20. yüzyıl distopik
filmlerinin kötü gelecek için zaman vermeye kalktıklarında attıkları
tarihlerdeyiz. Bir yandan distopik bir gerçekliğin içindeyiz, öte yandan mevcut
kaosun arkasında bizim gibilerin düzeni rayından çıkartmalarının yattığını
öğreniyoruz. İlginç zamanlardan geçiyoruz.
30 Temmuz 2017 Pazar
28 Temmuz 2017 Cuma
Türkiye’de Borçlanma Limiti Neden Değiştiriliyor?
Türkiye’de ilginç bir kanun
değişikliği gerçekleşecek. Belki de bir OHAL kararname maddesi ile Türkiye’nin
borçlanma limiti değiştirilecek ya da geçiçi bir maddeyle borç limiti krizi
savuşturulacak.
24 Nisan 2017 Pazartesi
Rejimin yeni kıyafetleri ve ekonomik beklentiler
Şaibeli referandum sonrasında Türkiye ekonomisinin nereye yol alacağı konusunda çok keskin ifadeler kullanmak uygun görünmüyor. Buna karşın olağanüstü hal dönemindeki ekonomik önlemler ve yakın zamandaki gelişmelere bakarak gidişatı anlamlandırabiliriz.
21 Mart 2017 Salı
20 yıl önce, 20 yıl sonra: Gözden kaçırılan yükümlülükler
Türkiye’de kamu borcu ve yükümlülükleri ile ilgili veriler ve raporları inceleyen bir araştırmacı devlet borçlanması kaynaklı bir kriz ya da istikrarsızlıkla karşılaşma ihtimalinin ortadan kalktığı yanılsamasına kapılabilir. Revizyona tabi tutulan Gayrisafi Yurtiçi Hasıla verilerine oranla borç stoku 2016 yılı 3. Çeyreğinde yüzde 27,4 olarak açıklandı. Hazine verilerine bakıldığında borç stokunun oransal olarak düşüşü 2016’da durmuş olsa da borç çevrimi sorunu çoktan ortadan kalkmış görünüyor. Borcun vade yapısının sağlamlığı yanında Hazine garantili kredilerin geri ödemelerinde de Hazinenin üstlendiği pay yok denecek kadar azalmış durumda.
15 Mart 2017 Çarşamba
Sağ popülizm ekonomide ne vaat ediyor?
Geçtiğimiz yıl çok sayıda ülkede sağ
popülist olarak nitelenen parti ve kişilerin siyaset sahnesinde yükselişini
2008-9 uluslararası finansal krizi ve dalgalarının bitmek bilmeyen gücüne
bağlamak mümkün. Çöküş ve takip eden düşük büyüme, emek piyasasına dönemeyen
milyonların öfkesi ve dönenlerin çalışma koşulları birlikte ele alındığında
tepkisel bir siyasi söylemin güç kazanması için verimli bir zemin oluştuğunu
görebiliyoruz. Sağ popülizmin, neoliberalizmin tahribatından faydalanarak bir
seçmen bloku oluşturduğunu ancak dramatik değişiklikler ihtimalini
güçlendirmekle birlikte zayıflıklarının bulunduğunu ileri sürüyorum. Ekonomi
politikalarının piyasacılığı, ya da kemer sıkma karşıtlığını ulusal ekonomi
savunusuna indirgemesi dünyanın farklı coğrafyalarında eşzamanlı görülen sağcı
yükselişin de sınırlılığına işaret ediyor olabilir.
7 Mart 2017 Salı
Göstergeler toparlanma diyor, ancak borç sorunu devam ediyor
Küresel finansal kriz sonrasında dünya basınının önde gelen kuruluşları aralıklarla felaketin tekrarlanabileceğine dair görüşler yayımladılar. Bu görüşlerin kapladığı yer, getiri oranı sıfırın altında olan tahvillere ilişkin 2016’daki tartışma sonrasında giderek azaldı. Dodd-Frank düzenlemelerindeki muhtemel revizyonların etkileri bilinemese de korumacılık, FED faiz artışı ihtimali ve bunun sonuçları ile Çin ekonomisindeki gelişmeler ve borsa rallileri 2017’de daha üst sıralara yükseldi.
Ancak akademi koridorlarında (Türkiye’den bahsetmiyorum!) ve uluslararası finansal kuruluşlarda yeniden kaynamaya başlayan devlet borcu tartışması ve yakın bir gelecekte olabileceklere ilişkin öngörüler daha az dikkat çekerek de olsa devam ediyor. Borç sorunu dendiğinde hem özel sektör ve hanehalkı borcu hem de devlet borçları akla gelir. Bu kısa değerlendirmeyi devlet borçları sorunuyla sınırlıyorum.
Ancak akademi koridorlarında (Türkiye’den bahsetmiyorum!) ve uluslararası finansal kuruluşlarda yeniden kaynamaya başlayan devlet borcu tartışması ve yakın bir gelecekte olabileceklere ilişkin öngörüler daha az dikkat çekerek de olsa devam ediyor. Borç sorunu dendiğinde hem özel sektör ve hanehalkı borcu hem de devlet borçları akla gelir. Bu kısa değerlendirmeyi devlet borçları sorunuyla sınırlıyorum.
6 Şubat 2017 Pazartesi
Türkiye Varlık Fonu: Yatırımların Finansmanı mı, Devlet Kaynaklarının Harcanması mı?
Türkiye Varlık Fonu 2016 yılında Ağustos ayında kuruldu. İlk olarak teklif şeklinde meclise gelen sonra tasarıya dönüştürülen kanun gerekçesi Türkiye’nin kalkınma hızının artırılması, çağdaş varlık yönetimi uygulamalarının Türkiye’ye aktarımına duyulan gereksinimdi. İslami finansman kullanımının yaygınlaşmasının istendiği açık bir şekilde amaç olarak belirtilmekteydi. Kalkınma amaçları doğrultusunda büyük altyapı projelerinin finansmanının kamu borcu artırılmadan sağlanması da temel bir gerekçeydi. Söz konusu vurgular kanunun amacına büyük oranda yansıdı ancak nihai metinde temel amaç “sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak” olarak parlatıldı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)