neoliberalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neoliberalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Nisan 2021 Cuma
Reformcular geldi mi, neoliberalizm kaldı mı?
2021 yılında küresel ekonomik gündemin pandemi sonrası toparlanma üzerine odaklanacağı açıktı. ABD’de Biden yönetimi yeni bir Covid-19 destek paketi açıkladıktan sonra orada durmadı. Boyutu ve içeriği müzakereler sırasında değişecek olmakla birlikte büyüklüğü 2,3 trilyon doları bulabilecek sekiz yıllık bir yatırım planı açıklandı. Altyapı ve enerji yatırımları yanı sıra emeğe yönelik destekler de öngören iki aşamalı girişim, nam-ı diğer Toparlanma Planının maliyeti ikinci aşamayla birlikte 4 trilyon doları bulabilir. Sekiz yıl boyunca, her yıl ABD ekonomisinin GSYH’nin yüzde 1’ine varacak ek kamu yatırım ve desteğinden faydalanması planı, çok uluslu şirketlerin nasıl vergilendirileceği üzerine bir tartışmada somut adımlar atılması ihtimalini artırdı.
2 Ağustos 2018 Perşembe
Neoliberal Otoriterlik ve İğneyle Kuyu Kazanlar
Akademide süregiden tartışmaların dar koridorlara sıkışmaması için uğraşmak gerekli. Ümit Akçay, gazete Duvar’daki “AKP ve Neoliberal Popülizm” başlıklı yazısında tam da bu uğraşı sergiliyor ve bizleri bir “deneysel düşünce egzersizi”ne davet ediyor. Yazıdaki argümanın bir ayağı Türkiye’de piyasa disiplininin 2000’li yıllarda sağlandığı, buna karşın AKP’nin sosyal ve finansal içerilme olarak adlandırılabilecek telafi mekanizmaları geliştirdiği ve bu sayede iktidarda kalabildiğidir. Diğer argüman ise “emekçi sınıfların siyasete müdahale kanallarının neredeyse tamamen ortadan kalktığı” (Galip Yalman’ın terimleriyle “sınıf temelli siyasete son verilmesi” süreci de denebilir) sürecin uzantısının mücadelenin devletin içine taşınmasına yol açtığı, devlet içinde sermaye fraksiyonlarıyla birebir özdeşleştirilemeyecek gruplar arasında mücadelenin yoğunlaştığıdır.
1 Haziran 2016 Çarşamba
IMF içinde başlayan neoliberalizm tartışması krizin virajlarına eşlik edecek
Uluslararası Para Fonu (IMF) Araştırma Departmanı mensubu üç
ekonomist (Ostry, Loungani ve Furceri), Fon’un önde gelen yayınlarından Finance and Development’ın 2016 Haziran
sayısında “Neoliberalism: Oversold?” başlıklı bir makale yayımladılar. Ostry,
Loungani ve Furceri kendi cemaatlerinde fazla eleştirel bulunduğu için üstü
çizili kelimeyi kullanmanın ötesine geçip, “neoliberal” politikaların zaman
zaman maliyetlerinin
faydalarından daha fazla olabildiğini de ileri sürdüler. Ülke ekonomilerinin
yaşadığı sorunların tek bir politika paketiyle (mali konsolidasyon + sermaye
serbestliği) çözülemeyeceğinden dem vurdular.
21 Şubat 2015 Cumartesi
Akademik performans: Teşvik yönetmeliği ya da Whiplash
Yükseköğretim Kurulu 2014 yılında çıkarılan 6564 sayılı yasa gereği hazırlaması gereken teşvik yönetmeliğinin taslağını kamuoyuna sundu.
Askıya çıkardık linki altında 6 Mart’a kadar kalacak olan bu yönetmelik taslağı üniversitelerden gelecek cevaplar ve siteye düşülebilecek yorumlar sonrası
gözden geçirilip Milli Eğitim Bakanlığı ve oradan da Bakanlar Kurulu’na
sunulacak. Adetim olduğu üzere yönetmeliği incelesem de YÖK mekanizması
üzerinden bir yorum yapma ihtiyacı duymadım. Muhtemel teşvikle ilgili hesap
kitap yapmayı geride bıraktıktan sonra buraya birkaç düşünce kırıntısı
yazıyorum.
23 Şubat 2014 Pazar
Rejimin Adını Sen Sor!
Teessüf ederiz. Ben kendi adıma ederim, başkaları da benimle
hemfikir olsun diye yazıyorum. Bu ülkede taşra üniversitelerinde çeşitli
soruşturmalara ve baskılara maruz kalan, merkezde ise en iyi ihtimalle esamisi
okunmayan eleştirel sosyal bilimciler ben üniversiteye girdim gireli, ki
oldukça uzun bir süre geçti, 12 Eylül ortamının içinde yaşadığımıza dair yazar-çizerler.
Akademide bulunmayan işçi sınıfının organik aydınlarını saymasak bile yeterli
birikim mevcuttur. Onca makaleyi okuma zahmetine katlanmadınız, “otoriter rejim
nedir”, “bir türlü demokratikleşemiyoruz, acaba neden?” diye düşünmediniz,
tamam ama en azından köşekadılığı yaparken “bu nasıl bir rejim, sosyal
bilimciler bunu da açıklasın?” demenin ne alemi var? Bu özgüven nereden
geliyor?
5 Ağustos 2013 Pazartesi
Neoliberal otoriterlik sıradanlığa mı karizmaya mı ihtiyaç duyar?
Birgün’ün iç-dış mihraklar köşesinde serbest çağrışım
yazılar kadar olmasa da daha rahat yazmak, tatildeyken de yazmak gerek. Üç
kuşağın bir araya geldiği bir geç iftar-sahur arası toplaşmada karizmatik
otorite üzerine konuştuklarımız ve çağrışımları aktarmak bu kapsama girebilir.
Daha yaşlılarımızın T.C. Başbakanının akıbeti üzerine kendi aralarında da
düşünceleri farklılaşsa da Erdoğan’ın bir karizmasının olduğu konusundaki
cümlelerine daha gençlerimizden yine farklı tonlarda olmakla birlikte bu
karizmanın sorgulanabilir olduğuna yönelik itirazlar geldi. Bir süredir
aralıklarla Weber’in Economy and Society’sinden
karizmatik otorite ile ilgili kısımları okuyan ben de konu üzerine biraz
tefekküre daldım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)