Yükseköğretim Kurulu 2014 yılında çıkarılan 6564 sayılı yasa gereği hazırlaması gereken teşvik yönetmeliğinin taslağını kamuoyuna sundu.
Askıya çıkardık linki altında 6 Mart’a kadar kalacak olan bu yönetmelik taslağı üniversitelerden gelecek cevaplar ve siteye düşülebilecek yorumlar sonrası
gözden geçirilip Milli Eğitim Bakanlığı ve oradan da Bakanlar Kurulu’na
sunulacak. Adetim olduğu üzere yönetmeliği incelesem de YÖK mekanizması
üzerinden bir yorum yapma ihtiyacı duymadım. Muhtemel teşvikle ilgili hesap
kitap yapmayı geride bıraktıktan sonra buraya birkaç düşünce kırıntısı
yazıyorum.
Akademik teşvik YÖK tarafından ve aynı zamanda hükumet
tarafından 2014 sonbaharındaki tazminatla birlikte bir destek unsuru olarak
sunuldu. Çalışkan akademisyenlerin hakkını alacağı üstelik daha çok üretenin
daha çok kazanacağı bir düzenleme yapmaktı amaç. Yönetmelik bunun gereği olarak
farklı faaliyet türleri belirliyor (araştırma, proje, yayın, tebliğ, tasarım,
patent, atıf vb.). Buna göre toplam olarak faaliyetlerden alınabilecek puan en
fazla 100 ve hesaplanan puan aynı zamanda önceden belirtilen miktarın yüzde
kaçının öğretim elemanı tarafından alınacağını da gösteriyor. Örneğin 40 puan
toplamış bir doçent önceden belirlenmiş 658 liralık teşviğin yüzde 40’ını
alacak.
YÖK tek bir faaliyet türünden, örneğin “bilimsel yayın”dan
çokça puan alınmasını engellemek için bir faaliyet türünden alınabilecek puanı
30’la sınırlandırıyor. Bu nedenle yönetmelik ideal akademisyene dair ya da
verimli araştırmacıya dair bir resim çiziyor. Kaba bir hesapla bir yıl içinde
bir ulusal-uluslararası yayın yapan, birkaç atıf alan, bir-iki konferans sunuşu
yapan, üniversite onaylı araştırma ya da bir ulusal-uluslararası proje yürüten (ya
da burada araştırmacı olarak bulunan) akademisyen 100 puan toplayabilir. Çoğu
devlet üniversitesi akademisyeninin tavrı bu yönetmelik karşısında “eyvallah”
olacaktır. Çünkü yönetmelik (birbirlerine atıf yapan epistemik cemaatler,
oturmamış fakülte dergilerinde yayın peşindekiler ve rektörlük imzalı araştırma
kılıfında çalışma yapanlara) kullanışlı arka kapılar da sunmaktadır. YÖK’ün iç
tartışması da bu kapıları ne kadar sıkı kapatmak gerektiği üzerinedir.
Ancak burada hızlıca işleyen bir piyasalaştırma mekanizması
devrededir. Akademisyenleri puan peşindeki Süper Mario’lara dönüştürmek isteyen
yönetmelik halihazırda bazı vakıf üniversitelerinde (bundan sonra özel
üniversite) atama ve kadro yenilemenin yanısıra uygulanan düzenlemeleri devlet
üniversitelerine teşvik mekanizması adı altında henüz iş güvenliğine dokunmadan
taşımaktadır. Niceliğe dökülmesi oldukça zor olan akademik emek üzerindeki
tasarruflarıyla özel üniversiteler bu alanda daha fazla çaba sarf ederken,
şimdi devlet üniversiteleri bu mesafeyi kapatmaya hazırlanmaktadır. Ancak burada
özel üniversiteler bağlamında oluşturulan ve devlet üniversitelerine kısmen
taşınmış piyasanın performans sisteminin daha fazla bilimsel üretimi teşvik edeceği
sonucu da çıkarılmamalıdır. Toplaması gereken puan bakımından açığını ders
vererek kapatan özel üniversite emekçisi ile proje eksikliğinden kaybettiği
teşvik ödeneğini ek dersle, ikinci öğretimle kapatan devlet üniversitesi emekçisi
tepeden gelen performans baskısını sistemin sunduğu kaçış yöntemlerini kullanarak
hafifletebilmektedir.
Yine de gidişat açıktır. Karşımızdaki dönüşümü kavramak için
Whiplash filminde daha iyi çalabilmesi için kendi öğrencisini sınırlarına kadar
zorlayarak ondan bir müzikal canavar meydana getiren Fletcher’ı ve onun
dayanaklarını hatırlamak mümkündür. Öğrencisinin zorlu yolculuğu sırasında her
fırsatı ona ders vermek için kullanmaktan geri durmayan kendisi ruhen
sakatlanmış Fletcher, Andrew’a daha fazla çalışma karşılığında daha iyi
çalabileceğini ve bunun karşılığını hayatta alabileceğini söyleyerek
işkencesine devam edebilmektedir. Burada iki kişi arasındaki iktidar
ilişkisinin dayanağı Andrew’ın çalıştıkça bunun karşılığını alacağına dair
inancıdır. Teşvik yönetmeliği, aynı inancı akademik emekçinin özsaygı yitimi
arka planında ve parasallaşmış toplumsal ilişkiler içinde akademisyenin şu sıralarda en çok
ihtiyaç duyduğu şeyi sunarak yaratmaya çalışmaktadır. Daha fazla atıf alan daha
fazla para alacaktır. Daha fazla patent çıkartan ödüllendirilecektir. Maaşları
arasında 500 lira fark olan ancak aynı işi yapan akademisyenlerden birisi daha
fazla çalışmış öbürü sadece ders anlatmış olarak görülecektir. Bu çerçeveye
göre ilki çalışmasının karşılığını almaktadır. Dolaşım alanında eşitler arası
mübadelenin yaydığı sihre kapılmıştır. Nicelikselleştirilmiş emek kriterlerine
göre daha fazla üretmektedir. İstenen performansı sergiledikçe, hak ettiğinin
karşılığını aldığını düşünmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder