11 Ekim 2016 Salı
Extended Life of Islamism and the Riddles of Turkish Politics after the July Coup Attempt
10 Kasım 2015 Salı
en kanlı seçim kampanyası ve bazı muteber şirketlerin rakamları
6 Haziran 2015 Cumartesi
Bozuk pusulalar ve oy ağaçları
6 Mart 2014 Perşembe
previously on...
27 Haziran 2013 Perşembe
Başkanlık, bağımsız yargı ve iç ürpermesi
19 Haziran 2013 Çarşamba
2014 planı akamete mahkum mu?
6 Haziran 2013 Perşembe
Gezi olayı ve siyaset merceği
28 Mart 2013 Perşembe
Ne oluyor, kuzum?
6 Şubat 2012 Pazartesi
saçmalıklar ve kırılganlık
Zamanın en önemli trolü T.C. başbakanı gündemi belirlemeye devam ediyor. Bütün ülke yerine konulan İstanbul ve Ankara kurumları ile üniversite, devlet kurumları ve iktidar yumağına dolanmışlar Erdoğan’ın ağzından çıkan birkaç kelime üzerinden tartışıyor, birbirini suçluyor ya da böyle tavır almalı diyor. Bütün bu tartışmayı görmezden geldiğimiz gün, gündemi eleştirel bir konumdan belirlemeye başlamışız demektir.
16 Ocak 2012 Pazartesi
Türkiye’deki devlet biçimi ve yeni rejim
Devlet biçiminde değişiklik ne demektir? Kapitalist devlet üzerinden yapılan bir dönemlendirmenin siyasal bir konum alırken kullanılabilmesi için hangi alanlara dair gözlemlerin çözümlemenin içine katılması gerekir? Bunlar devlet kuramı üzerine kafa yoranların uğraşmaya devam ettikleri sorulardan birkaçı. Bir de AKP döneminde yeni bir evreye girip girmediğimize dair, Türkiye’de devlet aygıtı ve rejimin niteliğinde bir değişme olup olmadığına dair sorular var.
29 Haziran 2011 Çarşamba
ağız tadı kaçmış memlekette rüküş aktiviteler
Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ti yanılmıyorsam, daha Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarından tutuklu bulunan milletvekillerinin durumuna dair mahkemelerden haber gelmemiş ama Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesine dair konsensus devlet katında büyük oranda sağlanmışken, YSK kararından girdi, gösterilerden çıktı; “memleketin ağzının tadını kaçırmasınlar” dedi. Ben mahalledeki komşu kavgası üzerine emekli albay açıklaması yapanlar gibi kendi egemenliğini söz-edim üzerinden tekrar hatırlatan insanı bol bu memleketin ağız tadının ne zaman yerine geldiğini merak ededurayım, bir başka Türk orta boyu (büyüyünce büyük olacak) ortadaki siyasi kriz için “gündemi takip edemedim, büyüklerimiz bilir” dedi. O sırada milletvekilliği mazbatasını almış, kayıt yaptırmış ama memleketin nadide bir köşesindekilere verdiği motifli kravat takma sözü henüz gazeteciler tarafından kendisine hatırlatılmamıştı. Egemenin istisna halini belirlemesi karşısında iki yol var sanıyorum: ya tüm gücünle mücadele edeceksin ya da büyüklerin bildiğini itiraf edeceksin. Egemene tabiyetin bu veciz ifadesi, meclisin barındırdığı büyük düşünürlerin gelecekteki açıklamalarının siyasal düşünceye sunacağı katkıların ipuçlarını veriyor olabilir!
20 Nisan 2011 Çarşamba
Yerelde ağır cezaya veririm de genelde yine yüksek mahkemeye basayım mührü!
Yüksek mahkeme niteliği taşıyan Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuki düzenlemeleri iyi bilip, ya tutarsa mantığıyla işine göre çarpıtmada bulunduğunu söyleyebiliriz. Milletvekili adaylarından sabıka kaydı olanlarının memnu haklarının iadesine dair kararı dosyalarına koyması gerektiğini belirten YSK kararı Türk Ceza Kanunu’nun 53. Maddesindeki düzenlemelerle açıkça çelişiyor.
21 Ekim 2010 Perşembe
demokratik likidasyon
Uluslararası Takas ve Türev Derneği’nin (evet böyle bir dernek var!) dokümanlarını karıştırırken 1998 tarihli bir teminatlandırma rehberinde uzun uzadıya bir teminatın likiditesinin gerçekleştirilecek işlemin sıhhati açısından ne kadar önemli olduğuna dair değerlendirmeler gördüm. Teminatlandırmanın ancak ve ancak güvence sağlayan getirinin kapitalizasyonunda büyük oynamalar gerçekleşirse bir işe yaramayacağı, lakin bunun da pek olası olmadığı, dolayısıyla menkul kıymet işlemlerinde önemli bir eşiğin aşılmakta olduğunu anlatan bu ve benzeri raporları incelemek 2007-2009 krizi (özel olarak teminatlandırılmış borç yükümlülükleri) düşünüldüğünde ilginç bir sıkıntı yaşatıyor insana. Bunu tartışmayı başka bir girdiye erteliyorum.