Uluslararası Takas ve Türev Derneği’nin (evet böyle bir dernek var!) dokümanlarını karıştırırken 1998 tarihli bir teminatlandırma rehberinde uzun uzadıya bir teminatın likiditesinin gerçekleştirilecek işlemin sıhhati açısından ne kadar önemli olduğuna dair değerlendirmeler gördüm. Teminatlandırmanın ancak ve ancak güvence sağlayan getirinin kapitalizasyonunda büyük oynamalar gerçekleşirse bir işe yaramayacağı, lakin bunun da pek olası olmadığı, dolayısıyla menkul kıymet işlemlerinde önemli bir eşiğin aşılmakta olduğunu anlatan bu ve benzeri raporları incelemek 2007-2009 krizi (özel olarak teminatlandırılmış borç yükümlülükleri) düşünüldüğünde ilginç bir sıkıntı yaşatıyor insana. Bunu tartışmayı başka bir girdiye erteliyorum.
21 Ekim 2010 Perşembe
demokratik likidasyon
28 Eylül 2010 Salı
yazları tasfiye projeleri kışları performans kriterleri
Marmara Üniversitesi’nin yeni rektörü Prof. Dr. Zafer Gül buyurmuş: “Yıllardır ideolojik saplantılarla boğuşmaktan geri kaldık. Üniversitenin kapısı saat 17:00’da kapanır mı? 7 gün 24 saat çalışan bir üniversite haline geleceğiz”. Zaman gazetesindeki habere göre Gül ideolojik saplantılı bilim insanlarını tasfiye etmeye kararlı: “İdeolojik saplantılı bilim adamları, ufak tefek kişisel hesaplarla bilimin gelişimini engelliyor, Türkiye’nin, gençlerin ve bilimin geleceğini tehlikeye atıyor”. Haber girişimcilik, markalama, rekabet vb. klişelerle devam edip aralıksız çalışma düşüncesinin dillendirilmesiyle sonlanıyor.
22 Eylül 2010 Çarşamba
defer-andum
Evet diyen devrimciler ülkücülerle nasıl yan yana geldi benzeri sorularla, Son Söz gibi saçma isimli programlar yapan NTV’nin “işte marjinaller de söz alıyor” benzeri tarafsızlık reklamlarına kanacak değilim. Ama referandum öncesi mikrofon tuttukları insanlarda özel olarak anayasa paketinin içeriğini bilmeyenleri ayıklayıp vurguladıklarını da düşünmüyorum. Prestijinin bir kısmını geri kazanan burjuvazinin vazgeçilmez istatistikçisi Tarhan Erdem de buyurmuştu zaten, “seçmenin sadece onda biri paketin içeriğine göre oy veriyor” şeklinde. Belki de Şerif dedenin işaret ettiği üzere stereotipler üzerinden konuşmak anlamsızlaşıyor. Grafikçi tutmaktan aciz, tıynetinde acelecilik olan cemaatçi Aksiyon dergisi gibi laikler bölündü diyenlerden Taraf’ın mantar gibi her yerden çıkan tetikçilerinden Ümit Kıvanç gibi bu hayırcılar solcu değil diyenine kadar rüyasında istediği gerçek olarak karşısına çıkıvermiş hevesine kapılanların bolluğu referandum üzerine yazmayı zorlaştırıyor. Hiçbirine laf yetiştirmemek lazım, belki de.
22 Ağustos 2010 Pazar
yokluğu yara enflasyon ve hedeflemesi
Merkez Bankası her çeyrek sonunda açıkladığı enflasyon raporlarının 2010 yılı içerisindeki üçüncüsünü açıkladı. Raporun açıklandığını bir süredir girmediğim MB internet sitesini durup dururken ziyaret ettiğim için değil, Fatih Özatay’ın “yeni çerçeve” temalı son yazısını okuduğum için merakımın depreşmesi ile öğrendim.
16 Ağustos 2010 Pazartesi
insanda vakit bol olunca...
Özalp bir okuma grubunda Agora’dan çıkan Ne Yapmalı baskısı ile Sol Yayınlarının baskısı arasındaki benzerliği fark edip, bir internet sitesinde çeviri intihali suçlaması yapıyor. Sonrasında karşılıklı yazışmalar ve Mesele ve Çeviribilim dergilerine de yansıyan bir laf dolambacı. Memlekete gidince yapılacak işlere bir yenisi eklendi: Birkaç kez okuduğum ve hiç hazzetmediğim Sol Yayınlarının Ne Yapmalı çevirisini Agora baskısıyla karşılaştırmak için şimdi bir kez daha elime almalıyım.