Zamanı değil, ne çaresizlik iddiasına değinmenin, ne de bir değiniyi referanslara boğmanın. Ama savaş dezenformasyonu ve devletin yok
edici aygıtı karşısında birilerini suçlama eğilimine karşı laf etmekten geri
durmayasım var.
kürt hareketi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kürt hareketi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Aralık 2015 Pazartesi
11 Eylül 2015 Cuma
Bu kadar bilinmeze karşın umut ve mücadele
(Aceleci okuyucuya bir uyarı: Bu yazı herhangi bir kişi ya
da kuruma yaranmak için kaleme alınmış veya Türkiye’de geçer akçe politik
konumları destekleyen bir yazı değil. Buradan vurucu slogan da el kitabı da
çıkmaz, ancak yaşadığı cehennemi açıklamaya çalışan bir siyaset bilimcinin
gözlemleri ve öfkesi yine de faydalı olabilir)
25 Temmuz 2015 Cumartesi
bombalamalara karşı barış, bizi öldürmek isteyenlere karşı mücadele!
İki gün içinde ardı ardına bombalamalar gördük. Bunların iki
ayağı var: Suriye’de IŞİD mevzileri ve Güney’de PKK kampları. Savaş
borazanlarının gözünde birbirleriyle bağlantılı olabilirler ama farklılar ve
farklılıkları önemli.
9 Aralık 2013 Pazartesi
Yanlıştan doğru çıkartmak
Gewer’de PKK gerillalarının mezarları tahrip edildiği için
yapılan protesto gösterisinde iki kişi hayatını kaybetti. Haberleri TGRT denen
kanal-izasyondan geçen akşam öğrendim. Aynı saatlerde sanal alemde akan
haberleri aktarıyordu sevdiceğim, neredeyse altı ay önce Dikmen’de olan
bitenlere dair ne yapacağımızı bilememe durumunun verdiği sıkıntının aynısı bir
ses tonuyla. O gece evden çıkmanın pek akıllıca olmadığını söylüyordum,
ustream’den birkaç yüz metre ötemizdeki evlerin balkonlarını ve insanların
böğürlerini hedef alarak gaz bombası atan polisleri izlerken.
19 Haziran 2013 Çarşamba
2014 planı akamete mahkum mu?
Direnişin
gündemi tartışmayı değiştirse de AKP’nin bundan sonra ne yapacağı halen temelde
Kürt hareketiyle yürütülen müzakerelere ve hareketin tepkilerine, bunun Türkiye
coğrafyasındaki rezonansına bağlı. Yakın tarihte yaklaşık üç yıla yayılan Oslo görüşmeleri 2008’de başladı. Görüşmelere katılanlardan
öğrendiğimize göre 2011 ortalarına kadar 8 ya da 9 görüşme yapıldı. Bu
görüşmeler sırasında Öcalan bir yol haritası ve sonrasında da protokol
hazırladı. Popüler kültürde ve gündelik medya dilinde bir projeyi
ifadelendirmek için “yol haritası” teriminin kullanılması da özellikle Habur
sonrası, Kürt hareketi ile devlet temsilcilerinin görüşleri arasında belirgin
bir farklılık olduğunun açığa çıkması da 2009-2010’a denk düşüyor. Bu
görüşmeler bitmeden KCK operasyonunun başladığını ve 2011 ortasında Silvan
olayı sonrasında Erdoğan ve dar kadrosuna (tabiyet kültürü AKP saflarında
egemen olduğu için de oradan bütün AKP kollarına) son bir hamle yapma ya da
popülerleştirilmiş versiyonuyla “son savaş”a kalkışma düşüncesinin egemen
olduğunu biliyoruz. KCK davasının cadı avına dönüşmesi bu düşüncenin uzantısı
iken 2012 yazında PKK’nin “halk savaşı” jargonunu kullanması ve Hakkari’de
geniş ölçekli operasyonlara kalkışması da buna verilen tepki. Ancak retrospektif
bir değerlendirme, 2012 kabusunun, Oslo görüşmeleri’nde mektup trafiği ile
sınırlı bir etki sahibi olan ve son önerileri masadaki KCK kadrolarına
iletilmeyen Öcalan’ın daha merkezi bir konumda dahil edildiği yeni bir tur
görüşme öncesi manevralardan ibaret olduğunu anlatacaktır.
28 Mart 2013 Perşembe
Ne oluyor, kuzum?
Karşılıklı bir gaz verme sürecinden geçiyoruz. Kürt
hareketinde önemli isimler AKP odaklı İslamcıların en büyük arzusunun
anlaşıldığını ifade eden bir şekilde Türkiye’nin bölgesel güç olma imkanının
Türkiye’de bir iç barışın tesisinden geçtiğini dillendiriyor. AKP içindense,
biraz da görüşmelerin seyri hakkında çok az kişinin bilgi sahibi olması ve
takvim belirsizliği etkisiyle mutedil ancak “gün barış günüdür” cümlesinden
geride durmayan açıklamalar geliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)