10 Temmuz 2015 Cuma

Hayali Değerler ve Geleceksellik: Kriz Tartışmasının Götürdüğü Yere Doğru (2)

Bir önceki girdide finansal kapitalizmi daha bütünlüklü kavrama ve eleştirel kampı güçlendirme fırsatından bahsettim. Kısaca kriz sonrasında eski kurumsalcı iktisatı Keynesyen gözlüklerle ya da yeni bir teori oluşturmak gayesiyle değerlendirenlerin vurgularının dikkate alınması gerektiğini belirttim. Bu bağlamda geleceksellik (futurity) bize ne anlatıyor? Diyaloğu nasıl kuracak, sonraki adımları nasıl atacağız? Bu sorulara hemen verecek cevabım yok. Ancak ilk adımlara dair bir şeyler karalayabilirim.

Eskilere nur mu yağıyor?

John Commons’ın geleceksellik kavramı kapitalizmde (çağdaşı birçok iktisatçının teslim ettiği) dönüşümü borcun el değiştirmesi ve değerlerin ölçülemez görünüp de hesaplanması bağlamında ele alır. Uzun vadede modern kapitalizm borcun el değiştirmesi ve kredi kullanımını sağlayan hukuksal bir çerçevenin oluşturulması ile ortaya çıkmıştır. Kapitalizmin geldiği aşamada artık gelecekte gerçekleşecek işlemler, elde edilecek kar, elde edilecek borç ödemeleri ve gelecekte gelir akışlarının şu anki şirket değerliliği için bir gösterge sunduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla sermaye gelecekteki işlemlere dair değer (intangible value) ve gelecekteki ödemelerin şimdiki değerlerini (incorporeal value) içinde barındırmaktadır. Henry MacLeod’a dayanarak Commons, borcun meta olarak el değiştirdiğini, geleceğe ötelenen borcun değere el koymak için bugünden kullanılmaya devam ettiğini belirtir. Kısaca geleceksellik sermayenin gelecekteki değer akımını bugüne taşıdığından, halihazırda ekonominin işleyişini gelecek hesaplamaları, tahminler ve beklentilerin biçimlendirdiğinden bahsetmektedir.  

Bu okuma Commons’ı güncelleştirerek son 40 yıldaki finansal yeniliklere ilişkin eklemeler yapmaya izin veren bir okuma. Ancak aynı zamanda Marksist kredi ve para tartışmasıyla da yakınlıklar barındıran bir değerlendirme. Werner Bonefeld’in açık Marksist bir değerlendirmeyle (ancak başka yerlerde Mandel’e de atıfta bulunarak) tekrarladığı, David Harvey’nin Kapital okuması üzerinden ısrarla vurguladığı noktayı hatırlayalım. Kredi geleceğe dair bir kumar oynanması anlamına gelir. Gelecekte elde edilecek değerin bir kısmına kredi veren el koyacakken bu işlemin dolaşım alanında gerçekleşmesi ve para biçiminin etkisiyle işlem doğallaştırılır (bu konuda yine Harvey ve açık Marksistlere dayanarak ilerleyen Soederberg’in son dönem çalışmalarına bakılabilir). Kendi yorumumla devam edeyim.

Geleceği bugüne taşıma ve kapitalizasyon

Sınıf çelişkilerinden yalıtılmış bir alacak-verecek işlemi görüntüsü ortaya çıkar. Kredinin ödemesi menkul kıymetleştirilip el değiştirdiğinde, getiri sanki bir sermayenin getirisiymiş gibi hesaplanır. Oysa verilen borç doğrudan bir sermaye birikim döngüşü oluşturmak durumunda değildir. Bu nedenle Marksist terimlerle hayali bir sermayeden söz edilir. Marks’ın bıraktığı notlarda üzerine daha fazla gitmediği ancak 20. Yüzyıl Marksistlerinin kısmen genişlettiği çerçeve hayali sermayeyi simgeleyen finansal kağıdın ve finansal alandaki araçların doğrudan bir birikim döngüsü oluşturmasa da sermaye birikiminin bağlı olduğu kredi mekanizmalarının işleyişi açısından birikime etkide bulunduğunu söylememize izin verir. Bir kredi ödemesini başka gelir akışlarıyla birleştiren bunu başka bir özel yatırım aracına satan banka riski transfer etmiş olur ancak bu özel yatırım aracının ve benzerlerinin finansal alanda kapladığı konum (ABD’de çok büyük önem taşıyorken Türkiye gibi ülkelerde önemsiz olsa da), gelecekte gerçekleşecek gelir akışınının riskinin bütün finansal sistem için varlığını sürdürmesi anlamına gelir. El değiştiren kağıdın ya da bunun sembolize ettiği riskin hesaplanması gelecekteki işlemler-ödemeler için bugünden bir hesap yapılması demektir. Bu ödemelerin bir (aslında var olmayan ya da doğrudan üretken sermaye ile bir ilgisi bulunmayan) sermayenin getirisi olarak kavranması anlamına gelmektedir kapitalizasyon. 

Başka bir ifadeyle her türlü gelir akışını sermayeden bilmeye zorlandığımız bu tersine dünyada el değiştirme işlemi sermayeleştirerek (kapitalize ederek ve daha geniş anlamda sermaye imişçesine davranarak) yapılır. Gelecek bugüne finansal sistem aracılığıyla ve kapitalizasyonla taşınır. Bugünün geleceğe taşınması ve geleceğin bugüne uygun olarak biçimlenmesi içinse işlerin olduğu gibi devam etmesi ve aksama olmaması gerekmektedir. Herhangi bir aksama olduğunda, ödemeler yapılmadığında devreye (zaten başından beri sürecin parçası olan) devletlerin ya da siyasal otoritenin ve düzenleme yapma gücünün yeniden girmesi bu ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Sadece geleceğin bugüne taşınmasını sağlayan finansal araçların el değiştireceği ortamın inşası için değil ancak bugünün geleceğe aktarımının ve aradaki bağın korunması için de ayarlamalar yapmak üzere ya da sorunların geleceğe ertelenmesi için devlet ya da ulusal ve ulus ötesi siyasal kurum ve aktörler iş başında olmak durumundadır.

Eski kurumsalcı iktisat okulunun vurguları ile Marksist okumanın ortaklıklarına karşın özellikle siyasal düzenleme ve biçimlendirme, dolayısıyla sınıf vurgusunun bir farklılık oluşturduğunu teslim etmek gereklidir. Kurumsalcı iktisattaki hukuk ve yasal düzenlemelere dair inceleme ve tarıtşma kaygısı siyasal iktisatın materyalist eleştirisinde olduğu üzere sınıf mücadelesi anlayışına taşmaz. Ancak finansal alanın reel ekonominin dışında ve spekülatif bir çarpıtma olarak resmedilmesindense bizzat ekonominin seyri için geliştiği anlayışına dair vurgu önemlidir. Sermayenin değerinin gelecekte elde edilecek artı değer dikkate alınarak hesaplandığı ve finansal işlemlerin bu anlamda geleceği bugüne taşımaya çalıştığı bu kurumsalcı çerçeve bütünüyle benimsenmese de bunu dikkate alarak daha zengin bir biçimde eleştirel çözümlemeler yapılabilir. Marksizm içinde kredi ve hayali sermaye tartışmasını siyasal bir perspektife daha somut tutamaklarla bağlamak, bu açıdan mümkün görünmektedir. Bu bağlantıların siyasal sonuçlarını tartışmayı daha öteye – geleceğe erteliyorum ve kendi çalışmamın biraz daha olgunlaşmasını bekliyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma