2 Mayıs 2013 Perşembe

ihtimal, bazıları koltuklarından edilecektir


Köprüleri kaldırılan İstanbul’da karşılarında dev bir duvarla karşılaşan eylemcilerin fotoğrafı ya da DİSK binasına sıkıştırılmış yoldaşların hali feci bir durumda olduğumuzu gösteriyor. Buradan çıkış zaman alacak. O zaman zarfında koltuğundan edilmesi gerekenler var.


Egemenliğin istisnayı belirlemek anlamına geldiğini hatırlatmaya lüzum olmasa da bu kadar kan ve biber gazı sonrasında başka türlü söze başlamak zor. Uzlaşmaz çelişki olarak sermaye ilişkisinin tarafları kent mekanının kullanımı üzerinden mücadelelerini sürdüreceklerdir. 1 mayıs günü Taksim Meydanı’nın işçiler, onların meslek örgütleri ve kendilerini onların temsiliyetine ya da onların bizzat politik örgütü olmaya aday konumlandıran yapılanmalara kapatan siyasal iktidar ve kolluk kuvvetleri her gün insanların elini kolunu sallayarak girebildiği yerlere girilemeyeceğini, 1 Mayıs gününün istisna olduğunu beyan ediverdi.

AKP iktidarının kokuşmuş destekçileri toplanma hakkının, ifade özgürlüğünün çiğnenmesine çeşitli bahaneler uyduradursunlar, kamuoyunu bilgilendirmek ve yönlendirmek üzere konuşma yapan bürokratlar ve AKP yetkilileri tarihe geçecek açıklamalarda bulunuyor (bu açıklamalar ve toz duman için 5harfliler’e bir bakınız lütfen). Türkiye’de bir iktidarın nasıl devri sabık için zemin yarattığına şahit oluyoruz. Ancak bu iktidarın çöküşünü beklemeksizin bazılarını koltuğundan etmek için uğraşmak gerekli.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu kafasına gaz bombası isabet eden ve hayati tehlikeyi 2 Mayıs’ta atlatan Dilan Alp hakkında açıklamada bulundu: “"Dilan 19 yaşında bir kızımız. Örgüt üyesi. Örgüt üyesi derken marjinal grup üyesidir. Kaydı vardır. Marjinal gruplarla bağlantısı vardır. Çatışma içerisindedir. Video kayıtlarında emniyet mensuplarıyla çatışma görüntüsü vardır. Annesiyle beraber teyzesine giden bir kız çocuğu değildir. Radikal örgüt mensubudur ve polisimize taş atan grupla görüntüsü var. Başına böyle bir şey gelsin istemezdik." 

Bu açıklamayı kim yaptı diye iki kez kontrol ettikten sonra il özel kanununda bir valinin görevleri arasında ne var diye okuma ihtiyacı hissettim: “İl halkının esenlik sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak” elbette es geçilmemiş. Bu açıklamayı takiben esenlik sağlamak için ne yapacağını şaşırmış biçare Vali’nin başka şeyler yapması da beklenebilirdi, Dilan’ın çatışma görüntüsünü barkovizyondan göstermesi mesela. Ya da polis bülteni NTV ana haber’in yaptığı gibi polis kamerasından çekilmiş görüntülerin servisi. Açıklamasındaki son cümleyi, Vali’nin açıklama boyunca sergilediği tavır, samimiyetsizce söylenmiş bir cümle haline getiriyor. Öncekilerse içten, kızgınlıkla ve oldukça hisli.

Hal böyleyken kızgınlıktan ne yapacağını bilmeyen dostlarıma ve kendime sesleneyim.Taş atan çocukların kolunun kırılması, emniyet mensubuna eğer attıysa taş atan ya da karşı koyanın kafasına gaz bombası atılması ve komaya sokulması, radikal örgüt mensubunun öldürülmesi ya da ölmekten beter edilmesini savunanların görev başında kalmasını sindirmek mümkün değildir. İstanbul Valisi’nin istifa etmesini sağlayamadıkça, emek örgütleri ya da 1 Mayıs için Taksim alanını talep edenler hedeflerine ulaşmakta oldukça zorlanacaklardır. Mutlu’nun o koltukta geçirdiği her gün, ilin idaresi ile sorumlu bu şahsiyetin suratımıza tükürür gibi sizi yok edeceğim zihniyetiyle davrandığı her saat Taksim’de öldürülenlerin anısına hakaret olduğu gibi 1 Mayıs için Taksim diyenlere de haramdır. 

1 yorum:

  1. "İSTİFA" medeni ülkelerin siyasi literatüründe "ÖZÜR DİLEMEK"tir.
    Yapılan doğrular kadar yanlışa da sahip çıkan bir "yüce gönül" işidir.
    (bizde zayıflık, acze düşmek anlamına gelir)
    Özür dilemek bir meziyettir ve kibirden/gururdan arınmış bir ruh gerektirir!
    Özür dilemekten daha büyük bir meziyet daha vardır ki o da:
    "ÖZÜR DİLENECEK BİR HALT İŞLEMEMEKTİR"

    YanıtlaSil

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma