21 Ocak 2013 Pazartesi

Hakiki bir reform için istifa ederek işe başlamalılar


Yükseköğretim Kurulu büyük bir cüret sergileyerek anayasa değişikliği yapılmasına gereksinim duyulan bir yasa değişikliği önerisini Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim etti. Üniversite Konseyleri, şirket üniversiteler, sözleşmeli çalışma pratiklerinin yaygınlaştırılması gibi birçok yenilik barındıran metnin ne kadarı nasıl yasalaşır bunu zaman içinde göreceğiz. Sol muhalefetin YÖK’ü piyasacı bir kurum ilan etmesi ve değişiklikleri neoliberal üniversite anlayışının bir uzantısı olarak görmesi itirazlar açısından birçok eksikliği beraberinde getiriyor. En temel nokta, zaten bu sıfatların YÖK mensupları tarafından gururla taşınıyor olması ve herkesçe kabul edilmiş doğrular niteliği taşıması. Bu nedenle daha ziyade YÖK’ün “yapıyoruz, yaptık, böyle olur işte” dediği noktaların birkaçının üzerinde durmak istiyorum.

Birincisi YÖK’ün bu yasayı demokratik tartışma ve birçok paydaşın katılımıyla birlikte biçimlendirdiği iddiası. Külliyen temelsiz olan bu iddiaya göre YÖK sitesinde bir forum mekanizmasının oluşturulması, üniversitelerden katkı sunmak isterlerse raporların toplanması ve YÖK başkanı Çetinsaya’nın kapı kapı dolaşıp “ne kadar da güzel bir dönüşüm oluyor aman allahım” minvalindeki konuşmaları demokratik prosedürün işlediğinin göstergelerini oluşturuyor. Üniversitenin farklı alanlarından katılımcıların konuşma fırsatı bulduğu ve Ankara Üniversitesi’nde düzenlenen bir forumla ilgili çıkan gazete haberine müdahalede bulunmak isteyecek kadar anti-demokratik bir anlayışın hüküm sürdüğü bir kurulun tek taraflı olarak bir metin hazırlaması sonra da “ne diyorsunuz?” demesi, bununla yetinmeyip itiraz edenleri marjinalleştirme çabası en sığ demokrasi kavrayışında bile bir anlık tereddüt yaratmalı. Yaratmıyor, evet, bu zaten akademinin çoktan evrenselin değil iktidarın bilgisini üretme derdiyle kendi kimliğini pekiştirdiğini ifade ediyor olsa gerek.

İkinci nokta yeni düzenlemeyle birlikte üniversite bileşenlerinin özlük haklarında iyileşmelerin gerçekleşeceği ve mali ve sosyal haklar meselesinin büyük oranda halledileceği. Yasa taslağında bu doğrultuda bir iyileştirme emaresi yok. En basitinden maaş artırımı ve bazı sosyal hakların iyileştirilmesi dahi, ki bu YÖK’ün ev sahipliği yaptığı çalıştaylarda neoliberal dönüşüme itirazda bulunmayanların da dillendirdiği ve YÖK’ün de bizzat başkanı aracılığıyla benimsediği bir düzenleme şeklinde sunuluyordu, görünürde yok. Bu teknokratların kafasındaki iyileştirme sözleşmeli çalışma pratiğinin yaygınlaştırılması ve keyfi olarak belirlenmeye açık muğlaklıktaki kriterlere bağlı olarak sözleşmelerin yenilenebilmesiymiş.

Sonuncusu siyasal iktidarın büyük bir adım olarak gösterdiği katkı payının kaldırılması meselesi. Yeni taslakta dört yılda okulu tamamlayamamış öğrencilerin katkı payı ödemesi gibi bir “yenilik” söz konusu, üniversite yönetimleri de (özellikle konseyle yönetim hakkını kaybetmemek için) kendi gelir kaynaklarını yaratma ve çoğaltmaya davet ediliyor. Dolayısıyla siyasal iktidarla uyumundan övgüyle söz eden Kurul, öğrencilerin üniversite masraflarının azaltılması konusunda, yine siyasal iktidardan gelen işaret doğrultusunda olmasa dahi neoliberal yönetim zihniyetinin eğitim alanındaki müteahhitlerinden birisi olarak üzerine düşeni yapmaya soyunuyor.

Hem Türkiye’deki parlamenter siyasetin kısır tartışma kanallarının yüksek öğretimin detaylarına ayrıntılı bir şekilde vâkıf olmayı gerektiren yasa önerilerine açık olmayışı hem de siyasal muhalefetin cılızlığı YÖK teknokrasisinin yüksek öğretim reformunu “siyaset dışına çekme” girişimlerinin zeminini oluşturuyor. Söylediklerini yalanlayan, yalanlarını yasalaştırmaya kalkanlara diyecek pek bir söz yoktur elbet. Ama bu yasa taslağını MEB’e sunan, en son, muhalif basının sanal alemde linklerini yayınladığı belgelerde görüldüğü üzere durmaksızın tekrarlanan ihale yolsuzlukları ve atama usulsüzlüklerine karşı ne yaptığı pek belli olmayan Kurul’un toptan istifasını istemek de hakkımızdır. 

2 yorum:

  1. Eline sağlıl Arızam, sen olmasan haberimiz olmayacak neler döndüğünden. Yalnız son noktayı tam anlayamadım: eğitim harcının yerine başka hizmetler mi ücretlendiriliyor?

    YanıtlaSil
  2. üniversitenin giderlerinin önemli bir bölümünü karşılayacak oranda gelir yaratması bekleniyor (taslakta açıkça yazılmış). bu geliri nasıl yaratacağına dair bir yönetmelikle işler netleşir ama zaten var olan pratikler göz önünde bulundurulduğunda üniversite içindeki birçok hizmetin daha pahalı hale gelmesi ya da fiyatlandırılması anlamına geliyor bu.

    YanıtlaSil

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma