Yüksek mahkeme niteliği taşıyan Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuki düzenlemeleri iyi bilip, ya tutarsa mantığıyla işine göre çarpıtmada bulunduğunu söyleyebiliriz. Milletvekili adaylarından sabıka kaydı olanlarının memnu haklarının iadesine dair kararı dosyalarına koyması gerektiğini belirten YSK kararı Türk Ceza Kanunu’nun 53. Maddesindeki düzenlemelerle açıkça çelişiyor.
Polis bülteni Zaman Gazetesi bir yandan YSK kararının AKP ile bir ilgisi olmadığını vurgularken öte yandan da Leyla Zana ve Hatip Dicle gibilerinin adaylıkları hakkındaki kararı YSK’nın vereceğinin yerel mahkemeye yapılan başvuru sonucunda çok önceden ortaya çıktığını söylüyor. Eğer yerel mahkeme memnu hakların iadesi talebinin muhatabının başvuruda bulunulacak kamu kuruluşu olduğunu söylüyorsa yine hukuksuzluk örnekleri söz konusu: TCK maddesinde ceza infazı tamamlandığında seçilme hakkı vb.nin iade edildiğine dair ibare ne işe yarar, o zaman? Eğer kamusal alanda kullanılacak hakların kullanılıp kullanılamayacağına dair kararı başvuruda bulunulan kamu kuruluşu veriyorsa bu bu kuruluşun kararının dayanağı nedir, yasalar değil mi? Genel hüküm bağlayıcı değil midir? vs. vs.
Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi “karar veremem” şeklinde bir karar çıkartıyorken, Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi memnu hakların iadesine dair bir kararı nasıl alabiliyor? Memnu hakların iadesi kararı, velev ki TCK düzenlemelerine rağmen yerel mahkemelerin alabildiği bir karar olsun, bu durumda bu kararı almaktan imtina ederek topu YSK’ya atan Diyarbakır Ağır ceza Mahkemesi’nin kararı hukuki geçerlilik taşır mı?
Anayasanın 76. Maddesini biliyoruz. YSK, anayasaya dayanarak TCK’yı “overrule” ediyor. Ancak söz konusu “teror suçlusu” Leyla Zana ve Hatip Dicle olunca TCK düzenlemesinin hükmü kalmıyor demekle iş bitmiyor. 12 yıl hapis yatmış, kamu hizmetinden yasaklı Sırrı Süreyya Önder’in adaylığı kabul edildikten sonra Zana ve Dicle aday olamaz demek hukuki düzenlemenin siyasi yorumunun başka bir örneğini teşkil ediyor. Gülten Kışanak’ın adaylığının 2007 seçimlerine girmeden önce verdiği adli sicil kaydının aynısını sunmasına (Halepçe katliamıyla ilgili protesto sonrası aldığı cezayı da içeren kayıt) rağmen bu seçimlerde veto edilmesi ayrı bir hukuk bilmezlik örneği zaten. Sahi bir de Siirt'teki ara seçim ve YSK kararı vardı, hatırlayan var mı?
Siyaset okuduğum için hayıflanmayı bırakmalıyım. Memleket hukukçusu açığını konjonktür değerlendirmesiyle kapatıyor nasıl olsa. Bir de hukuk okuyup hukuk bilmeyen yüksek ve yerel mahkemelerle dolu memlekette çalışmaya kalkmak durumunda olsaydım. Allah korumuş...ya da Allah hepimizin cezasını çok önceden vermiş de yeni yeni fark ediyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder