7 Ağustos 2014 Perşembe

Bank Asya manipülasyonu ve devam eden çekişme

Bir gün içinde % 7 yükseliş, ertesi gün % 10’a varan düşüş ve tepki alımlarıyla düşüş oranının % 6’ya yaklaşması. Sonra işleme kapatma… Sıradan bir şirket için bile dikkate değer bir hareketlilik. Kaldı ki bu yükseliş ve inişler doğrudan hükümet sözcülerinin açıklamalarından kaynaklanınca ve söz konusu son 8 aydır aralıklarla konuşulan bir banka olunca yakından bakmakta fayda var.

Bank Asya ya da Asya Katılım Bankası cemaatin katılım bankası ve ses kayıtlarından bildiğimiz kadarıyla cemaatin operasyonlarının yönetilmesi için gerekli mali kaynağın toplandığı havuz. Bu sevk ve idare işinin aksamaması için bankanın yüzer konumda bulunması ve büyük mevduat çekişlerine karşı hazırlıklı bulunması gerekiyor. Nitekim 17 Aralık sonrasında muhtemel çıkışlara karşı önlem için para toplandığını, bankanın Kamu Aydınlatma Platformu’na açıklama gönderdiğini biliyoruz. Aralarında Türk Hava Yolları’nın da bulunduğu büyük mevduat sahiplerinin çıkışı sonrası 2014’ün birinci çeyreğinde mevduatının dörtte birini kaybeden banka daha önce girişilen ancak gerçekleşmeyen varlık satışına hız vererek A101 market zincirinin %21’likhissesini 300 milyon lira civarında bir para karşılığında Aydın ailesine (Memorial Hastaneleri) sattı ve sermaye artırımına gitti.

Kaynak Holding’e vergi baskınına ve cemaate yönelik sınırlı operasyonlara karşın 30 Mart seçimlerinden önce Katar İslam Bankasıyla ortaklık görüşmeleri hisse senetlerinde birkaç gün içinde % 80’e varan artışa neden oldu. Borsa İstanbul 27 Mart’ta bankanın işlemlerini Cuma sabahına kadar durdurduğunu açıklarken, yeniden işleme açılmanın ertesinde satışlarla hisse senedi fiyatı aynı gün içinde yaklaşık % 18 düştü. Sermaye Piyasası Kurulu bunun üzerine şirket hisselerinin açığa satışını ortaklık görüşmelerinin sonuna kadar yasakladı.

Bu kısa notlar dahi hem sermaye grupları arasında spekülatif işlemlerle birlikte devam eden mücadeleyi hem de politik çatışmanın hangi mekanizmalarla aynı ilişkinin farklı tezahürleri olarak ele alınabilecek alanlara aktarıldığını göstermektedir. Faizsiz, helal, İslami vb. kazanç terimleri düşünüldüğünde ortaya çıkan ironiyi geçip yakın döneme gelelim. Hükümet merkezli Ocak operasyonunun devamında BDDK’da cemaate yakın isimlerin yerinden edildiği ve kadro değişikliği gerçekleştiğini ancak Bank Asya’ya el konulmadığını biliyoruz. 16 Aralık 2013’ten 6 Ağustos 2014’e kadar hisse senedi fiyatlarında % 35’lik bir düşüş yaşayan ve hatırı sayılır spekülasyona malzeme olan banka şimdi Ziraat Bankası’na satış söylentisiyle ön plana çıktı.

30 Mart seçimleri öncesinde yaşanan oynaklık sadece Kaynak Holding mensupları ya da cemaate yakın çevrelerin büyük getiri elde etmesine yaramış görünüyordu. Ancak aynı numaranın tersten sergilenmesi de olasıydı. Son birkaç gün içinde çelişkili açıklamaları bu şekilde değerlendirmek mümkün. Ekonomi yönetiminde önemli söz sahibi olan ve kamu bankalarının özelleştirilmesini isteyen Ali Babacan’ın kamunun bir katılım bankasına ihtiyacı olduğunu neden bu dönemde açıkladığı bir tartışma konusu olmaya devam edecektir. Üstelik bu yukarı tırmanmayı ani bir açıklamayla kesen Yiğit Bulut’un doğrudan Ali Babacan’ı hedef göstermesi de manidardır.

Durum bir kapışma olduğu kadar 10 Ağustos sonrasına dair AKP içi gruplaşmalara da etkide bulunacak bir itişmeyi göstermektedir. Bu açıklamaları takip eden gün içinde Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vergi tahsilatına ilişkin yetkiyi sonlandırması ve hisselerin işleme kapatılması görünürdeki polis operasyonunun 22 Temmuz’da başladığını ancak asıl operasyonların ve ekonomi yönetimi içindeki çekişmelerin 25 Aralık karşı hamlesi sonrası biteviye devam ettiğine işaret etmektedir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma