Aralarında
Türkiye’nin de olduğu orta gelir düzeyi ülkelere portföy yatırımları ağırlıklı
sermaye girişleri 2016 yazında devamlılık sergiledi. Bu durum Türkiye’de 15
Temmuz darbe girişimi sonrasında doların yükselişinin frenlenmesini getirdi. Ancak
önce FED faiz artışı ihtimalinin bir süreliğine de olsa güçlenmesi, sonrasında
ABD ekonomisindeki belirsizliklere karşın güvenli liman arayışının yoğunlaşması
çok sayıda orta gelir düzeyi ülkeye (Çin dışarıda bırakılırsa bir bütün olarak
“yükselen piyasalara”) net sermaye girişlerinin azalarak devam etmesi anlamına
geldi. ABD seçimleri sonrasında ise yabancı yatırımcıların bu kategorideki
ülkelerden çıkışı yoğunlaştı. Örneğin Çin haricindeki 8 yükselen piyasa ülkesinden
para-sermaye çıkışı sadece 9-11 Kasım tarihlerinde 2,5 milyar doları buldu.
akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Kasım 2016 Cuma
1 Kasım 2016 Salı
Borç yapılandırma ve taksit düzenlemeleri: Neden şimdi?
Eylül ayı sonunda hükümet
bir önlem olarak kredi kartı taksit sınırlandırmasında ve ihtiyaç kredileri ile
kredi kartı borç bakiyelerinin yapılandırılmasında yeni düzenlemelere gitti. Bu
düzenlemeler ilk bakışta taksit sayısında sınırlandırma ve kart borçlarında
asgari ödeme oranlarının yukarı çekilmesi gibi 2010-2013 yılları arasında
alınan önlemlerle zıtlık sergiliyor. Düzenlemeler arasında yer alan
unsurlardan, bankaların konut kredilerinde kredi tutarının, teminatın yüzde
80’ine varabilmesi konut piyasasında satışların düşüşü karşısında; borç
bakiyelerinin 72 aya kadar taksitlendirilerek yapılandırılması da birikmiş borç
nedeniyle iç tüketimin kısıtlanması karşısında sınırlı etkide bulunacak olsalar
da şimdiden adım atıldığını gösteriyor.
11 Ekim 2016 Salı
Extended Life of Islamism and the Riddles of Turkish Politics after the July Coup Attempt
Now it’s official!
The strongest conservative/Islamist party of probably the
whole Turkish republican history, at the height of its power, lacked the means
to control the armed forces as well as the branches of the country’s
intelligent service, the office of telecommunications which functioned as a
surveillance and censorship mechanism and most strikingly 1/3 of the judges and
prosecutors of the country, whose appointment they brokered from 2010 onwards.
21 Aralık 2015 Pazartesi
Bu bir Çıkar ve Mücadele Meselesi
Zamanı değil, ne çaresizlik iddiasına değinmenin, ne de bir değiniyi referanslara boğmanın. Ama savaş dezenformasyonu ve devletin yok
edici aygıtı karşısında birilerini suçlama eğilimine karşı laf etmekten geri
durmayasım var.
17 Kasım 2015 Salı
Suriye cephesinde yeni bir şey yok mu?
Cihadist selefilerin son saldırılarını takiben mülteci politikalarından askeri müdahaleye kadar, devletlerin Ortadoğu ve Suriye'yi ilgilendiren girişimleri tekrar mercek altına alındı. Rusya Paris saldırıları öncesi bu sefer Özgür Suriye Ordusu denilen güçler koalisyonunun istediği hedefleri bombaladığını açıklamıştı. ABD ve Fransa'nın devam eden bombalamaları ve uluslararası toplum olarak fetişleştirilen güçlerin işbirliği çağrılarına bakıldığında son birkaç hafta içinde ve saldırıları takiben yeni bir gelişmeden söz etmek o kadar da kolay değil. Bu yorumlara yansırken, bir yandan da nefret saldırılarını engellemek adına Irak Şam İslam Devleti'nin İslamla hiçbir ilgisi olmadığına yönelik ardı ardına ve ne yazık ki bir ölçüde saçmalığa varan açıklamalar geldi. ABD dışişleri niteleme yarışını "psikopatik canavarlar"a kadar götürdü. Aynı günlerde Ortadoğu hakkında yeterli bilgi sahibi araştırmacıların da gönülleri ferahlatmak adına mürekkep döktüğünü gördük.
11 Eylül 2015 Cuma
Bu kadar bilinmeze karşın umut ve mücadele
(Aceleci okuyucuya bir uyarı: Bu yazı herhangi bir kişi ya
da kuruma yaranmak için kaleme alınmış veya Türkiye’de geçer akçe politik
konumları destekleyen bir yazı değil. Buradan vurucu slogan da el kitabı da
çıkmaz, ancak yaşadığı cehennemi açıklamaya çalışan bir siyaset bilimcinin
gözlemleri ve öfkesi yine de faydalı olabilir)
19 Ağustos 2015 Çarşamba
Sivil Darbe: Oksimoron Değilse de Bir Yanlış Anlama
İşgüder hükumetin başında yer alan Davutoğlu’nun yeni bir
hükümet kuramayacağının anlaşılmasından önce de Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini
aşması nedeniyle ve seçimlerin ertelenmesi olasılığı arttıkça bir yeni
müdahaleden bahsedilir olmuştu. Yakın zamanda Erdoğan’ın, yönetim şeklinin
fiili olarak değiştiğini ilan etmesiyle tekrar bir rejim-yönetim biçimi tartışmasının
içine girdik. Bu tartışma Türkiye siyasetinde adeta çevrimsel bir nitelik
taşıyor. Son zamanlarda bu çevrimin süresi kısaldı, daha sık rejimin niteliği
ve hak ettiği sıfatlar tartışılır hale geldi.
25 Temmuz 2015 Cumartesi
bombalamalara karşı barış, bizi öldürmek isteyenlere karşı mücadele!
İki gün içinde ardı ardına bombalamalar gördük. Bunların iki
ayağı var: Suriye’de IŞİD mevzileri ve Güney’de PKK kampları. Savaş
borazanlarının gözünde birbirleriyle bağlantılı olabilirler ama farklılar ve
farklılıkları önemli.
2 Haziran 2015 Salı
Olasılıklar ve olmayacak işler
Birkaç
hafta (yeterince zaman ayırabilirsem) seçim sürecine ilişkin yazacağım. Cumhurbaşkanı’nın
işlediği suçlar ve yetkileri ve bunların beraberinde getirdiği olasılıklar ile
başlayalım.
18 Şubat 2015 Çarşamba
Çekiç mi tokmak mı? Bazı öngörüler ya da aklın karamsarlığı
Daha önce hem Kürt hareketinin konumuna ilişkin hem de rejim biçimine dair bu bloga yazdım. Kısmen tekrar ve hatırlatma yapma ihtiyacı içindeyim. Praksis dergisininin 37. Sayısı aracı oldu.
15 Şubat 2015 Pazar
Merkez Bankası tartışmasının uzantıları*
2000’lerin ortasına gelindiğinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın
(TCMB) yönetim kademelerinde görevli isimlerin çoğunluğu artık Adalet ve
Kalkınma Partisi (AKP) döneminde atanmış isimlerdi. 2006’da zamanın
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den veto yediği için Erdem Başçı, TCMB başkanlığına
ancak 2011 yılında atandı. Ali Babacan’ın 2006 yılından bu yana desteklediği,
AKP’nin ilk döneminde zamanın başbakanı Erdoğan’ın da desteğini almış Başçı’nın
görev süresinin dolmasına bir yıl daha bulunmasına karşın, Cumhurbaşkanı
Erdoğan ve danışmanlarının baskıları karşısında görevini sürdürüp sürdürmeyeceği
bir tartışma konusu. Sorun iktidar partisi ve “reis” olarak adlandırılmayı
kafasına takmış görünen Erdoğan için faiz oranlarının yüksekliği. Geniş kamuoyu
açısından ise Cumhurbaşkanı ve TCMB Başkanının açıklamalarının döviz kuruna
etkisi. Ancak mesele bununla sınırlı değil.
21 Ekim 2014 Salı
Vakıfbank Operasyonu Ne Anlama Geliyor?
Adalet ve Kalkınma Partisi birden fazla unsuru olan bir bankacılık düzenlemesini (Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı) 20 Ekim’de Meclis’e taşıdı. Söz konusu tasarı Tasarruf Mevduat ve Sigorta Fonu (TMSF) işlemlerinden Hazine Müsteşarlığı yetkilerine kadar çok sayıda düzenleme içeriyor. Ancak en dikkat çeken nokta Vakıfbank’ın mülkiyetini elinde bulunduranlarda değişiklik öngörülmesi, daha net bir ifadeyle Vakıfbank’ın Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan hisselerinin Hazine’ye devredilmesi oldu. Vakıfların giderleri için bir gelir akışı sağlayacak fon yaratılması gerekçesi hükümete yakın yayın organları tarafından ön plana çıkarıldı. Meclis’te komisyon aşamasında bulunan kanun tasarısında ise bununla birlikte çok daha fazlası gerekçe olarak açık bir şekilde dile getiriliyor. Ancak ilginçtir, kamuoyunda bu gerekçeler yeterince incelenmeden, gerçekleştirilenin bir özelleştirme hazırlığı olduğu ve Vakıfbank’ın kamulaştırılacağına dair değerlendirmeler aynı gün içinde yapıldı.
26 Eylül 2014 Cuma
Yeni Türkiye bir “Tatlı Rüyalar” cover’ı mı?
Önce Marilyn Manson’ın olduğunu düşündüğüm, aradan zaman
geçtikten sonra orijinal halinin ayırdına varıp 1980’ler sonu ya da 1990’lar
başlarında belki de televizyonda ama nasıl bir bağlamda dinlemiş olduğumu hatırlamaya
çalıştığım bir parça “sweet dreams are made of this”. O zamandan bu yana
onlarca kez dinledim. Her sene bir cover’ına rastladım diyebilirim. 2014 yapım tarihli ve hikayesi 1983’te geçen Halt and Catch Fire promosunda yer aldıktan
sonra tekrar aklıma düştü.
7 Ağustos 2014 Perşembe
Bank Asya manipülasyonu ve devam eden çekişme
Bir gün içinde % 7 yükseliş, ertesi gün % 10’a varan düşüş
ve tepki alımlarıyla düşüş oranının % 6’ya yaklaşması. Sonra işleme kapatma… Sıradan
bir şirket için bile dikkate değer bir hareketlilik. Kaldı ki bu yükseliş ve
inişler doğrudan hükümet sözcülerinin açıklamalarından kaynaklanınca ve söz
konusu son 8 aydır aralıklarla konuşulan bir banka olunca yakından bakmakta
fayda var.
17 Temmuz 2014 Perşembe
Yine ayakkabı, saat ve kültür savaşları
Yaşam tarzının parçası olarak da tanımlanan kültürel tüketim
ve bunun anlamlandırılması ve anlatılması üzerinden bir mücadele devam ediyor.
Bu mücadele, kimine göre kültür savaşı AKP döneminde başlamadı ama çok özgün ve
merkezi bir yere son 10 yılda oturdu. Kamusal alanda ne söylediğimiz, ne
yaptığımız değil bunun ötesinde özel alan olarak tanımlanabilecek yerlerde
nasıl davrandığımız ve bunu kamusal alanda nasıl pazarladığımız öne çıkıyor. Bu
idealleştirilmiş versiyonuyla (kanımca savunulamayacak) liberal demokrasiden, kamusal tartışmanın ve sözün hüküm sürdüğü ve liberal
demokrasi diyebileceğimiz bir düzenlemeler bütününden biraz farklı bir yerde debelendiğimizi
gösteriyor.
6 Mart 2014 Perşembe
previously on...
Dizi izler gibi ses kaydı takibinden yorulmak mümkün. Ne zaman hangi kayıt çıktı, ne oldu takip etmek zorlaştı. Kayıt günlüğüne bianet'ten erişilebileceği gibi "çıkan kısmın özeti"ne de bakılabilir. bu derlemeyi olduğu gibi aktarıyorum. Dursun, sonra (yıllar boyunca) konuşacağız:
23 Ekim 2013 Çarşamba
Bu nasıl belediye?
Bayram ziyaretlerinde şahane bir dil sürçmesine tanık oldum.
Hükumetin Suriye politikasını beğenmeyen, yüz binlerce Suriyelinin Türkiye’ye
gelmesini de pek olumlu bulmayan bir büyüğümüz, devletin yetersizliği ve
hükumetin beceriksizliğinden bahsederken, “bu nasıl belediye?” deyiverdi.
2 Ekim 2013 Çarşamba
Çifte kavrulmuş korkular
Hakan Bıçakçı kişisel olduğunu düşündüğü ama
kolektif bir nitelik taşıyan travmasından, boşluk korkusundan resim dersi
aracılığıyla bahsettiği bir yazı yazmıştı uzun zaman önce. Boşluk
korkusunun resim dersindeki yansıması şöyle olur: resim kağıdında hiçbir boşluk
bırakılmamalı, her alan boyanmalıdır. Aslında bu biraz ezbere dayalı eğitim
sisteminin tek bir tezgahtan çıkmış insan yetiştirme düşüncesinin de
yansımasıdır. Öğrenci boş bırakılmamalı, öğrencinin kendisi de boş bırakmaya
karşı durmalıdır. Milli manevi değerler, her daim ileriye gitme vs.
1 Ekim 2013 Salı
Reform dediğin kaç paket?
Seçim sistemini konuşmaya yıllardır devam ediyoruz. Ülke
barajlı d’Hondt sisteminde % 35 oy oranıyla iktidar olmak hatta 2002
seçimlerinde görüldüğü üzere sıra dışı sonuçların alınabildiği sandık
turlamalarında bu civarlarda bir oyla anayasa değişikliklerini referanduma
götürmek dahi mümkün oluyor. AKP’liler hariç seçim sistemini savunmaya yanaşan
kimseyi gördünüz mü son on yılda?
13 Ağustos 2013 Salı
cemaat havaları ve asabi Bonaparte
Türkiye’de kendisini sivil toplum hareketi olarak tanıtmayı
tercih eden dini bir hareket siyasal iktidara ayar verip demokrasi havarisi
görünümü sergiliyor. Kendi iktidarlarının büyük oranda bu cemaatin hegemonik
tutunum sağlama gücüne dayandığını düşünenler aynı zamanda bu cemaat olmaksızın nerede ne kadar yol alabileceklerini hesaplamaya kalkışıyorlar. Karından konuşmanın
yaygın olduğu Türkiye siyaset sahnesinde son zamanlarda pek sık rastlanılmayan
gelişmelerle açıktan adresler verilerek bir tartışma yapılıyor. Cemaat-AKP
çekişmesi resmi muhalefetin güçsüzlüğü kadar Haziran isyanının ve sokağın yarattığı
deprem nedeniyle yeniden hız kazanmışa benziyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)