15 Mart 2011 Salı

sözlerini geri aldırmak

Bir bakan danışmanının kafasının nasıl işlediğini not etmek lazım, akp kadrolarının söz üretme faaliyetinin iyi bir örneği aynı zamanda. 14 mart'ta eylemdeydik. performans sisteminin kalkması ve güvenceli iş talebini dillendiren sağlık çalışanlarına destek verdik. Eylemde bir sağlık çalışanı "Dr. Che Guevara'nın izindeyiz" pankartı taşıyordu. Ertesi gün Fatih Üniversitesi Konferans Salonunda şakşakçıları karşısında danışmanından tüyoyu almış Bakan, bu "zulümsever" sosyalistlerin sözlerinin-düşüncelerinin itibarsızlaştırılması için sazı eline alıyor (bu yazının kendisi daha sonraki bir değerlendirme için kenara düşülmüş not olduğu için hem linkini veriyor hem de uzun uzun alıntılıyorum):

"Pankartta ’Dr. Che Guevara’nın izindeyiz’ yazıyordu. Birtakım örgütler Dr. Che Guevara’nın izinde olabilir, ama biz onun izinde değiliz. Biz, Refik Saydam’ların izindeyiz, biz İbni-i Sina’ların ve Mustafa Kemal Atatürk’ün izindeyiz. Mutlaka, genel kabullerin çerçevesinde insanların dünya görüşü şekillenir ve politikalara yön verir. Biz, insanı kutsal bilen bir anlayışa sahibiz. Herkes için sağlığın bir hak olduğunu kabul ediyoruz. Cebinde parası olanın da olmayanın da hakkıdır sağlık hizmeti. Sağlık, alınıp satılan bir meta olamaz. Sağlık, bu ülkede alınıp satılan bir meta halinde tutulmuştur. Türk hekimlerinin yüzde 90’ına muayenehane kapısı gösterilmiştir. Göreve geldiğimde Sağlık Bakanlığı SSK hastanelerindeki doktorların yüzde 90’ının muayenehanesi vardı. Muayenehane hekimliği yapan meslektaşlarımı eleştirmiyorum, çünkü başka seçenekleri yoktu. Devlet, ’para veremem’ diyordu. Bu, üniversite hastanesinin içine taşınmıştı. Üniversite hastanesindeki öğretim üyesine ’özel muayene’ hizmeti vardı. Benim için her insan özeldir. Hastanın para vereni ile para veremeyenine ayrı muamele yapmak, hekimlik andı içmiş hiçbir hekime yakışmaz. Ben de bunu hiçbir hekim arkadaşıma yakıştırmıyorum. Ancak, sistem böyleydi..."Biz, sosyalist değiliz, sosyalist bir iktidarı da istemiyoruz. Evet, biz sosyal adalet istiyoruz hükümet olarak. Bu sosyal adalet hastasına da çalışanına da gerekeni versin. Burada ne eksiğimiz varsa birlikte çalışmaya da hazırız. Ancak bize Tabip örgütü ’Ben bunu istemem. Çünkü bu sömürü düzenini azaltacak tedbirler, sosyalizmin gelmesini geciktirir’ diyor. Bu öğreti şunu söyler. Der ki, ’Emekçilerin zincirlerinden başka kaybedecek birşeyleri kalmayacak ki sosyalist iktidar gelsin’. Böyle bir anlayış var. Bu anlayış, tarihin çöplüğüne çoktan atıldı. Bu anlayışı, kendi ülkelerinde uygulayanlar bunları bitirdiler. Artık 2010 yılında bu kavramlarla konuşamayız. Bu kavramlarla konuştuğumuz zaman ilerleyemeyiz."

Haber diye çarşaf çarşaf bu açıklamaları okumak insanın midesine oturuyor. Bu adam bir karar alıcı. uygulayıcı. Benim sağlığım, binlerce çalışanın koşulları kimine göre kastrasyona uğramış kimine göre mantıksal sonuçlarına varmış burjuva demokrasisinin garabeti sayesinde bu insan müsvettesinin dudağından çıkacak birkaç kelime ile alt üst olabiliyor.

Bakana sözlerini geri aldırmak lazım. Ama sağlık çalışanlarının eylemleri bütün enerjiye rağmen halen bu tarz bir hedeften oldukça uzak görünüyor. Sağlık emekçilerinin örgütleri ve destekçileri bu sözleri geri aldırmazsa söylediklerinin-söylediğimizin bir kıymeti kalmayacaktır.

[Monthly review'daki metni çevirip dolaşıma sokan sendika.org'a minnettar olmak gerek: “Bugün Sağlık Bakanlığına ve ilgili organizasyonlara düşen görev kamu sağlık hizmetlerini mümkün olan en yüksek sayıdaki insana ulaşmak için geliştirmek, önleyici bir tıp programı geliştirmek ve halkı sağlıklı yaşam konusunda yönlendirmektir. (…) Sıradan bir insanın hayatı dünyanın en zengin adamının bütün mülkiyetinden milyon kez daha değerlidir” Ernesto Guevara - 19 Ağustos 1960]


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma