28 Mart 2011 Pazartesi

Marksizm ve yanılsamalar?

Ya Semih Gümüş’ün mahallesine Marksizm içi tartışmalar pek uğramıyor ya da sadece bir giriş yazısındaki yorum üzerinden çağrışımları alt alta yazıp derlemeye katkı koyanların isimlerini yer yer anmak bir kitap tanıtımı-eleştirisi yapmak için yeterli görülür oldu. Gümüş’ün yeterince özenli olmayan yazısının, “20. Yüzyılda Marksizm” adlı derlemenin Sungur Savran tarafından yazılan giriş bölümünde bahsedilen, sosyalist yenilenmenin ancak devrimci Marksist hat üzerinden gerçekleşebileceği varsayımıyla ya da tespitiyle bir sorunu olduğu aşikar. Böyle bir itiraz elbette dillendirilebilir. Farklı Marksizm anlayışlarının yenilenme üretmeye daha elverişli olduğunu savunanları bu düşünceleri yüzünden eleştirecek değilim.

Ancak Gümüş’ün devrimci Marksizm kavramına olan itirazı eleştirel bir değiniyi hak ediyor. Gümüş’e göre: “Marksizm, Marksizmdir –dolayısıyla devrimci ya da reformcu önekleri onu yalnızca ideolojik yanılsamalara dönüştürür. Neden sonra devrimci ya da reformcu olan, Marksizmden çıkarak oluşturulmuş sosyalizm anlayışlarıdır ve onlar da sahiplerinin öznelliğini taşır ve çektikleri yük kadar yerleri vardır hayatta.”

15 Mart 2011 Salı

sözlerini geri aldırmak

Bir bakan danışmanının kafasının nasıl işlediğini not etmek lazım, akp kadrolarının söz üretme faaliyetinin iyi bir örneği aynı zamanda. 14 mart'ta eylemdeydik. performans sisteminin kalkması ve güvenceli iş talebini dillendiren sağlık çalışanlarına destek verdik. Eylemde bir sağlık çalışanı "Dr. Che Guevara'nın izindeyiz" pankartı taşıyordu. Ertesi gün Fatih Üniversitesi Konferans Salonunda şakşakçıları karşısında danışmanından tüyoyu almış Bakan, bu "zulümsever" sosyalistlerin sözlerinin-düşüncelerinin itibarsızlaştırılması için sazı eline alıyor (bu yazının kendisi daha sonraki bir değerlendirme için kenara düşülmüş not olduğu için hem linkini veriyor hem de uzun uzun alıntılıyorum):

9 Mart 2011 Çarşamba

güvenli, indirimli, mescitli!

Ankara’da girilen bir alışveriş merkezi ile modern hapishaneler arasında bir benzerlik kurulabilir mi? Gelecekte hapishaneler, havaalanları, oteller ve avm’lerin birbirinden farksız mekanlar haline geleceğini savunan Paul Virilio’ya katılmasanız dahi bu karşılaştırmayı yapmak son derece meşru. Ankara’da CerModern’e gitmek yerine avm’lere giden vatandaşların bu tercihini anlayamadığını ifade eden Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay CerModern’i düşündükçe ağlamak istediğini söylemiş zamanında. Aynı coşkulu sevinci avm açılışlarında da yaşıyor aslında. Tam da bu yüzdendir ki kendi partisinin Ankara Büyükşehir Belediye başkanının uygulamalarını ya da AKP’nin modernleşmeden anladığı tüketim çılgınlığı üzerine bina edilmiş arzu siyasetini eleştirir görünüp sahipleniyor.

21 Ekim 2010 Perşembe

demokratik likidasyon

Uluslararası Takas ve Türev Derneği’nin (evet böyle bir dernek var!) dokümanlarını karıştırırken 1998 tarihli bir teminatlandırma rehberinde uzun uzadıya bir teminatın likiditesinin gerçekleştirilecek işlemin sıhhati açısından ne kadar önemli olduğuna dair değerlendirmeler gördüm. Teminatlandırmanın ancak ve ancak güvence sağlayan getirinin kapitalizasyonunda büyük oynamalar gerçekleşirse bir işe yaramayacağı, lakin bunun da pek olası olmadığı, dolayısıyla menkul kıymet işlemlerinde önemli bir eşiğin aşılmakta olduğunu anlatan bu ve benzeri raporları incelemek 2007-2009 krizi (özel olarak teminatlandırılmış borç yükümlülükleri) düşünüldüğünde ilginç bir sıkıntı yaşatıyor insana. Bunu tartışmayı başka bir girdiye erteliyorum.

28 Eylül 2010 Salı

yazları tasfiye projeleri kışları performans kriterleri

Marmara Üniversitesi’nin yeni rektörü Prof. Dr. Zafer Gül buyurmuş: “Yıllardır ideolojik saplantılarla boğuşmaktan geri kaldık. Üniversitenin kapısı saat 17:00’da kapanır mı? 7 gün 24 saat çalışan bir üniversite haline geleceğiz”. Zaman gazetesindeki habere göre Gül ideolojik saplantılı bilim insanlarını tasfiye etmeye kararlı: “İdeolojik saplantılı bilim adamları, ufak tefek kişisel hesaplarla bilimin gelişimini engelliyor, Türkiye’nin, gençlerin ve bilimin geleceğini tehlikeye atıyor”. Haber girişimcilik, markalama, rekabet vb. klişelerle devam edip aralıksız çalışma düşüncesinin dillendirilmesiyle sonlanıyor.

22 Eylül 2010 Çarşamba

defer-andum

Evet diyen devrimciler ülkücülerle nasıl yan yana geldi benzeri sorularla, Son Söz gibi saçma isimli programlar yapan NTV’nin “işte marjinaller de söz alıyor” benzeri tarafsızlık reklamlarına kanacak değilim. Ama referandum öncesi mikrofon tuttukları insanlarda özel olarak anayasa paketinin içeriğini bilmeyenleri ayıklayıp vurguladıklarını da düşünmüyorum. Prestijinin bir kısmını geri kazanan burjuvazinin vazgeçilmez istatistikçisi Tarhan Erdem de buyurmuştu zaten, “seçmenin sadece onda biri paketin içeriğine göre oy veriyor” şeklinde. Belki de Şerif dedenin işaret ettiği üzere stereotipler üzerinden konuşmak anlamsızlaşıyor. Grafikçi tutmaktan aciz, tıynetinde acelecilik olan cemaatçi Aksiyon dergisi gibi laikler bölündü diyenlerden Taraf’ın mantar gibi her yerden çıkan tetikçilerinden Ümit Kıvanç gibi bu hayırcılar solcu değil diyenine kadar rüyasında istediği gerçek olarak karşısına çıkıvermiş hevesine kapılanların bolluğu referandum üzerine yazmayı zorlaştırıyor. Hiçbirine laf yetiştirmemek lazım, belki de.

22 Ağustos 2010 Pazar

yokluğu yara enflasyon ve hedeflemesi

Merkez Bankası her çeyrek sonunda açıkladığı enflasyon raporlarının 2010 yılı içerisindeki üçüncüsünü açıkladı. Raporun açıklandığını bir süredir girmediğim MB internet sitesini durup dururken ziyaret ettiğim için değil, Fatih Özatay’ın “yeni çerçeve” temalı son yazısını okuduğum için merakımın depreşmesi ile öğrendim.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma