Fox News’teki tartışma programı adaylardan eğer Cumhuriyetçi
Parti adayı olmazlarsa önseçim iradesine saygı gösterip bağımsız aday
olmayacaklarına dair söz verip vermeyecekleri sorusuyla başladı. Trump’ın
Cavaliers’ın stadyumunda yuhalanmayı göze alarak böyle bir söz vermeyeceğini ve
Cumhuriyetçi Parti’den aday olamazsa bağımsız adaylığı düşüneceğini ifade
etmesi şu ana kadarki tartışmanın özetini de oluşturuyordu. Ön planda dikkatleri üzerine çeken bir işadamı ve kendilerini farklı göstermeye çalışan kifayetsizler.
17 adayın yarışa girmesinde belirgin hale geldiği üzere
önüne geçilemeyen parti içi hizipleşmeye karşı Cumhuriyetçilerin ilk 10’u genel
olarak (“yasadışı” olarak tanımlanan) göçmen karşıtlığında uzlaşmış
görünüyorlar. "Siyaseten doğru" savaşlar yürütmek için uğraşmamalıyız diyen
Ben Carson’dan, kürtaj karşıtlığını kadın sağlığı karşıtlığına taşıyan Scott
Walker’a, açıkça Meksikalıları aşağılayan Donald Trump’tan, Irak “yanlış
istihbaratla” işgal edildi, ama hiç “ayrılmamalıydık” diyen Jeb Bush’a bir
deliler evini andıran Cumhuriyetçiler tartışmasını başından sonuna izleme
zahmetine girmek hamasi söylemler arasından muhtemel yönelimleri kestirmeye
çalışmamdan kaynaklanıyor. Bazı tespitler yapmak ilk tartışma öncesini de göze alarak mümkün.
-Hillary Clinton’ın Bernie Sanders vb. rakiplerinin
söylemine karşı Wall Street’i dizginleme ve gelir adaletsizliğini giderme
vurguları ve izlediği kimilerine göre daha popülist çizgi, ilginç bir şekilde
Cumhuriyetçi Parti’nin elindeki eşitsizlik ve değişim kozunu elinden almış
görünüyor. Clinton da establishment
insanı olmasına rağmen söylemi ve kampanyasıyla değişimi temsil etmeye
çalışıyor ve Cumhuriyetçilerin işini zorlaştırıyor.
-Libertaryan söylemi nedeniyle biraz daha farklı bir konum
simgeleyen ve seçilme ihtimali düşük görünen Rand Paul haricinde diğer
adayların söylemi Cumhuriyetçi bir başkanın daha güvenlikçi ve daha gözetimci
bir devlet aygıtı için (ABD için bile daha baskıcı bir rejim mümkün) yeniden yapılanmaya girişeceğini gösteriyor.
-Önseçimde bir fikir tartışması gerçekleşmediği ve adaylar değişim vaadini somutlaştırmadığı
müddetçe Cumhuriyetçiler Trumpizme maruz kalmaya devam edecek. Trump tartışmada
kenara çekilmiş, boş konuşmuş, müdahalede bulunamamış ve genelde konuşma dakikalarını iyi kullanamamış
olsa da Cumhuriyetçi adayların çoğuna daha önce maddi destekte bulunmuş bir
işadamı olarak sokaktaki insanın politik sisteme olan nefretini iyi temsil
ediyor ve ekonomik güç vaat ediyor. Kendi geçmişi ve şirketlerinin durumu
nedeniyle sürekli açık verse de popülerliğini koruyor ve yarışın sefaleti
nedeniyle bir süre daha korumaya devam edecek.
-Cumhuriyetçilerin ne Ortadoğu’da savaşı sonlandırmak ne de
sağlık, eğitim vb. alanlarda kapsamlı reform gibi bir dertleri bulunuyor. Değişen
oranlarda vergi indirimi ve Obamacare’in kaldırılması, göçmen karşıtlığı
söylemine (değişik oranda düzenleme ve entegrasyon önerileri ile birlikte)
eşlik ediyor ancak Cumhuriyetçi adaylar kendi rüzgarlarını yaratmaktansa
Demokrat rakiplerinin gölgesiyle kavga ediyorlar.
Adaylardan Marco Rubio’nun ilk soruda rakibini orada bulunan diğer adaylardansa Clinton olarak belirtip salvolarını ona yöneltmesi örneğinde olduğu gibi Cumhuriyetçiler aslında Demokratların adayı karşısında deneyimli ve toparlayıcı birisini arıyorlar, bu sırada da bir show işine dönüşen politikanın yarattığı canavarlardan Trump’ın ya da temsil ettiği çizginin odağı değiştirip, seçmeni kutuplaştırıp Temsilciler Meclisi ve Senato’da üstünlüğü ele geçirmiş Cumhuriyetçilerin Başkanlığı kaybetmesine neden olmasını engellemek istiyorlar.
Başkanlık yarışında, Demokratlar Amerikan kabusunu daha iyi paketleme şansına halen sahipler. Kısacası ısınma turlarının en
önemlilerinden birisinde Cumhuriyetçi adaylar göz alıcı performanslar sergilemediler. 450
gün uzun bir süre ve 2016’da tartışma sertleşecek ancak bugün tartışmada yer
alanların verili koşullarda Demokratlara öfkeyi yeni bir projeye çevirecek
becerisi (ideolojik kapasite, donanım vs.) bulunmuyor. Bu nedenle adayın biraz
da şapkadan tavşan çıkarması bekleniyor. Bundan olsa gerek, seyircilerden
alınan ve adaylara yöneltilen son soru adayların Tanrı’dan bir işaret alıp
almadıkları üzerineydi!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder