Siyasal iktisat eleştirisi içinde Marksist hattın dogmalaştırılması sonucu, finansal piyasalardaki gelişmelerin yorumlanması ve bunun üretim süreciyle ilişkilendirilmesi çabası kanımca beklenen oranda sergilenmemiştir. Hilferding’in bir nebze Marks’ı özetleyerek bir alet çantası oluşturmaya kalkması benzeri bir girişimi Mandel benzeri iktisatçılar dışında görmek büyük savaş sonrası için mümkün olmamıştır. Baran ve Sweezy’nin kıymetli çabalarını bu hat üzerine yerleştirmekten imtina ediyorum. Ancak J. B. Foster, Baran ve Sweezy üzerinden giderek bu çatallanmanın verimli sonuçlar doğuracağını ve nihai olarak bahsettiğim hattın zenginleşmesine katkıda bulunacağını göstermeye uğraşmaktadır.
Marksist kar oranlarının düşme eğilimi yasasından emek yoğun sektörlerde kar oranlarının daha yüksek olacağı gibi otomatik bir sonuca varılamayacağı, hem emek sürecinin örgütlenmesinin hem de kullanılan makineler ve teknolojilerin artı-değer üretimine dolaylı katkılarının, temellük edilen artı değeri miktarsal ve oransal olarak arttırmada başarılı olabileceğinin görülmesiyle açığa çıkmıştır. Marks’ın kendisi de bir sektördeki genel kar oranı ve sermayenin belirli sektörlere akarak buradaki kar oranını yeniden aşağılara çekmesiyle ilgili olarak kafa yormuştur. Ancak daha öteye gitmek zorlaşıyor. Bu noktada kar oranının düşme eğiliminin finansal işlemler aracılığıyla telafi edilmesi kadar bu işlemler aracılığıyla da kar oranının düşmesine karşı bir eğilim oluşturulması açısından bir önceki paragrafta bahsettiğim yetersiz kalmış çabaların bıraktığı boşluklarla karşı karşıya geliyoruz.

Hisse senedi işlemlerinin ve bu alandaki hayali sermaye oluşumunun sermayenin harekete geçirilmesi için kritik önemde olduğu Hilferding tarafından anlatılmaktadır. Peki, türev piyasaları ve yeni hayali sermaye biçimlerinin bu noktada nasıl olanaklar sunduğunu açıklamamız mümkün mü? Burada sözü başka geleneklerden beslenerek yeni bir mülkiyet ilişkisi ve üretim aracından daha da ayrışmanın gelişmekte olduğunu imleyen araştırmacılara bırakmak durumunda kalıyoruz. Örneğin Wigan, türev işlemlerin aslında üçüncü bir ayrışma derecesini ifade ettiğini (ilk ikisi kabaca ve sırasıyla doğrudan üretim aracına sahip kapitalist girişimci - emekçinin üretim araçlarından ayrılması ve hisse senetleri aracılığıyla üretim araçlarına sahip kapitalist yatırımcı - yatırımcının üretim aracından uzaklaşması) belirtiyor. Burada mülkiyet rejiminin değişmesinden değil, mülkiyet ilişkisi biçiminin üretim sürecine olan etkisinin farklılaşmasından bahsetmekteyiz. Türev işlemler ve egzotik finansal ürünler aracılığıyla yatırımcının üretim araçları sahipliği, ya da elde edilecek kar üzerinden pay alma isteğindense belirli bir işlemin sonucu üzerinden kar elde etme anlayışının hakimiyeti... Bir şirketin hisse değerinin yükselmesi ve temettü elde etme beklentisinin değil, örneğin o şirketin başka bir şirkete olan borçlarını ödeyemeyeceği beklentisi üzerinden temerrüte düşmesine yatırım yapılması. Şirketin hisse senedinin el değiştirilmesine gerek kalmadan şirketin operasyonları üzerinden getiri elde etme telaşı. İkinci geçiş sonrası ortaya çıkan üçüncü ayrışma derecesinden farklı olarak, ilk geçiş sonrası söz konusu olan, hisse senetleri aracılığıyla üretim araçlarının el değiştirmesine gerek kalmadan üretim araçları ve işe koşulan emek gücünün üzerinden getiri elde etme isteği gibi görünüyor. Bu yeni derece veyahut böyle bir derecelendirme bize neyi söylüyor?
Birincisi şudur: bu derecelendirmenin kuramsal ifadesinin dogmatik bir şekilde değil, zamanlar arası geçişler ve beklentiler ile ilişkilendirilerek sermaye birikimine etkilerinin sarih bir dille açıklanması gerekiyor. İkincisi ise bu işlemler aracılığıyla kar oranı düşen bir sektörde yeterli bir getiri elde etmeyecek şirket faaliyetinin bizatihi kendisinin bir süreliğine de olsa finansal piyasalarda karlı işlemlerin nesnesi haline getirilebilmesi ile alakalı. Piyasanın, beklentilerin biçimlendirilmesi ve kapitalizasyon süreci ile bu nesneleşmenin bilgisini taraflara sunacak bir mekanizma olarak işlemeyebileceğini krizler sayesinde daha iyi görebiliyoruz. Ancak, bu işleyişin demistifikasyonu etkin dağıtım gerçekleştirmesi beklenen piyasanın garabetinin daha iyi görülmesini sağlayabilir. Bu, gücünü tam da bu anlamıyla finansallaşmadan da devşiren neoliberalizmin fikri egemenliğine karşı rastgele atılmış bir façadan daha iyi bir direniş noktası elde etmeye yarayabilir. Borcu paketleyen, direnişi alıp satan, müflis üzerinden getiri elde eden bir işlemler zincirine dair söyleyecek daha çok şey var. Yeter ki yılgınlığa kapılmayalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder