19 Şubat 2014 Çarşamba

Ne Kararlar Gördüm Yok Hükmündeydiler

Bugün Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun iç işleyişi ve karar mekanizmalarını da düzenleyen yasal değişiklikle ilgili olarak ana muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Olağanüstü zamanlardan geçtiğimizin bir nişanesi daha karşımızda duruyor, çünkü bu bir iptal başvurusu değil. Söz konusu olan bir yok hükmünde sayılarak iptal başvurusu. Ortada yasama organı tarafından kabul edilmiş, Cumhurbaşkanı’na onay için gönderilmiş ancak henüz onaylanmadığı için Resmi Gazete’de yayımlanmamış ve bu nedenle yürürlüğe girmemiş bir kanun duruyor.


Basın açıklamasında yok hükmü başvurusunun gerekçesi Mersin milletvekili Ali Rıza Öztürk tarafından geri dönülemeyecek sonuçlar ortaya çıkmasını engellemek olarak açıklandı. Yolsuzluk operasyonu ile ilgili olan ya da hükumetin tercihlerine uygun kararlar almayan savcıların görev yerlerinin iki aydır değiştirildiğini biliyoruz. Buna ek olarak HSYK’nın yapısının değiştirilmesi ve Anayasa Mahkemesi iptal kararı alsa da bunun geriye dönük işlememesi nedeniyle deyim yerindeyse iş işten geçmiş olacak.

Anayasa Mahkemesi’nin görevlerine ilişkin 146-153. maddelerde yazanlar ve Mahkeme’nin aldığı kararlar hukuken çeşitli garabetler doğuruyor. Örneğin yasama organının yetkilerinin kısmen rafa kaldırıldığı bir kanun hükmünde kararname çıkarma sürecinde çıkan KHK, Mahkeme kararıyla anayasaya aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiş olsun. 1990’larda çokça görülen bu durumda iptal kararı alınana kadar kanuni değişiklik uyarınca yapılan işlemler geriye yürümüyor. Buna bir de yine 1990’larda çokça görüldüğü üzere Mahkeme’nin yeni düzenleme için belirli bir süre tanıması durumunu ekleyelim. İptal edilmiş KHK ya da kanunun doğurduğu boşluğa ek olarak esasen anayasaya aykırılığı tespit edilmiş olan bir düzenlemenin bir süre daha yürürlükte kalması sonucu doğmuş olabilir. Bu hukuki tartışma gerektiren ayrıntılar yanısıra iptal kararının sakat idari işlemlerin ortadan kalkmasını gerektirip gerektirmediği de bir tartışma konusu. 1982 Anayasasına göre iptal kararı geriye yürümese de doktrinde örneğin Danıştay’ın 1982 Anayasası öncesindeki 1961 Anayasına ilişkin olarak iptal kararı geriye yürümez ibaresinin sakat idari işlemler için söz konusu edilemeyeceğine dair kararı mevcut.

Buna karşın 1982 Anayasasında yok hükmü diye bir şey yok. Anayasa Mahkemesi'nin anayasanın temel ilkelerine aykırı düzenlemeleri yok hükmünde sayabileceği yönünde cümleler gerekçeli kararlar didik didik taranarak bulunabilir. Yine de yok hükmünün yakın dönemde gündeme geldiği üç olayı hatırlarsak meselenin teknik ve hukuki prosedür değil siyasi kullanım ve söylemler açısından malzeme olmaya devam ettiğini anlayabiliriz. Birincisi 2007’de referanduma sunulan anayasa değişikliğinde geçici maddelerin metinden çıkarılması üzerine muhalefet partilerinin yaptığı başvuru. Bu başvuru 2008 başında reddedilmişti. İkincisi yükseköğretimde türban serbestliği getiren 2008 anayasa değişikliğine ilişkin CHP’nin başvurusu ki anayasa değişikliğinin esasına ilişkin inceleme talebiyle zaten kendisi 1982 Anayasası tarihinin en ilginç başvurularındandı. İlginç olan Mahkeme’nin iptal kararına da AKP sıralarından "yok hükmündedir" itirazları gelmesiydi. Bu çizgiyi devam ettirenler çıktı elbette sonraki yıllarda. Üçüncü örnek buna ilişkin. Eski Mahkeme raportörü, eski Demokrat Yargı eşbaşkanlarından ve şimdinin AKP MYK üyesi Osman Can’ın 2010’daki anayasa değişikliği referanduma gitmeden önceki süreçte Anayasa Mahkemesi paket aleyhinde bir karar verirse bunun hükumet tarafından yok hükmünde sayılması gerektiğine dair yine dünyada eşi benzeri görülmedik açıklaması aklıma geliyor.

Son örnek bir kararın yok hükmünde olmasını değil de hukukçu terminolojisiyle siyasete soyunulmasını gösteriyor. İlk ikisi ise rejim değişikliği sürecinde, bir aktör olarak ana muhalefetin hukuki mücadele yöntemi olarak dillendirdiği ancak Anayasada yeri olmayan bir karar biçimine işaret ediyor. Son dönemdeki kullanımlardan anlaşılabileceği üzere bir geçiş, alt üst olma durumu ve sıradışı kararlar alınması (hükumet tarafından, yargı tarafından vb.) gerekliliğini ifade etmek için kullanılan bir kavramla karşı karşıyayız.

Şimdi CHP’nin başvurusu ve beklentisi de bu iklimin (2007’den beri denilmekle birlikte rejim biçimi değil devlet biçimi düşünüldüğünde 1980’ler sonrası ikliminin) bir yansıması. Radikal felsefe geleneğinin süslü laflarını kullanarak halkın olağanüstü hal ilan etmesinin egemenlerin kararlarını yok hükmünde kılacağından dem vurmak isterdim ama şimdi bu çokça başvurulan kaçma yöntemine gerek yok. Bu tarz bir ezilenlerin “yok hükmü” kararı yokluğunda can çekişen liberal demokrasi normlarını sakız etmeye devam edeceğiz.

Mesleki deformasyon gereği ben daha ziyade kurumlar arası yer kapmaca ile ilgileniyorum. Düzeltilmekten mutluluk duyarım ancak Anayasa Mahkemesi’nin benim bildiğim kadarıyla yakın dönemde alınmış yok hükmü kararı yok. 2000’lerin ilk yarısında esasa girerek inceleme yapmaya doğru yelken açan, kendi jurisdiction’ını genişleten Mahkeme'nin, 2008’de anayasanın değişmez maddeleri gereği yok hükmü kararı alabileceğine yönelik gerekçe yazan aynı Mahkeme’nin kadrosu, AKP kapatma davasını takiben hedefe konmuştu ve esasen 2010 referandumu sonrası müdahaleyle değiştirildi. Sadece anayasanın lafzındaki yokluk nedeniyle değil böyle bir kompozisyon nedeniyle de Mahkeme’nın yok hükmü kararı vermesini beklememek lazım. 

Bu tarz bir karar alınması durumunda Anayasa Mahkemesi yargının mutlak kontrolü ve yeniden biçimlendirilmesi yönünde AKP’nin adımlarına bir ket vurmuş olacak ama mahkeme kararlarına karşın erişime yeniden açılmayan internet siteleri ve ifade vermeyen “dokunulmazlar”dan bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de zaten 2013 sonundan bu yana “bağzı” mahkeme kararları uygulanmıyor. Yok eğer başvuru reddedilirse hükumetin tercihleri doğrultusunda HSYK ve alt kademeler yeniden biçimlendirilebilecek. Başka bir ifadeyle Erdoğan ve hempaları yargılandıktan sonra bu devletin demokratikleştirilmesi yönünde yapılması gereken binlerce değişikliğe yenileri eklenmiş olacak. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma