5 Şubat 2013 Salı

Baldırlar, Kamusallık ve Müstehzilik


Yasal bir düzenlemenin tortusu acılaşmış çay demi gibi iz ve tat bırakmaya devam edebilir. Fransa’da kadınların pantolon giymesini yasaklayan ve yerel polisin iznine tabi kılan düzenlemenin ancak 2013’te ortadan kaldırılması, kadınlara yönelik ayrımcılığın sembolik anlamdaki varlığını bir kez daha göstermesine ve “ne kadar saçmaymış” tadı vermesine karşın çoğu kişinin aklına gelebileceği üzere bir ahlaki düzenlemenin, fosilleşmiş bir kanunun kaldırılmasından öte bir hikayeye sahip.


Fransız Devrimi’nin insan aklının kamusal kullanımı ve eşit yurttaşlar felsefesi Jakobenlerin kararlarında bir toplumun tepeden değiştirilmesi iradesine uzanırken, Termidor gericiliği ve Bonaparte dönemi sadece devrimcilerin marjinalize edilmesi değil gündelik hayatın sekülerleştirilmesi yönünde alınan kararların da ortadan kaldırılması ile karakterize edilebilir.  Her ne kadar Batı merkezli bir proje olsa da Aydınlanma’nın evrenselci referansları sıradan insana aklına yatmayan düzenlemeleri bir çırpıda yırtıp atma kudretini aşılayan devrimci düşünceye güç katmışken, Parisli kadınlar 18. yy’ın sonunda bugünden bakıldığında son derece temel bir hak olarak görünen bir şeyi talep ediyorlardı. Burada sınıfsaldan ayrı düşünülebilecek bir durum söz konusu değildi. Pantolon işçi sınıfının elbisesiydi. Baldırı çıplaklar şeklinde şahane bir şekilde dilimize kazandırılan sans culotte ifadesi ipek çoraplarla baldırını kapatamayan ve emek gücünü satarak kazandığı üç beş kuruşla ayıp yerlerini ancak pantolon giyerek örtenlerin göstereniydi. Kadınların pantolon giyme isteği çalışırken daha uygun bir giysiye kavuşmak kadar erkek kamusal alanında eşit şartlarda bulunma isteğinin de bir yansımasıydı. 1800’deki yasal düzenleme ancak bu arka plan üzerinden bir anlam ifade ediyor: Yenilgiye uğramış Paris proletaryası kamusal tartışmadan çekilirken, devrimci çalkantıyla seslerini daha gür ifade eden kadın proleterler de temel bir haktan mahrum bırakılıyorlar.

1800’deki düzenleme 1892 ve 1909’da bisiklet gidonu ya da at eyeri tutan kadınların pantolon giyebileceğine dair ifadeler eklenerek revize edilmiş. 20. yy.da bir yaptırım unsuru olarak atıfta bulunulmuş mudur bilinmez ancak 2009 yılında hukuk profesörü Evelyne Prisier yasanın hala yürürlükte olduğunu beyan edip dikkat toplamış.

Giysi ve tüketim kalıplarının düzenlenmesine dair çok sayıda düzenleme Batı toplumlarının tarihinden bulup çıkarılabilir. Eminim formasyonum nedeniyle neredeyse hiçbir halt bilmediğim Doğu toplumlarında da örnekler bulunacaktır. Benim aklıma Jacobite ayaklanmaları sonrasında 1746’da İskoç kiltinin yasaklanması geldi. İskoç yaylalarındaki isyancılar kiltleri soğuktan korunma amaçlı olarak kullanıyorlardı ancak çok işlevsel kullanılan bu giysinin düzen bekçisi askerlere saldırırken sürpriz (!) unsurları için kullanılması ya da silahları etek altında istenilen şekilde gizleme gibi bir faydası da vardı. Aslında taht kavgalarının bir uzantısı olan Jacobite ayaklanmaları zamanla burada kullanılmaya çalışılan İskoçlarda merkezi iktidardan ayrı ve bağımsız davranma düşüncesini de kuvvetlendirdi.

İskoç savaşçılarının kilt giymesi gibi kadınların pantolon giymesinin yasaklanması da kalıcı bir yaptırıma yol açmadı. Hatta istenmeyen sonuca uzun vadede alttan alta katkıda bulunmuş bile olabilir. Ancak modern öncesi özellikleri barındıran devletlerde ya da modern ulus devlet oluşum sürecindeki altyapısal iktidarın sınırları düşünüldüğünde bu kadar aşırı kararlar yine de insanı şaşırtıyor. Modern (kimilerine göre post-modern ancak bence akıl almaz derecede modern) iktidarın daha açıktan davrandığını biliyoruz. Giysilerimizin ötesinde bedenlerimiz düzenleniyor. Bütün dünyanın daha fazla birikim uğruna tarumar edildiği modern dönemde kaynak savaşı aynı zamanda beden üzerine süregiden mücadele olarak da görülebilir. Düzenin restorasyonu ya da kendini korumasının ahlak bekçiliği gibi göründüğü durumlarda aslında son derece birikime dair bir mantık da işin içinde olabilir, düzene direnenlerin sindirilmesi isteği ve bunun ortak duyudaki bazı öğelere referansla daha kolay becerilebileceği düşüncesi de. Düzen dediğimizin baldırlarımızın çıplak kalmasına kayıtsız kalamayacak kadar bizimle hemhal olması yine de bende müstehzi bir gülümsemeye yol açıyor.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma