Yükseköğretim Kurulu
büyük bir cüret sergileyerek anayasa değişikliği yapılmasına gereksinim duyulan
bir yasa değişikliği önerisini Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim etti.
Üniversite Konseyleri, şirket üniversiteler, sözleşmeli çalışma pratiklerinin yaygınlaştırılması
gibi birçok yenilik barındıran metnin ne kadarı nasıl yasalaşır bunu zaman
içinde göreceğiz. Sol muhalefetin YÖK’ü piyasacı bir kurum ilan etmesi ve
değişiklikleri neoliberal üniversite anlayışının bir uzantısı olarak görmesi
itirazlar açısından birçok eksikliği beraberinde getiriyor. En temel nokta,
zaten bu sıfatların YÖK mensupları tarafından gururla taşınıyor olması ve
herkesçe kabul edilmiş doğrular niteliği taşıması. Bu nedenle daha ziyade
YÖK’ün “yapıyoruz, yaptık, böyle olur işte” dediği noktaların birkaçının üzerinde durmak
istiyorum.
Birincisi YÖK’ün bu
yasayı demokratik tartışma ve birçok paydaşın katılımıyla birlikte
biçimlendirdiği iddiası. Külliyen temelsiz olan bu iddiaya göre YÖK sitesinde
bir forum mekanizmasının oluşturulması, üniversitelerden katkı sunmak
isterlerse raporların toplanması ve YÖK başkanı Çetinsaya’nın kapı kapı dolaşıp
“ne kadar da güzel bir dönüşüm oluyor aman allahım” minvalindeki konuşmaları
demokratik prosedürün işlediğinin göstergelerini oluşturuyor. Üniversitenin
farklı alanlarından katılımcıların konuşma fırsatı bulduğu ve Ankara
Üniversitesi’nde düzenlenen bir forumla ilgili çıkan gazete haberine müdahalede
bulunmak isteyecek kadar anti-demokratik bir anlayışın hüküm sürdüğü bir
kurulun tek taraflı olarak bir metin hazırlaması sonra da “ne diyorsunuz?”
demesi, bununla yetinmeyip itiraz edenleri marjinalleştirme çabası en sığ
demokrasi kavrayışında bile bir anlık tereddüt yaratmalı. Yaratmıyor, evet, bu
zaten akademinin çoktan evrenselin değil iktidarın bilgisini üretme derdiyle
kendi kimliğini pekiştirdiğini ifade ediyor olsa gerek.
İkinci nokta yeni
düzenlemeyle birlikte üniversite bileşenlerinin özlük haklarında iyileşmelerin
gerçekleşeceği ve mali ve sosyal haklar meselesinin büyük oranda halledileceği.
Yasa taslağında bu doğrultuda bir iyileştirme emaresi yok. En basitinden maaş
artırımı ve bazı sosyal hakların iyileştirilmesi dahi, ki bu YÖK’ün ev
sahipliği yaptığı çalıştaylarda neoliberal dönüşüme itirazda bulunmayanların da
dillendirdiği ve YÖK’ün de bizzat başkanı aracılığıyla benimsediği bir
düzenleme şeklinde sunuluyordu, görünürde yok. Bu teknokratların kafasındaki
iyileştirme sözleşmeli çalışma pratiğinin yaygınlaştırılması ve keyfi olarak
belirlenmeye açık muğlaklıktaki kriterlere bağlı olarak sözleşmelerin
yenilenebilmesiymiş.
Sonuncusu siyasal
iktidarın büyük bir adım olarak gösterdiği katkı payının kaldırılması meselesi.
Yeni taslakta dört yılda okulu tamamlayamamış öğrencilerin katkı payı ödemesi
gibi bir “yenilik” söz konusu, üniversite yönetimleri de (özellikle konseyle
yönetim hakkını kaybetmemek için) kendi gelir kaynaklarını yaratma ve çoğaltmaya
davet ediliyor. Dolayısıyla siyasal iktidarla uyumundan övgüyle söz eden Kurul,
öğrencilerin üniversite masraflarının azaltılması konusunda, yine siyasal
iktidardan gelen işaret doğrultusunda olmasa dahi neoliberal yönetim
zihniyetinin eğitim alanındaki müteahhitlerinden birisi olarak üzerine düşeni
yapmaya soyunuyor.
Hem Türkiye’deki
parlamenter siyasetin kısır tartışma kanallarının yüksek öğretimin detaylarına
ayrıntılı bir şekilde vâkıf olmayı gerektiren yasa önerilerine açık olmayışı
hem de siyasal muhalefetin cılızlığı YÖK teknokrasisinin yüksek öğretim
reformunu “siyaset dışına çekme” girişimlerinin zeminini oluşturuyor. Söylediklerini
yalanlayan, yalanlarını yasalaştırmaya kalkanlara diyecek pek bir söz yoktur
elbet. Ama bu yasa taslağını MEB’e sunan, en son, muhalif basının sanal alemde
linklerini yayınladığı belgelerde görüldüğü üzere durmaksızın tekrarlanan ihale
yolsuzlukları ve atama usulsüzlüklerine karşı ne yaptığı pek belli olmayan
Kurul’un toptan istifasını istemek de hakkımızdır.
Eline sağlıl Arızam, sen olmasan haberimiz olmayacak neler döndüğünden. Yalnız son noktayı tam anlayamadım: eğitim harcının yerine başka hizmetler mi ücretlendiriliyor?
YanıtlaSilüniversitenin giderlerinin önemli bir bölümünü karşılayacak oranda gelir yaratması bekleniyor (taslakta açıkça yazılmış). bu geliri nasıl yaratacağına dair bir yönetmelikle işler netleşir ama zaten var olan pratikler göz önünde bulundurulduğunda üniversite içindeki birçok hizmetin daha pahalı hale gelmesi ya da fiyatlandırılması anlamına geliyor bu.
YanıtlaSil