devlet biçimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devlet biçimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2019 Pazartesi

2019’da Evi Değiştirir miyiz? Rejim ve Kriz Üzerine Uzun bir Değini

Ekonomi yönetimi bir kumar oynuyor. Plan işlemezse çok pahalıya patlayacak hamle Kasım ortasında başladı. Bu kumar işleri olduğu gibi sürdürme peşinde. Ancak çok sıkışırsa kısmi düzenlemelere, reformlara hayır demek AKP’nin harcı değil. Bunu görmeden yapılan iktidar eleştirisi, bir piyasalaştırma hamlesiyle, bir hukuk reformuyla işlerin yoluna girdiğini söylemeye izin verir. Daha ötesine geçmemiz gerek. Bu yazıda kısaca Kasım’da başlayan kumarı, mevcut politik ekonomik düzlemi ve yapısal reform önerilerinin sorunlarını göstermek istiyorum.

2 Ağustos 2018 Perşembe

Neoliberal Otoriterlik ve İğneyle Kuyu Kazanlar

Akademide süregiden tartışmaların dar koridorlara sıkışmaması için uğraşmak gerekli. Ümit Akçay, gazete Duvar’daki “AKP ve Neoliberal Popülizm” başlıklı yazısında tam da bu uğraşı sergiliyor ve bizleri bir “deneysel düşünce egzersizi”ne davet ediyor. Yazıdaki argümanın bir ayağı Türkiye’de piyasa disiplininin 2000’li yıllarda sağlandığı, buna karşın AKP’nin sosyal ve finansal içerilme olarak adlandırılabilecek telafi mekanizmaları geliştirdiği ve bu sayede iktidarda kalabildiğidir. Diğer argüman ise “emekçi sınıfların siyasete müdahale kanallarının neredeyse tamamen ortadan kalktığı” (Galip Yalman’ın terimleriyle “sınıf temelli siyasete son verilmesi” süreci de denebilir) sürecin uzantısının mücadelenin devletin içine taşınmasına yol açtığı, devlet içinde sermaye fraksiyonlarıyla birebir özdeşleştirilemeyecek gruplar arasında mücadelenin yoğunlaştığıdır.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Sivil Darbe: Oksimoron Değilse de Bir Yanlış Anlama

İşgüder hükumetin başında yer alan Davutoğlu’nun yeni bir hükümet kuramayacağının anlaşılmasından önce de Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini aşması nedeniyle ve seçimlerin ertelenmesi olasılığı arttıkça bir yeni müdahaleden bahsedilir olmuştu. Yakın zamanda Erdoğan’ın, yönetim şeklinin fiili olarak değiştiğini ilan etmesiyle tekrar bir rejim-yönetim biçimi tartışmasının içine girdik. Bu tartışma Türkiye siyasetinde adeta çevrimsel bir nitelik taşıyor. Son zamanlarda bu çevrimin süresi kısaldı, daha sık rejimin niteliği ve hak ettiği sıfatlar tartışılır hale geldi.

18 Şubat 2015 Çarşamba

Çekiç mi tokmak mı? Bazı öngörüler ya da aklın karamsarlığı

Daha önce hem Kürt hareketinin konumuna ilişkin hem de rejim biçimine dair bu bloga yazdım. Kısmen tekrar ve hatırlatma yapma ihtiyacı içindeyim. Praksis dergisininin 37. Sayısı aracı oldu.

15 Şubat 2015 Pazar

Merkez Bankası tartışmasının uzantıları*

2000’lerin ortasına gelindiğinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yönetim kademelerinde görevli isimlerin çoğunluğu artık Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde atanmış isimlerdi. 2006’da zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den veto yediği için Erdem Başçı, TCMB başkanlığına ancak 2011 yılında atandı. Ali Babacan’ın 2006 yılından bu yana desteklediği, AKP’nin ilk döneminde zamanın başbakanı Erdoğan’ın da desteğini almış Başçı’nın görev süresinin dolmasına bir yıl daha bulunmasına karşın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve danışmanlarının baskıları karşısında görevini sürdürüp sürdürmeyeceği bir tartışma konusu. Sorun iktidar partisi ve “reis” olarak adlandırılmayı kafasına takmış görünen Erdoğan için faiz oranlarının yüksekliği. Geniş kamuoyu açısından ise Cumhurbaşkanı ve TCMB Başkanının açıklamalarının döviz kuruna etkisi. Ancak mesele bununla sınırlı değil. 

23 Şubat 2014 Pazar

Rejimin Adını Sen Sor!

Teessüf ederiz. Ben kendi adıma ederim, başkaları da benimle hemfikir olsun diye yazıyorum. Bu ülkede taşra üniversitelerinde çeşitli soruşturmalara ve baskılara maruz kalan, merkezde ise en iyi ihtimalle esamisi okunmayan eleştirel sosyal bilimciler ben üniversiteye girdim gireli, ki oldukça uzun bir süre geçti, 12 Eylül ortamının içinde yaşadığımıza dair yazar-çizerler. Akademide bulunmayan işçi sınıfının organik aydınlarını saymasak bile yeterli birikim mevcuttur. Onca makaleyi okuma zahmetine katlanmadınız, “otoriter rejim nedir”, “bir türlü demokratikleşemiyoruz, acaba neden?” diye düşünmediniz, tamam ama en azından köşekadılığı yaparken “bu nasıl bir rejim, sosyal bilimciler bunu da açıklasın?” demenin ne alemi var? Bu özgüven nereden geliyor?

19 Şubat 2014 Çarşamba

Ne Kararlar Gördüm Yok Hükmündeydiler

Bugün Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun iç işleyişi ve karar mekanizmalarını da düzenleyen yasal değişiklikle ilgili olarak ana muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Olağanüstü zamanlardan geçtiğimizin bir nişanesi daha karşımızda duruyor, çünkü bu bir iptal başvurusu değil. Söz konusu olan bir yok hükmünde sayılarak iptal başvurusu. Ortada yasama organı tarafından kabul edilmiş, Cumhurbaşkanı’na onay için gönderilmiş ancak henüz onaylanmadığı için Resmi Gazete’de yayımlanmamış ve bu nedenle yürürlüğe girmemiş bir kanun duruyor.


16 Ocak 2012 Pazartesi

Türkiye’deki devlet biçimi ve yeni rejim

Devlet biçiminde değişiklik ne demektir? Kapitalist devlet üzerinden yapılan bir dönemlendirmenin siyasal bir konum alırken kullanılabilmesi için hangi alanlara dair gözlemlerin çözümlemenin içine katılması gerekir? Bunlar devlet kuramı üzerine kafa yoranların uğraşmaya devam ettikleri sorulardan birkaçı. Bir de AKP döneminde yeni bir evreye girip girmediğimize dair, Türkiye’de devlet aygıtı ve rejimin niteliğinde bir değişme olup olmadığına dair sorular var.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma