Britanya siyasetini Black Mirror dizisinin muhteşem ilk bölümündeki kadar olmasa da yine de oldukça hızlı bir kamuoyu değişimi tanımlar
hale geldiyse bunda Avro Bölgesi krizinin etkisi büyük. Yaklaşık dört ay önce
tabanını sağlamlaştırmak, muhafazakar milletvekillerinin ağzına bir parmak bal
çalmak ve sağdan yükselen UKIP (aşırı milliyetçi, göçmen karşıtı Birleşik
Krallık Bağımsızlık Partisi) tehlikesine karşı milliyetçilik bayrağını kimseye kaptırmamak üzere bir AB referandumundan bahseden Başbakan David Cameron siyasi
dar görüşlülüğünün ceremesini çekmeye başlamış görünüyor. Bir kez gayya kuyusu
açıldı mı politikacıların içine bakmadan duramayacağını kulağına fısıldamayı
unutan danışmanlarının işine son vermediyse bu kendisini daha da zayıf
gösterecek bir hamle olduğunu düşünmesinden kaynaklanıyordur herhalde.
14 Mayıs 2013 Salı
2 Mayıs 2013 Perşembe
ihtimal, bazıları koltuklarından edilecektir
Köprüleri kaldırılan İstanbul’da karşılarında dev bir
duvarla karşılaşan eylemcilerin fotoğrafı ya da DİSK binasına sıkıştırılmış yoldaşların hali feci bir durumda olduğumuzu gösteriyor. Buradan çıkış zaman
alacak. O zaman zarfında koltuğundan edilmesi gerekenler var.
19 Nisan 2013 Cuma
Hata mı atmosferik basınç mı?
Harvard’dan
Prof. Carmen Reinhart ve Prof. Kenneth Rogoff This Time is Different çalışmalarıyla akademik dünyaya derli toplu
bir finansal kriz tarihçesi hediye etmekle kalmadılar. Bu ve buna eşlik eden
makaleleri, raporları ile kamu borcu ve büyüme arasındaki ilişkiyi masaya
yatırıp, “bu ilişki biraz muğlak ve elimizde net bir kanıt yok” diyerek birçok
iktisatçının geçiştirdiği eşik sorununu incelediler. Soru şuydu: Kamu borcunun
gayri safi yurtiçi hasılaya oranı hangi seviyede olursa ekonomik faaliyet açısından
bir tehdit teşkil etmez? Çok sayıda ülkenin kamu borcu /GSYH oranları üzerinden
yaptıkları hesaplamalar bu muğlaklığı ortadan kaldırdı. Borç oranı % 90’ı
geçtiğinde ekonomiye radikal denilebilecek bir etkide bulunuyor ve tehlike
çanları çalıyordu.
4 Nisan 2013 Perşembe
Akademiye nazar değer mi?
İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki rektörlük binası işgali
ve bugünkü ODTÜ asistan dayanışması eylemindeki taleplerden anlaşılabileceği
üzere sorun çok. Çünkü, bilimsel çalışmanın değerinin parayla ölçülemeyeceğini,
insanın bilgiye erişim çabasının başlı başına bir kıymeti olduğunu, bunun
bilginin paylaşımı ve yaşamın daha iyi sürdürülebilmesi gibi unsurlarla belki
de paha biçilemez bir anlam taşıdığını söyleyenlere başka hiçbir olumlu tepki
vermeden karşıdakinin pek fark etmeyeceği alaycı bir tonda “haklısınız” demenin
dahi giderek zorlaştığı bir metalaşma sürecinin tanıklarıyız. Bilgi üretim
sürecinin bütünü, akademik emek gibi, metalaşma sürecinde ölçülebilir,
denetlenebilir ve standartlaştırılmış bir etkinlik haline getiriliyor,
getirilmek zorunda.
1 Nisan 2013 Pazartesi
Anayasa komisyonu’nun sessiz ölümü
Anayasa Komisyonu’nun çalışmalarını hangi tarihte
sonlandıracağı konusunda rivayet muhtelif.
Çalışmaların sonlandırılacağı tarihin ne olması gerektiği üzerine dönen
tartışma, anayasaya yasa yapma mantığıyla yaklaşıldığının göstergesi olduğu
kadar, Türkiye’nin girdiği eğik seçim düzleminde bir anayasa referandumu
ihtimalinin de giderek güçlendiğini anlatıyor. AKP grup başkan vekili Elitaş
ilk öngörülen sürenin 2012 sonunda dolduğunu ikinci kez süre aşımı olmayacağını
söylemiş. Erdoğan’ın daha önce verdiği tarih 1 Nisan’da dolduktan sonra Anayasa
Komisyonu nasıl ölecek ben onunla ilgileniyorum.
28 Mart 2013 Perşembe
Ne oluyor, kuzum?
Karşılıklı bir gaz verme sürecinden geçiyoruz. Kürt
hareketinde önemli isimler AKP odaklı İslamcıların en büyük arzusunun
anlaşıldığını ifade eden bir şekilde Türkiye’nin bölgesel güç olma imkanının
Türkiye’de bir iç barışın tesisinden geçtiğini dillendiriyor. AKP içindense,
biraz da görüşmelerin seyri hakkında çok az kişinin bilgi sahibi olması ve
takvim belirsizliği etkisiyle mutedil ancak “gün barış günüdür” cümlesinden
geride durmayan açıklamalar geliyor.
26 Mart 2013 Salı
Bankaları nasıl kurtarırsınız? (2. sürüm ya da Cyprus’ cut)
Kıbrıs’taki kriz birçok yorumda belirtildiği üzere Pandora’nın
kutusunu açmış görünüyor. Sermaye kontrolleri ve mevduatın vergilendirilmesi
artık güncel bir şekilde tartışılan, bir kurtarma paketinin parçası olarak öne
sürülen unsurlar haline geldi. Ancak bu Avro Bölgesi’ndeki neoliberal yeniden
yapılanma sürecinde henüz bir değişikliğe yol açmadı. Kıbrıs krizinin kendisi
nasıl Avro Krizi’nin devamı ve büyük finansal krizin bir uzantısıysa, bu krizle
baş etme yolları da daha önceki tepkilerin bir türevine denk düşüyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)