KÖİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KÖİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Nisan 2021 Cuma
Kamu özel işbirlikleri devletleştirilebilir mi?
Türkiye’de yıllardır çeşitli altyapı ve inşaat projelerine devletin verdiği garantiler ve bu garantilerin yarattığı yük tartışılıyor. Artık tartışmayı bir sonraki aşamaya taşımak gerekli. Ancak söz konusu kamu özel işbirlikleri (KÖİ) olunca uzun bir giriş ve hatırlatmalar sonrasında esas konuya girebileceğiz.
6 Aralık 2019 Cuma
Alkışlarla Yaşıyorum: Sağlık bütçesi ve harcamalarla iftihar
Canlı yayınlanmayan bütçe görüşmelerini “mutlu mutsuz bakışlarla” tutanak okuyarak takip ediyorum. Plan ve Bütçe Komisyonunda, 12 Kasım’da Sağlık Bakanı’nın kendi bürokratlarınca alkışlanması sonrasında ise birkaç gündür içimi kemiren sorular mevcut:
Serveti mi vergilendirecekler? Hadi canım!
2020 yılı için merkezi yönetim bütçe teklifi ve sonrasında vergi düzenlemesinin Meclis’e sunulmasıyla birlikte önümüzdeki yıla dair Erdoğan yönetiminin hesapları biraz daha netlik kazandı. Elbette geçen yılın bütçe teklifinde öngörülmeyen harcamalar ve aktarımların 2019 içinde yapıldığı, idarenin zaten pek vergi toplamadığı vurgulanarak itiraz geliştirilebilir. Yine de bütçe teklifi elimizdeki en kapsamlı vergilendirme ve harcama öngörüsünü oluşturuyor.
31 Mayıs 2019 Cuma
KÖİ maliyeti belirginleştikçe batış da netleşiyor
Tasarruf vaadinde bulunan, bunu yap(a)madığı gibi bütçeyi alt üst eden bir ekonomi yönetimi ile karşı karşıyayız. 2019 ilk çeyreğinde, çeyreklik bazda daralmanın aşılması ihtimali üzerinden krizden çıkış pazarlaması planlayan bir ekonomi yönetimi ile… 2019 yılı ilk dört ayında verilen 54,5 milyarlık bütçe açığı, yıllık hedefin yüzde 68’i. Son 12 ayda verilen faiz dışı açık yeni bir rekor kırarak 99,2 milyar TL’ye yükseldi.
21 Eylül 2018 Cuma
Tilki vaaz vermeye başladığında...
Türkiye’nin kur krizi daha sönümlenmeden gelen halktan fedakarlık bekleyen açıklamalar karşısında, Türkçe’ye “tilki vaaz vermeye başladığında gözünüz tavuklarda olsun” şeklinde çevrilebilecek İngiliz atasözü akla geliyor. Son birkaç haftada hepimizin aynı gemide olduğuna dair o kadar çok açıklama yapıldı ki, sonrasında özel sektörün borcunun aslında hepimizin borcu olduğu yönlü beyanların gelmesi de beklenebilir.
Dışarıdan sermaye girişlerine bağlı ekonomik yapıda özel sektörün borcu ve bilhassa yabancı para cinsi borcu, ancak olumlu uluslararası koşullar altında çevrilebilecek bir seviyeye yükseldiği sıralarda küresel finansal koşullar değişti. Kur krizi, şirketler kesiminin yabancı para cinsi borcunun fazlalığı nedeniyle önümüzdeki aylarda bir reel sektör krizine dönüşebilir ve 15 Ağustos’ta çıkarılan borç yapılandırma yönetmeliği de politika yapıcıların reel sektörün borç sorununun daha karmaşık hale gelmeden ertelenmesi amacını benimsediğini gösteriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)