merkez bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
merkez bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2021 Cuma

Bitmeyen kriz ve Merkez Bankası tartışması

Erdoğan yönetiminin 2021 planı kısaca üç ayaktan oluşuyordu. İlki, enflasyon oranından dikkate değer miktarda yüksek politika faizi belirlenmesi ve enflasyonda düşüş emarelerinin görüleceği bahar sonu, yaz başına kadar yüksek faize katlanılması. İkinci unsur, yüksek faizin yaratacağı arka plandan faydalanılması ve ters para ikamesinin gerçekleşmesi. Eklemek gerekir ki bu kısım, Merkez Bankası'nın ya da politika yapıcıların doğrudan müdahalede bulunabileceği bir kalem değildi. Daha ziyade koşulları hazırlayarak, gerekli itkiyi sağlayarak ters para ikamesinin gerçekleşmesini sağlayacaklardı. Güvendikleri sermaye girişleri işi kolaylaştıracaktı. Üçüncü ve son unsur da resmi tamamlayacak bir yatırımcı demokrasisi mesaisini şart kılıyordu: Hem IMF ve benzeri kuruluşlara selam durarak kamu harcamalarının kontrol altında olduğunun beyanı, hem de iş kurma kolaylığından teşvik politikasına kadar her alanda yatırımcı isteklerinin karşılanacağı bir programın ve eylem takviminin açıklanması.

18 Nisan 2020 Cumartesi

Bu politikayla IMF kapısına gidilir mi?

Türkiye’nin yakın dönemde IMF ile ilgili tercihlerini ve tekrar alevlenen IMF tartışmasını birkaç nokta üzerinden aktaracağım. Öncelikle “bu” politika ile ne kast ettiğimi açıklayayım. Türkiye’de ekonomi yönetimi alanında riskli uygulamaları iyi ifade edecek bir terimin “bilanço dışı politika yapımı” olduğunu düşünüyorum. İlk başta üstlenilen maliyetin, toplumsallaştırılan riskin boyutunun takip edilemediği bir tarz karşımızdaki. Zaman içinde olayların seyrine bağlı olarak maliyet şekilleniyor.

6 Aralık 2019 Cuma

Hazine'ye gerçekleşmemiş gelir aktarmak mümkün mü?

Borç ödemeleri baş ağrıtıyor ve ağrıtacak. Görünüşe bakılırsa 2018’de Yeni Ekonomi Programı açıklandıktan sonra yapılanların benzerini 2019 sonunda ve 2020’de yapma isteği Saray koridorlarında dillendiriliyor.

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Ekonomide devridaim makinesi

Komşunun kuyusunu kazma politikalarının dünya ekonomisinde ön plana yerleştiği zamanlar öngörülemezliğin artmasına işaret ediyor. ABD’nin Çin’i döviz kurunu maniple etmekle resmen suçlaması kur savaşı ihtimalini ve dünya ticaretinde belirsizlikleri artırdı. Aynı dönemde ise faiz düşerken, Türk Lirası değer kazandı. Durum, Türkiye’de öngörülebilirlik artıyor anlamına mı geliyor?

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Merkez Bankası ne yapmak, nereye varmak istemektedir?

Bağımsız bir Merkez Bankası olmadığı için belki de başlığı ‘Erdoğan yönetimi ne yapmak nereye varmak istemektedir?’ şeklinde değiştirmek gerekirdi. MB Başkanı’nın görevden alınması öncesinde başlayan faiz indirimi beklentisi son iki haftada kesinlik kazanmıştı. 100 baz puanla başlayan tahminler, Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde 400 baz puana kadar çıkmıştı. Dünkü toplantıda, temkinli davranma uyarılarına aldırmadan enflasyon görünümündeki iyileşme gerekçesiyle 425 baz puan indirim geldi.

14 Ocak 2019 Pazartesi

Bugün Piyasa için Ne Yaptın?

Dünyanın en yüksek politika faizi oranlarından birisi ile eylül ayından başlayarak Türk Lirası’nın değer kaybının bir süreliğine kontrol altına alındığını gördük. Ancak makroekonomik veriler en kötüsünün geride kaldığını söyleyen siyaset yapıcıları yalanlamaya devam ediyor. Ekonomi yönetimi elindeki tek piyasacı çekici sallamaya devam ediyor. Her engelin finansal derinleşme yetersizliği ya da yeterince piyasalaşamama çivisi olarak görülmesi ise aslında işleri zorlaştırıyor. Merkez Bankası’nın (MB) döviz ihaleleriyle bankalara sunduğu eşi görülmedik desteğin arkasında da böyle bir çekiç-çivi hikâyesi yatıyor.

25 Eylül 2018 Salı

Arjantin Dersleri: Üzülmeyi Bırakıp Merkez Bankacı Kovmanın Sevimliliği

Dünyada en yüksek faiz oranı Arjantin’de. Bahar aylarında çığrından çıkan yükseliş Ağustos ayı sonunda kuru kontrol altına almak için faizlerin yüzde 60’a yükseltilmesiyle birçok gözlemciyi serseme çevirdi. IMF ile devam eden görüşmelerde işlerin kısa zaman içinde düzeleceği görünümü vermek zorunda hisseden Mauricio Macri, Merkez Bankası Başkanını kovarak hem kitlelere hem de IMF’ye bir kurban sundu.

15 Şubat 2015 Pazar

Merkez Bankası tartışmasının uzantıları*

2000’lerin ortasına gelindiğinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yönetim kademelerinde görevli isimlerin çoğunluğu artık Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde atanmış isimlerdi. 2006’da zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den veto yediği için Erdem Başçı, TCMB başkanlığına ancak 2011 yılında atandı. Ali Babacan’ın 2006 yılından bu yana desteklediği, AKP’nin ilk döneminde zamanın başbakanı Erdoğan’ın da desteğini almış Başçı’nın görev süresinin dolmasına bir yıl daha bulunmasına karşın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve danışmanlarının baskıları karşısında görevini sürdürüp sürdürmeyeceği bir tartışma konusu. Sorun iktidar partisi ve “reis” olarak adlandırılmayı kafasına takmış görünen Erdoğan için faiz oranlarının yüksekliği. Geniş kamuoyu açısından ise Cumhurbaşkanı ve TCMB Başkanının açıklamalarının döviz kuruna etkisi. Ancak mesele bununla sınırlı değil. 

23 Ocak 2013 Çarşamba

Kur Savaşları: Yine ve Yeni


Brezilya Maliye Bakanı Mantega 2010 yılında kur savaşlarının geri döndüğü fikrini ortaya attığından beri aralıklarla bu durum konuşuluyor. Bir ülkenin rekabet gücünü korumak – arttırmak ve daha dar anlamda ihracatı arttırmak için başvurabileceği yöntemlerden birisi olarak kabul edilen para değerini düşürmenin başka ülkeler tarafından da uygulanması ve karşılıklı devalüasyonların birbirini takip etmesi anlamına gelen kur savaşlarını Mantega’nın vurgulaması, miktarsal kolaylaştırma adı verilen para politikasının birçok ülkede para birimi değerini düşürme isteği doğuracağına inanmasına bağlıydı. 


11 Ocak 2012 Çarşamba

faiz lobisinin kolunu kanadını kırmıştık, gerekirse gözünü de morartırız

Erdoğan’ın demeçleri bence başbakanın ruh haline uygun bir şekilde resmi olmayan başlıklarla verilmeli. Mesela faiz lobisine sert çıkarız demiş başbakan, bence bunu başbakan faizcileri dövecek diye kullanmak zamanın ruhuna uygun. Hem her şeyin kontrol altında olduğu imajı da güçlenir. Ne de olsa Türkiye’de para ve maliye politikası üretenler elleri kolları bağlı iken her şeye kadir görüntüsü vermeyi çok seviyorlar. Oysa Merkez Bankası’nın politika faizi belirleme ve faiz koridoru üzerinden kredi arzına müdahale etme stratejisinde ve döviz ihalelerinde bir çıkmaz söz konusu. Bunun maliye politikasına yansımasını düşünürsek, dolaylı vergilerin, vergi gelirlerinin yüzde 70’ini oluşturduğu bir ortamda gelir kaynağı yaratmaksızın ekonomiyi yavaşlatma peşindeki hükümet daha fazla bütçe açığı vermeyi göze almış durumda görünüyor.

4 Ağustos 2011 Perşembe

faiz koridorunda verkaçlarla defansın arkasına sarkmak

Politika faizini (bir haftalık repo ve ihale faiz oranı) yarım puan indiren Merkez Bankası gecelik borçlanma faizini (yani bankalar kendisine gecelik olarak para yatırdıklarında alacakları faizi) % 1,5’tan %5’e yükseltti. Bankaların zor durumda kaldıklarında MB’den alacakları paranın faizi % 9’da kaldı (piyasa yapıcı bankalar için % 8). Bu durum finansal piyasa uzmanları ve baş ekonomistler tarafından sürpriz olarak değerlendirilmesine karşın ne olduğu tam olarak anlaşılmamış görünüyor. kimi kısa vadeli döviz girişini özendirecek bir hamle derken kimi orta vadede sorun yok demiş.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma