Daha önce hem Kürt hareketinin konumuna ilişkin hem de rejim biçimine dair bu bloga yazdım. Kısmen tekrar ve hatırlatma yapma ihtiyacı içindeyim. Praksis dergisininin 37. Sayısı aracı oldu.
18 Şubat 2015 Çarşamba
15 Şubat 2015 Pazar
Merkez Bankası tartışmasının uzantıları*
2000’lerin ortasına gelindiğinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın
(TCMB) yönetim kademelerinde görevli isimlerin çoğunluğu artık Adalet ve
Kalkınma Partisi (AKP) döneminde atanmış isimlerdi. 2006’da zamanın
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den veto yediği için Erdem Başçı, TCMB başkanlığına
ancak 2011 yılında atandı. Ali Babacan’ın 2006 yılından bu yana desteklediği,
AKP’nin ilk döneminde zamanın başbakanı Erdoğan’ın da desteğini almış Başçı’nın
görev süresinin dolmasına bir yıl daha bulunmasına karşın, Cumhurbaşkanı
Erdoğan ve danışmanlarının baskıları karşısında görevini sürdürüp sürdürmeyeceği
bir tartışma konusu. Sorun iktidar partisi ve “reis” olarak adlandırılmayı
kafasına takmış görünen Erdoğan için faiz oranlarının yüksekliği. Geniş kamuoyu
açısından ise Cumhurbaşkanı ve TCMB Başkanının açıklamalarının döviz kuruna
etkisi. Ancak mesele bununla sınırlı değil.
Fırsat penceresi açıldı sonucu mücadele belirler*
Krizden sonra Yunanistan da dahil birçok ülkede kitlesel eylemler, grevler gerçekleşti. Ancak sermayenin programında gedik açılamamıştı. Sebebi neydi sizce?
Yunanistan’da 2010’dan bu yana 15 genel grev yaşanmış. Yunan emekçiler kendilerine dayatılan programa karşı muazzam bir direnç sergilediler. Ancak direnişin gücü ile politik ifadesine kavuşması ya da somut dönüşümlerde yansımasını bulması aynı anda gerçekleşmiyor. Bu noktada elbette siyasal örgütlerin ya da işçilerin kitlesel örgütlerinin siyasal iradelerinden ve hatalarından dem vurulabilir. Ama siyasal demokrasinin, paranın simgelediği o cemaati başka bir düzlemde eşitlediğini ve bunun devrimci dönüşümler açısından önemli bir baraj oluşturduğunu unutmayalım. Sınıf pozisyonlarımızdan yalıtılmış toplumun eşit bireyleri olarak dahil edildiğimiz siyasal alanda, toplumun bir ortak çıkarı olduğu düşüncesi yeniden ve yeniden üretiliyor. Buna eve ekmek götürmenin ya da bir iş sahibi olmanın ancak Yunanistan’ın troyka programına sadık kalmasıyla sağlanacağı propagandasını ekleyin. Bu ortak çıkar yanılgısı ve baskının, Yunan devrimcilerinin daha kısa zaman içinde ve daha büyük bir başarı elde etmesini engellediğini söyleyebiliriz.
Yunanistan’da 2010’dan bu yana 15 genel grev yaşanmış. Yunan emekçiler kendilerine dayatılan programa karşı muazzam bir direnç sergilediler. Ancak direnişin gücü ile politik ifadesine kavuşması ya da somut dönüşümlerde yansımasını bulması aynı anda gerçekleşmiyor. Bu noktada elbette siyasal örgütlerin ya da işçilerin kitlesel örgütlerinin siyasal iradelerinden ve hatalarından dem vurulabilir. Ama siyasal demokrasinin, paranın simgelediği o cemaati başka bir düzlemde eşitlediğini ve bunun devrimci dönüşümler açısından önemli bir baraj oluşturduğunu unutmayalım. Sınıf pozisyonlarımızdan yalıtılmış toplumun eşit bireyleri olarak dahil edildiğimiz siyasal alanda, toplumun bir ortak çıkarı olduğu düşüncesi yeniden ve yeniden üretiliyor. Buna eve ekmek götürmenin ya da bir iş sahibi olmanın ancak Yunanistan’ın troyka programına sadık kalmasıyla sağlanacağı propagandasını ekleyin. Bu ortak çıkar yanılgısı ve baskının, Yunan devrimcilerinin daha kısa zaman içinde ve daha büyük bir başarı elde etmesini engellediğini söyleyebiliriz.
9 Şubat 2015 Pazartesi
Piyasaya mahkumiyet ve doları takip*
Amerikan
dolarının Türk lirası karşılığı 6 Şubat’ta 2,47’ye ulaştı. Amerikan Merkez
Bankası’nın faiz kararına bağlı olarak önümüzdeki haftalarda daha da yükselme
söz konusu olabilir. Türkiye’de Merkez Bankası’nın yeni faiz indirimi kararı
almaması üzerine Cumhurbaşkanının dar çevresi üzerinden yayılmaya başlayan daha
sonra Cumhurbaşkanı ve eski Merkez Bankası başkanı arasındaki atışma ile devam
eden gerginlik sırasında da dolar yükselişteydi. Bu nedenle son haftalarda
sürekli döviz kuru haberleri ve olası etkileri üzerine yorumlar görmeye
başladık.
31 Aralık 2014 Çarşamba
Syriza ve muhtemel borç konferansı
“Moorgate’ten devam edip Prince sokağına girdiğimizde
konferans mekanına birkaç yüz metre kaldığını fark eden delegasyonumuzun en
yaşlı üyesi bir kahve molası için durup dinlenme zamanı olup olmadığını sordu.
Asık suratlı maliye bakanları ve bankacılarla toplantı salonuna girmeden önce
pek vakit geçirmek istemediği her halinden belliydi. Belki de son kez notlarına
bakıp silinmesi gereken borç miktarına ilişkin daha keskin cümleler kurmayı
arzuluyordu.”
25 Aralık 2014 Perşembe
Devlet Bankalarını Kamusallaştırmak: Kamusal Finans ve Olanaklar
Bir süredir sosyalist
yayın organları aracılığıyla devam eden kamusallaştırma ya da müşterekleştirme
tartışmasına Türkiye’deki devlet bankalarını tartışarak bir ek yapmak
niyetindeydim. Begüm Özden Fırat ve Fırat Genç’in mustereklerimiz.org’daki
katkısı vesile oldu.[1]
Tartışmaya katkıda bulunanların argümanlarını özetleyen ve neoliberalizm
karşıtı hareketlere etkide bulunan temel perspektifleri kategorize eden, aynı
zamanda Müştereklerimiz içindeki kolektif süreci yansıtan Fırat ve Genç
örgütlenme kapasitesinin yıkımı nedeniyle yaşanan yenilgi karşısında
“özgüçlenme ve ütopyacı uğrakları açığa çıkarma” çağrısında bulunuyorlar.
Yazarların ifadesiyle makro ve mikro stratejiler arasında bir geçişkenlik ve
bakışımlılık yaratmak toplumsal muhalefetin esas görevi olarak görünmektedir.
21 Ekim 2014 Salı
Vakıfbank Operasyonu Ne Anlama Geliyor?
Adalet ve Kalkınma Partisi birden fazla unsuru olan bir bankacılık düzenlemesini (Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı) 20 Ekim’de Meclis’e taşıdı. Söz konusu tasarı Tasarruf Mevduat ve Sigorta Fonu (TMSF) işlemlerinden Hazine Müsteşarlığı yetkilerine kadar çok sayıda düzenleme içeriyor. Ancak en dikkat çeken nokta Vakıfbank’ın mülkiyetini elinde bulunduranlarda değişiklik öngörülmesi, daha net bir ifadeyle Vakıfbank’ın Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan hisselerinin Hazine’ye devredilmesi oldu. Vakıfların giderleri için bir gelir akışı sağlayacak fon yaratılması gerekçesi hükümete yakın yayın organları tarafından ön plana çıkarıldı. Meclis’te komisyon aşamasında bulunan kanun tasarısında ise bununla birlikte çok daha fazlası gerekçe olarak açık bir şekilde dile getiriliyor. Ancak ilginçtir, kamuoyunda bu gerekçeler yeterince incelenmeden, gerçekleştirilenin bir özelleştirme hazırlığı olduğu ve Vakıfbank’ın kamulaştırılacağına dair değerlendirmeler aynı gün içinde yapıldı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)