İstanbul
Üniversitesi’ndeki rektör seçimi sonrasında YÖK’ün Raşit Tükel’i ikinci sıraya
indirmesi sürecinde ve Cumhurbaşkanı’nın sandık iradesine karşı gelerek YÖK’ün
öne çıkardığı adayı ataması vesilesiyle, üniversite özerkliği tartışması
yeniden gündeme geldi. Özerklik savunusuna karşı bir salvoda bulunmak istiyorum.
Kişisel olarak Raşit Tükel’in rektör atanmasını çok istemiş olsam da tartışmayı genel bir düzleme çekmek, üniversite
özerkliğine karşı olduğumu belirtmek ve bunun nedenlerini kısaca anlatmak
istiyorum. Daha düzgün ifade etmem gerekirse, üniversiter (akademik)
özgürlükler yanlısıyım ve özerklikle ifade edilen düzenlemelerin üniversite
sorunlarını çözmeye yeteceğini düşünmüyorum. Günümüzde üniversite tartışmasının
sloganvari bir “özerk demokratik üniversite” yaklaşımına sıkıştırılmasını da
politik açıdan hatalı buluyorum.