A.B.D.’nin kredi notunu düşürmeyen Fitch’in kararı ve Sarkozy ile Merkel’in yeni bir Eurozone ekonomi yönetimi oluşturulacağı açıklamaları kısa ve orta vadede ekonomik büyümeyi geri getirmeyecek. Muhtemel oynaklığın önüne geçmek amacıyla finansal yatırımcılara telkinde bulunmanın ötesinde anlam taşımayan bu kararların sonuçları kısa süre içinde yansımalarını gösterecek. Bununla yetinemeyen piyasacı ekonomistler ve finansal yatırımcılar A.B.D.’nin hem kamu harcamalarını kısıp hem de kaynakları verimli bir şekilde kullanması, Avro bölgesi ülkelerinin de ortak bir Eurobond çıkararak Avrupa Merkez Bankası’nın başı sıkışan ülkenin tahvillerini alması uygulamasının son bulması önerilerini dillendiriyorlar.
17 Ağustos 2011 Çarşamba
bir AA+ bir BBB alalım, bir de Eurobond lütfen
9 Ağustos 2011 Salı
bugünün takası yarına kalırsa
Yunanistan’da 28-29 Temmuz’daki grevlerin siyasal sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Ancak Yunan borcunun yeniden yapılandırılması için öne sürülen programlarda borcun geri ödemesinin orijinal getiri hesaba katıldığında (bankaların açıkladığı rakama göre) ortalama % 21’lik bir kesintiyle yapılması Avrupa Birliği bürokratları ve borç yeniden yapılandırılmasına katkı sunacak özel sektör temsilcileri tarafından kabul edilmiş görünüyor.
4 Ağustos 2011 Perşembe
faiz koridorunda verkaçlarla defansın arkasına sarkmak
Politika faizini (bir haftalık repo ve ihale faiz oranı) yarım puan indiren Merkez Bankası gecelik borçlanma faizini (yani bankalar kendisine gecelik olarak para yatırdıklarında alacakları faizi) % 1,5’tan %5’e yükseltti. Bankaların zor durumda kaldıklarında MB’den alacakları paranın faizi % 9’da kaldı (piyasa yapıcı bankalar için % 8). Bu durum finansal piyasa uzmanları ve baş ekonomistler tarafından sürpriz olarak değerlendirilmesine karşın ne olduğu tam olarak anlaşılmamış görünüyor. kimi kısa vadeli döviz girişini özendirecek bir hamle derken kimi orta vadede sorun yok demiş.
3 Ağustos 2011 Çarşamba
sonu gelmez milat arayışımız
Hükümetin adamları artık her yerde gibi düşünmeye başlayacaksak ve kuvvet komutanlarının istifasını yeni bir ordunun oluşturulması ya da varolan ordunun tamamen AKP’yle uyumlu hale getirilmesi şeklinde okuyacaksak bir sonraki adım 12 Eylül 2010, 12 Haziran 2011 ya da istifa günü 29 Temmuz 2011’in bir milat olarak görülmesi olabilir. Geniş ölçekli gelişmelerden azade bir siyasal-ideolojik alanın varlığı düşüncesi ve bu alandaki manevralar üzerinden dönemlendirmenin getirdiği bir zayıflıktan başka bir şey değil aslında sürekli bir milat aramak ve şimdi her şey değişti şeklinde düşünmek.
1 Ağustos 2011 Pazartesi
kur-faiz değil, iktidar sarmalı
Devalüasyon kısaca paranın değerinin düş(ürül)mesi anlamına geliyor. Bu bir meta olarak kullanım değeri başka metaların değişim değerini ifade etmek olan paranın kendi değerinin yine başka metalar olarak başka para birimleri karşısında düşmekte olduğunu anlatıyor. Paranın değerinin düşmesi sonucu bir beklenti de aynı miktarda parayla girilen değişim ilişkisi sonucunda daha az metaya sahip olmak anlamına geliyor. Peki devalüasyon, kur farklarının çok büyük önem taşıdığı günümüz kapitalizminde rekabet gücüne etkide bulunduğu oranda bahsedilen göreli yoksunlaşma durumunu kısa ya da orta vadede ortadan kaldırabilecek bir nitelik de sergiliyor mu?