30 Nisan 2021 Cuma

Kamu özel işbirlikleri devletleştirilebilir mi?

Türkiye’de yıllardır çeşitli altyapı ve inşaat projelerine devletin verdiği garantiler ve bu garantilerin yarattığı yük tartışılıyor. Artık tartışmayı bir sonraki aşamaya taşımak gerekli. Ancak söz konusu kamu özel işbirlikleri (KÖİ) olunca uzun bir giriş ve hatırlatmalar sonrasında esas konuya girebileceğiz.

Covid-19’dan konut palazına uzandık

Para arzının hızla artması, bu para yeni yatırımlara yöneliyorsa olumsuz sonuçlar doğurmayabilir. Son yüzyılın en büyük salgınının ortasında para arzının artması, daha fazla borçlanma ve zorla kredi hacminin artırılması uğraşı birçok ülkede standart politika tepkilerine dönüşmüş olabilir. Ancak “çürümüş bir şey var” Türkiye söz konusu olduğunda.

Yıkılmadı ama tadilatta: Ekonomide devridaim makinesi

Hazine’nin temmuz ve ağustos aylarındaki borçlanma temposu ve bu borcun döviz cinsi olması 'birileri çıldırmış olmalı' dedirtebilir. Büyük olasılıkla Türkiye 2020’de tarihinin en büyük net borçlanmasını gerçekleştirmiş olacak.

Müjdelerden trajedilere

Türkiye’de bir hafta öncesinin olay ve açıklamalarına dair bir yazı kaleme almak, bugünün gündemini kaçırmak anlamına gelebiliyor. Biri eski rejimin ana muhalefeti konumundaki partinin Cumhurbaşkanı adayı olmuş, diğeri Erdoğan sonrasının lideri olmak için çırpınan iki siyasi figürün açıklamalarını sadece birkaç gün sonra ele almak da aynı kadere mahkum. Siz bu satırları okurken, yeni bir müjde, bunun maliyeti, girişilecek işin akla yatkınlığı tartışılıyor olacak. O tartışma layıkıyla sonuçlanmadan muhtemelen bir dış politika krizi tartışılacak, araya infial yaratacak bir toplumsal skandal dahi girebilir.

Sınırlı veri, sınırsız pandemi

Yoğun bakıma aktarılan ve entübe olan hastaların sayılarının 29 Temmuz’dan itibaren yayımlanmamasına günlük yeni vaka sayısının neredeyse değişmemesi eşlik edince Türkiye’de gerçekte kaç Covid-19 hastası var sorusu tekrar sorulmaya başlandı. Bazı illerde pandemi servislerinin yeniden açılmakla kalmayıp yüzde 100 doluluğa ulaştığını sağlık çalışanları ve hasta yakınlarının açıklamalarından öğreniyoruz. Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi Mustafa Necmi İlhan gidişat nedeniyle vatandaşı suçlamaktan kendini alamazken işler çığırından çıkıyor olmalı ki, İçişleri Bakanı salgın dönemindeki en kapsamlı denetimin bu satırların yazıldığı 6 Ağustos Perşembe günü yapılacağını “Kontrollü Sosyal Hayat” sloganıyla açıkladı.

Sorunlar ortada, muhalefetin yanlışı da

Küresel Kuzey’de pandemi sonrasındaki toparlanma yol haritası, henüz netlik kazanmadı. Ancak istihdam destekleri, sermayenin ücret maliyetlerinin bir kısmının üstlenilmesi, ucuz kredi temini ve benzeri yöntemlerle, hatta zaman zaman devletin daha doğrudan işe el attığı destekler sunulması ile ekonomik daralmanın hafifletilmesi tercihi 2020’ye damga vuruyor.

Bize küçük balonlar hazırlanıyor

Ülke ekonomisinin büyük bir sıçrama (hece fazlası olmayanından) eşiğinde olduğuna dair propagandanın birkaç ayağı var. Bunların başında Türkiye’de resmi işsizlik oranının salgın başlangıcında düşük kaydedilmesi, faizlerin 2020’de bir süreliğine de olsa düşüş sergilemesi, konut ve otomobil piyasalarında görülen canlanma geliyor. Borsa endeksinin son 5 ayın en yüksek seviyesine gelmesi (7 Temmuz) resmin en önemli parçalarından. Üst perdeden gelen “Türkiye’nin ekonomik bir krize gireceğini söyleyenler, böyle bir krize maddi, manevi ve siyasi yatırım yapanlar, pandemi dönemimizdeki performansımızla hüsrana uğradı ve uğramaya devam edecek” açıklamaları ile “hiçbir şey olmadı ve güçlüyüz” söylemi tamamlanıyor.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma