22 Ağustos 2010 Pazar

yokluğu yara enflasyon ve hedeflemesi

Merkez Bankası her çeyrek sonunda açıkladığı enflasyon raporlarının 2010 yılı içerisindeki üçüncüsünü açıkladı. Raporun açıklandığını bir süredir girmediğim MB internet sitesini durup dururken ziyaret ettiğim için değil, Fatih Özatay’ın “yeni çerçeve” temalı son yazısını okuduğum için merakımın depreşmesi ile öğrendim.

Özatay bir iki yıl önce küresel krizin ortasında krize verilen tepkiler açısından Türkiye’nin sınıfta kaldığını ima ediyor kamu harcamalarının yatırımı teşvik edecek şekilde arttırılmasını salık veriyordu. Dar kafalı bir parasalcılığa lüzum yoktu, kamu harcamalarını sermayeye kaynak aktarımı sağlayacak şekilde yeterince arttırmamak durgunluğu daralmaya çevirebilecek tehlikeler barındırıyordu ne de olsa. Son yazılarında da aynı varyeteyi ustalıkla sergiliyor: TCMB enflasyon hedeflemesinde uygun bir çerçeve oluşturamadığı için enflasyonun belirli bir seviyede takılıp kalması karşısında bir şey yapamıyor, yenisini getirin!

Dar kafalı parasalcılık çalışmıyorsa harcamaları arttırın, harcamaları arttırmak tehlike oluşturacaksa kesintiye gidin ya da formülü harcamaların olumsuz etkisini geçici gösterecek şekilde ortaya koyun; enflasyon hedefini istikrar için belirleyin, ama enflasyon düşmüyorsa çerçevenizi reforme edin, öyle her ay faiz indirmeyin vs. Özatay enflasyon hedeflemesi ve sorunları üzerine ne kadar devam edecek bilmiyorum, ama beni bir cevap yetiştirme heyecanı sardı.

Son yayımlanan raporda MB’nin çekirdek enflasyon takıntısı devam ediyor. Ancak vergi ayarlamaları nedeniyle bazı mal ve hizmetlerin fiyat artışlarında bir durgunluğun oluşabileceği de belirtilmiş. Banka, orta vadeli programdan sapılmadığını, küresel ekonomiye dair beklentilerin ve politika faizinin yükseltilmeyeceği ifadesinin deyim yerindeyse alıcı bulmasının sonucunda getiri eğrisinin yataylaşmakta olduğunu tespit ediyor. Peki Özatay’ın yeni derdi ne? Maliya politikası ile para politikası arasındaki uyumsuzluk. Gelirleri yaptığı ayarlamalarla arttırıp enflasyonu yüksek seviyede tutan bir maliye politikasına mahkumken enflasyona dair açıklamanın bunu görmemesi. Daha başka bir ifadeyle, MB çekirdek enflasyon üzerinden kalkarak enflasyon hedeflemesine devam edecek ve faiz ayarlamalarını buna göre yapacaksa çekirdek enflasyon endeksini düzeltmesi, para politikasına dışarıdan etki eden unsurları (kamunun yaptığı fiyat ayarlamaları vb.) bir şekilde göz önüne alması gerekiyor. Ama kamunun yaptığı fiyat ayarlamaları ve sunduğu mal ve hizmetler ekonominin bir parçası değil mi? O zaman bunların yurtdışında belirlenen kısımlarını çıkarın. Fiyatları yurtdışında belirlenen malları bir enflasyon göstergesinden çıkarmak bütünleşildiği düşünülen dünya ekonomisinden ayrı bir ekonomik ortam hayal etmek anlamına gelmeyecek mi? Var mı böyle bir şey? Özatay’ın her soruya bir cevabı var: Öyleyse bu dışsal etkilerin o kadar dışsal olmadığını da göz önünde bulundurun.

Özatay dünya ekonomisinin seyrine kafa yoranların deflasyonla yatıp resesyonla kalkmadığı bir kriz sonrası durumu hayal ededursun. Petrol fiyatlarının yerinde saydığı, ihracat risklerinin devam ettiği işsizlik oranlarındaki azalma eğiliminin (zayıf toparlanma Türkiye için de geçerli) beklenenin altında kaldığı bir küresel ekonomik konjonktürde politika faizinin seyrinde radikal değişiklikler yapmak ya da maliye politikasının seyrini enflasyon hedeflemesine uyacak hale getirmek MB'nin harcı değildir. Buradaki temel noktaları özetleyelim:

MB’nin enflasyon hedefleme yöntemi para arzının kontrol edilmesi ve politika faizinin belirlenmesine dayanıyor. Bu planlamayı yapan ve küresel ekonomideki gelişmeler üzerinden yaptığı değerlendirme sonucu faizi arttırmayan ya da olası senaryoları aktaran MB görevini yerine getirdiğini düşünüyor.

Orta Vadeli Program ve mali kural benzeri düzenlemeler beklentinin ötelenmesini kolaylaştırıyor. Mali kuralın 2011’de ortalarda olmayacağını herkes bilse de enflasyon raporunda halen mali kural beklentisinden bahsediliyor. Bu devlet aygıtının her biriminin yekpare bir şekilde belirli kurallar ve hesaplar üzerinden beklenti biçimlendirmeye girişmediğinin, aksine ortada süregiden bir “idare etme” durumunun olduğunun da göstergesi.

MB’nin enflasyon raporunda geçen çekirdek enflasyon açıklamalarını bir beklenti biçimlendirme işlemi olarak görmek daha akla yatkın. Enflasyon belirli bir seviyenin altına inmiyorken bunun gelecekte ineceğini düşünmek MB yetkililerinin geçtiği rahle-i tedrisatın bir gereği.

Belki de en önemlisi enflasyon hedeflemesinin emek maliyetlerini azaltmak için işlevsel bir nitelik arz etmesi. Gerçek enflasyon oranıyla MB’nin baktığı göstergeler arasındaki fark enflasyon hedeflemesinin sermaye birikimi açısından üstlendiği işlevsel niteliği destekliyorken bu farkın ortadan kalkması için çerçeve değişikliğine gidilmesi, ekonomik istikrar ve refahı sermaye birikimi üzerinden anlamaya meyilli MB uzmanlarına ya da burjuva iktisatçılarına neden çekici gelsin? Ortada kamunun sağladığı hizmetlerdeki fiyat artışları ya da yapılan ayarlamalara tepki gösteren bir siyasi irade yokken maliye politikasında vergi gelirlerini tüketim vergilerinden başka alanlara kaydıracak derecede reform yapmak hangi sermaye uşağı bürokratın aklına gelir?

Özatay bunlara karşın hakim bakışın kıvrak hareketlere cevaz vermesini bekliyorsa yanılıyor. Yıllarca istikrar için harcamaların kısılmasını vaaz eden bir profesör “şimdi kamu daha çok harcamalı” dediğinde kimse nasıl ciddiye almıyorsa, yıllar boyunca çekirdek enflasyonu işlevsel olarak kullanan ve faiz indirimini durgunluk sırasında ekonomik toparlanmayı desteklemek için temel yol olarak gören bir para politikası ve genel anlamda ekonomi politikasının durgunluğun mazide nahoş bir seda olarak algılanamayacak kadar güncel göründüğü bir bağlamda niçin yeni yöntemlere ve endekse ihtiyaç duyacağı da cevaplanması gereken bir soru olarak duruyor.

1 yorum:

  1. HAYEK 40'LARDA YAZMIŞTI, AMA İNANMADILAR!!! FARKETMELERİ 30 YIL ALDI. EN AZINDAN BU KADAR HIZLI DÖNMEDİLER DEDİKLERİNDEN. AMA ÖYLE "HIZLI" ZAMANLARDA YAŞIYORUZ Kİ TAKİP EDEBİLMEK MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR. İŞİN GARİBİ HIZA YETİŞEN VE SÜREKLİ "DEĞİŞİME" AYAK UYDURANLARIN BAKTIĞI, BAKA KALDIĞI NOKTA HEP SERMAYE CEPHESİ.DİĞER CEPHE, OLAN BİTENE AYAK UYDURAMAYAN VİZYONLARI DAR SADECE ÜCRETLERİNİ DÜŞÜNEN "ZAVALLILAR" CEPHESİ. ÖYLE OLUNCA OYUNUN KURALLARI HEP YAZILI OLARAK ELİMİZE VERİLİYOR. SONRA "YOK YIRT AT ONU, BU YENİSİ" DİYORLAR. TIPKI MAHALLEDE TOPU OLAN VELETİN OYNANAN OYUNUN KURALLARINI KOYMASI GİBİ.

    PEKİ DİYORUZ BİZ HEPİMİZİN SAHİP OLACAĞI BİR TOP ALALIM DİYE BİR ÖNERİ GETİRİNCE, BİZE NE DİYORLAR, "BAK BAK, YENİ BİR İKTİDAR KURMAYA MI GELDİN SENİ PİS MODERNİST. AUSCHWİTZ'İ VE GULAG'I UNUTUN HERHALDE."

    NE YAPACAĞIZ O ZAMAN,
    KURALLARI KONMUŞ MAHALLE FUTBOLUNDA OLDUĞU GİBİ "YETENEKLERİMİZİ" GELİŞTİRİP, İYİ BİR TOPÇU OLUP, "GOLLER ATACAĞIZ". YOK BAŞKA ÇARE. ACABA!!!

    YanıtlaSil

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma