi” olmayan bir değini
Son iki haftada bir siyasal toplantıya bir de akademik
konferansın kapanış oturumuna katıldım. Biri önemli siyasetçi, biri saygı
duyulan akademisyen olmak üzere iki figürün söylediklerine değinmek istiyorum.
Memleketin harala gürelesi ve rejimin niteliği üzerine yazılacaklar var. Onlar
başka girdilere kaldı. Bulanık suda balık avlanmayacağından ertelemeye devam…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)