10 Ağustos 2014 Pazar

seçim ve erken sonuç üzerine

Cumhurbaşkanlığı seçimi kanımca erken sonuçlandı. Bu kadar da olmaz herhalde dediklerim yinelendi. Bundan bir hafta kadar önce bir iletişim listesine kabaca şunları yazmıştım:

seçmen sayısı 53 milyona dayanmış. katılım oranının % 89 olduğu 30 mart seçimlerinde belediye meclis üyeleri sonuçlarını hatırlayalım: akp 19,469 milyon, chp 11,423 milyon, mhp 7,907 milyon oy aldı. 



bu seçimde katılım oranı radikal bir şekilde düşüp % 80'lere gerilese dahi (mümkün görünmüyor ama en kötü ihtimal diyelim) ve 30 mart'ta sandıklarda boy göstermiş bütün akp'liler tıpış tıpış oy kullansa dahi akp'nin ikinci turu engellemek için oylarını 2 milyon arttırması gerekiyor. teyyo'nun katılım oranı tahminleri (% 90) gerçekse bu rakam 3,5 milyona çıkıyor. 

yani bu memlekette soma diye bir şey olmadı diyelim, enflasyon % 10'a dayanmadı diyelim, riyakar ve sevgili vatandaşlarımız daha da dibe vurmaya niyetli diyelim, kürtler selo başgan'a pek itibar etmedi diyelim, chp miti gerçek oldu sahil demokratları ve bilimum ulusalcı sandığa gitmedi diyelim, mhp de kimseyi toparlayamadı (meclis'teki kavga, sokaktaki hırlaşmaya rağmen) aldığı 8 milyon oyun neredeyse dörtte birini kaptırdı diyelim, bbp tabanda ikiye bölündü diyelim, 500 binde kalacak yurtdışı oylarda erdoğan % 80'le ezdi geçti diyelim; işte ancak o zaman bu uzun % 52'ye falan çıkıyor. burası türkiye olur mu olur, hatta olacak gibi de duruyor, ama yine de ikinci tura kalmaması, bu kaymanın dört ayda gerçekleşmesi biraz akılalmaz değil mi yoldaşlar?

Dolayısıyla anket şirketlerinin öngördüğü kadar (%85) olmasa da % 80’in üzerinde bir katılım oranıyla AKP’nin işinin zor olduğunu öngörmüştüm. Oysa adayların sırasıyla % 52, 39 ve 9 kadar oy aldıkları görünüyor. “Hadi bunlar oldu” ya da “böyle kaymalar olduysa ancak alır % 52” dediğim şeylerin neredeyse hepsi gerçekleşti. Katılım oranının % 75 civarında kalması önemli etken. Bu katılım oranı bölgelere göre büyük farklılıklar göstermiyor. Sadece sahilde değil, Türkiye’nin genelinde bir düşüş söz konusu. Şimdi hayal kırıklığıyla, burası Türkiye hislerimi bir kenara bırakarak kendime ve sevdiklerime önümüzdeki altı ay için hızlıca çıkarılabilecek sonuçları hatırlatayım:

-Geçiş sürecinde büyük itirazlar ve farklı kanatlardan birbiriyle çelişen hamleler gelmese dahi hedefler büyük olduğu için AKP’ye bu oran genel seçim için yeterli ışık vermiyor. Baskın seçim olmayacak, seçim 2015’e bırakılacak.

-AKP kendi emelleri nedeniyle % 10 barajını düşürmeyecek, S. Önder’in deyimiyle Türk’ü borçla, Kürt’ü demokrasiyle rehin alma stratejisi değişmeyecek. Kısmi yasal düzenlemeler Öcalan ve müzakere heyetini tatmin etmeyeceği için aşırı gerilimli bir kışa gireceğiz.

-Erdoğan’ın söylemi değişmeyecek ama bakanlar kuruluna aralıklarla başkanlık eden bir cumhurbaşkanı ve Putin benzeri hamlelerle başkanlığa salınan ve zorlanan, adı parlamenter rejim olan kendisi yarı-başkanlık sıfatını hak eden bir rejime şahit olacağız. Anayasal değişikliğe rakamlar izin vermediği için hukukun biraz daha büküldüğünü göreceğiz.

-Artık Avrupa’da miktarsal genişleme mi olur, FED’in yönelim değişikliği mi olur (belki yükselen petrol fiyatlarının katkısıyla mı olur) Türkiye’nin yüksek borç, iç tüketim ve inşaat ya resulullah temelli yöneliminde değişikliğe ya da aksamaya izin vermeyecek bir uluslararası konjonktür için yağmur duasına çıkar gibi toplantılar yapıldığını göreceğiz.

-Düşük yoğunluklu savaşın son iki yıl içinde Suriye’ye transfer edildiğini ve vekalet savaşının sürdüğünü gördük. Şimdi savaşın daha fazla etkisini hissedeceğiz ve ihraç edildiği yere geri dönüşünü göreceğiz. Modern selefilerin cemevlerine saldırılarından gözlerini kaçıran bu toplumun çoğunluğu, gözü çıkarılan eylemci protesto hakkını kullandığı için onu suçlu ilan etmeye zaten hazır ve öyle ilan ediyor. Nasıl olacak bilmiyorum ama daha kötüsüne hazırlanmak gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma