12.9.2010 referandumunun bütün bu toz dumana rağmen herkesi memnun edebilecek bir sonuçla bitmesi muhtemel. 49 milyon seçmenin 3/4'ünün sandığa gittiğini, oy kullanan her on kişiden dördünün evet, altısının hayır dediğini varsayalım. "türkiye'nin önündeki en önemli sorunu çözeceğiz" iddiası ile giriştikleri siyasal projenin çöküşünü gören ve geleneksel sağ siyaset anlayışı açısından kritik önem taşıyan milli gelir artışına bakıldığında son iki senedir yerlerde sürünen bir siyasi parti ve daha geniş anlamıyla bir hareket, toplumun önüne sunduğu - yapımından pazarlanmasına utanç verici - anayasa düzenlemesinin hatırı sayılır bir destek bulduğunu görüp genel seçimlerden önce bu desteği korumanın yollarını tartışmaya başlayacak. türkiye'nin daracık siyasi yelpazesinin envai çeşit kanadını bir araya getiren hayır cephesi bunu bir zafer olarak görüp akp iktidarının ve onyılının sonunu ilana girişecek. eğer umdukları gibi bölgede her iki kişiden birinin sandığa gitmemesini sağlamayı becerirse bdp ve temsil ettiği gelenek son yerel seçimlerde aldığı iki milyonun üzerindeki il genel meclisi oyunu koruduğunu ve hatta arttırdığını düşünecek.
sandığa gideni de gitmeyeni de bir sonraki hesaplaşma öncesi dersler çıkaracak, notlarını gözden geçirecek. defalarca değiştirilmiş 12 eylül anayasası yeni değişikliklerden mahrum kalacak ancak biliyoruz ki referandum sonucu evet de çıksa hayır da; 12 eylül düzeninde yaşamaya devam edeceğiz. 12E'nin en büyük başarısı da bu değil mi? değişiklikler ya da anayasanın lafzı gidici, ruhu kalıcı değil mi?. yarı başkanlık sistemine prosedürel olarak geçiş aşamasındaki memlekette çoktandır yerleşikleşen plebisitçi demokrasi zaferlerine bir yenisini eklemek üzere değil mi?
hal böyleyken boykotçular oyuna katılmadıklarını düşünedursunlar. daha soruyu muhatap aldığınızda çağrılmış ve kodlanmışsınızdır. ben yokum demek nafile, sizin yokluğunuz referandumun varlığını destekliyorsa varsınızdır. yokluğunuz üzerinden referandumun meşruiyetini sorgulatma hesabı yapıyorsanız gündelik siyasetin ayak oyunlarına çoktan dolanmışsınızdır. sandık başında devlet yoklamasında "burada!" diye haykırmayanlar, bağımsız bir siyasal hattı şimdiye kadar oluşturamadıysanız referandumda görünmeyerek de oluşturamazsınız. plebisit sizi çağırıyor.
BU DURUMDA "PLEBİSTÇİ DEMOKRASİ OYUNUNDA" YOKUM DİYEBİLMENİN YOLLARINA BULAMAYAN AYRI BİR MÜCADELE HATTI ZATEN MEVCUT OLMAYAN BİR SOLUN PARÇASI OLARAK HANGİ ÇAĞRIYI MUHATAB ALACAĞIMIZI PEK KESTİREMİYORUM. YİNE DE SOLUN "MODERNİZM" PROJESİNİN BİR PARÇASI OLDUĞUNU VE BAŞKA BİR DÜNYANIN ANCAK MODERNİST İZLEK TAKİP EDİLEREK VARILACAĞINA DUYDUM İNANCI KORUYORUM. BU DURUMDA ÇOK NET BİR "HAYIRCI" OLARAK SAF BELLİ ETMENİN YETERLİ OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM.
YanıtlaSil