Bir gün içinde % 7 yükseliş, ertesi gün % 10’a varan düşüş
ve tepki alımlarıyla düşüş oranının % 6’ya yaklaşması. Sonra işleme kapatma… Sıradan
bir şirket için bile dikkate değer bir hareketlilik. Kaldı ki bu yükseliş ve
inişler doğrudan hükümet sözcülerinin açıklamalarından kaynaklanınca ve söz
konusu son 8 aydır aralıklarla konuşulan bir banka olunca yakından bakmakta
fayda var.
Bank Asya ya da Asya Katılım Bankası cemaatin katılım
bankası ve ses kayıtlarından bildiğimiz kadarıyla cemaatin operasyonlarının
yönetilmesi için gerekli mali kaynağın toplandığı havuz. Bu sevk ve idare
işinin aksamaması için bankanın yüzer konumda bulunması ve büyük mevduat
çekişlerine karşı hazırlıklı bulunması gerekiyor. Nitekim 17 Aralık sonrasında
muhtemel çıkışlara karşı önlem için para toplandığını, bankanın Kamu Aydınlatma
Platformu’na açıklama gönderdiğini biliyoruz. Aralarında Türk Hava Yolları’nın
da bulunduğu büyük mevduat sahiplerinin çıkışı sonrası 2014’ün birinci
çeyreğinde mevduatının dörtte birini kaybeden banka daha önce girişilen ancak
gerçekleşmeyen varlık satışına hız vererek A101 market zincirinin %21’likhissesini 300 milyon lira civarında bir para karşılığında Aydın ailesine
(Memorial Hastaneleri) sattı ve sermaye artırımına gitti.
Kaynak Holding’e vergi baskınına ve cemaate yönelik sınırlı
operasyonlara karşın 30 Mart seçimlerinden önce Katar İslam Bankasıyla ortaklık
görüşmeleri hisse senetlerinde birkaç gün içinde % 80’e varan artışa neden oldu.
Borsa İstanbul 27 Mart’ta bankanın işlemlerini Cuma sabahına kadar durdurduğunu
açıklarken, yeniden işleme açılmanın ertesinde satışlarla hisse senedi fiyatı
aynı gün içinde yaklaşık % 18 düştü. Sermaye Piyasası Kurulu bunun üzerine
şirket hisselerinin açığa satışını ortaklık görüşmelerinin sonuna kadar yasakladı.
Bu kısa notlar dahi hem sermaye grupları arasında spekülatif
işlemlerle birlikte devam eden mücadeleyi hem de politik çatışmanın hangi
mekanizmalarla aynı ilişkinin farklı tezahürleri olarak ele alınabilecek
alanlara aktarıldığını göstermektedir. Faizsiz, helal, İslami vb. kazanç
terimleri düşünüldüğünde ortaya çıkan ironiyi geçip yakın döneme gelelim. Hükümet
merkezli Ocak operasyonunun devamında BDDK’da cemaate yakın isimlerin yerinden
edildiği ve kadro değişikliği gerçekleştiğini ancak Bank Asya’ya el
konulmadığını biliyoruz. 16 Aralık 2013’ten 6 Ağustos 2014’e kadar hisse senedi
fiyatlarında % 35’lik bir düşüş yaşayan ve hatırı sayılır spekülasyona malzeme
olan banka şimdi Ziraat Bankası’na satış söylentisiyle ön plana çıktı.
30 Mart seçimleri öncesinde yaşanan oynaklık sadece Kaynak
Holding mensupları ya da cemaate yakın çevrelerin büyük getiri elde etmesine
yaramış görünüyordu. Ancak aynı numaranın tersten sergilenmesi de olasıydı. Son
birkaç gün içinde çelişkili açıklamaları bu şekilde değerlendirmek mümkün. Ekonomi
yönetiminde önemli söz sahibi olan ve kamu bankalarının özelleştirilmesini
isteyen Ali Babacan’ın kamunun bir katılım bankasına ihtiyacı olduğunu neden bu
dönemde açıkladığı bir tartışma konusu olmaya devam edecektir. Üstelik bu yukarı tırmanmayı ani bir açıklamayla kesen Yiğit Bulut’un doğrudan Ali Babacan’ı
hedef göstermesi de manidardır.
Durum bir kapışma olduğu kadar 10 Ağustos sonrasına dair AKP
içi gruplaşmalara da etkide bulunacak bir itişmeyi göstermektedir. Bu
açıklamaları takip eden gün içinde Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vergi
tahsilatına ilişkin yetkiyi sonlandırması ve hisselerin işleme kapatılması görünürdeki
polis operasyonunun 22 Temmuz’da başladığını ancak asıl operasyonların ve ekonomi yönetimi içindeki çekişmelerin 25
Aralık karşı hamlesi sonrası biteviye devam ettiğine işaret etmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder