6 Şubat 2012 Pazartesi

saçmalıklar ve kırılganlık

Zamanın en önemli trolü T.C. başbakanı gündemi belirlemeye devam ediyor. Bütün ülke yerine konulan İstanbul ve Ankara kurumları ile üniversite, devlet kurumları ve iktidar yumağına dolanmışlar Erdoğan’ın ağzından çıkan birkaç kelime üzerinden tartışıyor, birbirini suçluyor ya da böyle tavır almalı diyor. Bütün bu tartışmayı görmezden geldiğimiz gün, gündemi eleştirel bir konumdan belirlemeye başlamışız demektir.

16 Ocak 2012 Pazartesi

Türkiye’deki devlet biçimi ve yeni rejim

Devlet biçiminde değişiklik ne demektir? Kapitalist devlet üzerinden yapılan bir dönemlendirmenin siyasal bir konum alırken kullanılabilmesi için hangi alanlara dair gözlemlerin çözümlemenin içine katılması gerekir? Bunlar devlet kuramı üzerine kafa yoranların uğraşmaya devam ettikleri sorulardan birkaçı. Bir de AKP döneminde yeni bir evreye girip girmediğimize dair, Türkiye’de devlet aygıtı ve rejimin niteliğinde bir değişme olup olmadığına dair sorular var.

11 Ocak 2012 Çarşamba

faiz lobisinin kolunu kanadını kırmıştık, gerekirse gözünü de morartırız

Erdoğan’ın demeçleri bence başbakanın ruh haline uygun bir şekilde resmi olmayan başlıklarla verilmeli. Mesela faiz lobisine sert çıkarız demiş başbakan, bence bunu başbakan faizcileri dövecek diye kullanmak zamanın ruhuna uygun. Hem her şeyin kontrol altında olduğu imajı da güçlenir. Ne de olsa Türkiye’de para ve maliye politikası üretenler elleri kolları bağlı iken her şeye kadir görüntüsü vermeyi çok seviyorlar. Oysa Merkez Bankası’nın politika faizi belirleme ve faiz koridoru üzerinden kredi arzına müdahale etme stratejisinde ve döviz ihalelerinde bir çıkmaz söz konusu. Bunun maliye politikasına yansımasını düşünürsek, dolaylı vergilerin, vergi gelirlerinin yüzde 70’ini oluşturduğu bir ortamda gelir kaynağı yaratmaksızın ekonomiyi yavaşlatma peşindeki hükümet daha fazla bütçe açığı vermeyi göze almış durumda görünüyor.

9 Ocak 2012 Pazartesi

son savaş?

T.C. devletinin silahlı Kürt hareketiyle olan mücadelesinde son savaşın yaşanmakta olduğu birçok köşe kadısı tarafından dile getirildi. Hükümetin masaya nihai olarak oturulmasından ve sivil bir anayasa yazılmasından once önünde diz çökmüş bir örgüt ve hareket görmek istediği bu nedenle seçim öncesinden başlayarak sert ve milliyetçi bir söylemin hükümete egemen olduğu yazıldı çizildi. Buna ek olarak Avni Özgürel gibi eski ülkücüler silahların yakında bırakılacağı ve sorunun 2012 içinde büyük ölçüde çözüm aşamasına geleceğini yazmakta bir beis görmediler, Uludere (Roboski) katliamı sonrası. Ya da Emre Uslu gibi istihbaratçı yazarlar hükümetin bu stratejisinin ne kadar doğru olduğunu savunmak ve görüşmelerin istenilen şekilde sonuçlanması için bunların yapıldığını berlitmek için “çok sayıda insan gidecektir ama hükümetin anadilde eğitime getireceği çözüm ve anayasa süreci ile birlikte sona geliyoruz” demekten kendilerini alamadılar.

13 Aralık 2011 Salı

teknokrasi her eve lazım

Finansal piyasalarla kurduğumuz ilişki gerçek yaşam koşullarıyla kurduğumuz ilişkinin hakim rengini vermeye başlıyorsa ya da belirleyeni konumundaysa bu durumda gündelik yaşamın finansallaşmasından bahsedilebilir. Hanehalkı borcunun artması ya da borç temelli finansal genişleme enstrümanlarına atıfta bulunarak yapılabilecek tanımlara bir ek yapmak gerekirse burada piyasayla girilen ilişkinin politik ve kurucu bir nitelik taşıdığını eklememiz gerekiyor; ayrıca bu ilişkilenme tarzına müdahale edemeyen eylemlilik sonuçsuz kalarak finansal piyasaların muktedir görünümüne destek oluyor. Bu kaydı düşmeksizin kriz sonrasında devrimci bir duruma en çok yaklaşılan örnek olarak Yunanistan’da yeniden yapılandırma programını uygulamak üzere teknokratik bir iktidarın iş başına geçirilmesi ve göreve başlamasını açıklamakta zorlanacağımız kesin.

8 Aralık 2011 Perşembe

birimiz hepimiz, hepimiz Europa için!


Zeus, Girit’e kaçırdığı Europa’ya adanın koruyucusu olan Talos, avının peşini bırakmayan bir köpek ve hedefi hiç ıskalamayan bir mızrak bırakır. Bu tanrıça figürünü her fırsatta kullanan Avrupa Birliği içinse işler mitolojideki gibi gitmiyor. Yine de kapitalizmin ve finansal piyasaların hediyesi krizle başa çıkmaya çalışırken elinde avucunda ne varsa kullanan AB teknokratları koruyucu finansal düzenlemeler, hedefinden vazgeçmeyen bir mali disiplin ve bu disipline uymayanları dürtecek bir ceza sistemi üzerinde kafa yormaya devam ediyorlar. Bu çabanın somutlaşmış bir ismi de var artık: Merkozy (Merkel + Sarkozy). Ancak buna gelmeden önce teknokratikleşme ve finansal disiplini tüm topluma dayatmanın başka örnekleri üzerinde durmak gerekiyor.

27 Eylül 2011 Salı

bir itiraf ve yeni bir plan

Finansal piyasalara bakıldığında büyük bir kaosun eşiğinde olduğumuz söylenebilir. Alessio Rastani 26 Eylül sabahı BBC news’te durumu özetledi: “Bir itirafta bulunmam gerekirse üç yıldır bu anı düşlüyorum. Her gün yatağıma gidiyor ve başka bir resesyonu düşlüyorum”.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma