5 Şubat 2013 Salı

Baldırlar, Kamusallık ve Müstehzilik


Yasal bir düzenlemenin tortusu acılaşmış çay demi gibi iz ve tat bırakmaya devam edebilir. Fransa’da kadınların pantolon giymesini yasaklayan ve yerel polisin iznine tabi kılan düzenlemenin ancak 2013’te ortadan kaldırılması, kadınlara yönelik ayrımcılığın sembolik anlamdaki varlığını bir kez daha göstermesine ve “ne kadar saçmaymış” tadı vermesine karşın çoğu kişinin aklına gelebileceği üzere bir ahlaki düzenlemenin, fosilleşmiş bir kanunun kaldırılmasından öte bir hikayeye sahip.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Kur Savaşları: Yine ve Yeni


Brezilya Maliye Bakanı Mantega 2010 yılında kur savaşlarının geri döndüğü fikrini ortaya attığından beri aralıklarla bu durum konuşuluyor. Bir ülkenin rekabet gücünü korumak – arttırmak ve daha dar anlamda ihracatı arttırmak için başvurabileceği yöntemlerden birisi olarak kabul edilen para değerini düşürmenin başka ülkeler tarafından da uygulanması ve karşılıklı devalüasyonların birbirini takip etmesi anlamına gelen kur savaşlarını Mantega’nın vurgulaması, miktarsal kolaylaştırma adı verilen para politikasının birçok ülkede para birimi değerini düşürme isteği doğuracağına inanmasına bağlıydı. 


21 Ocak 2013 Pazartesi

Hakiki bir reform için istifa ederek işe başlamalılar


Yükseköğretim Kurulu büyük bir cüret sergileyerek anayasa değişikliği yapılmasına gereksinim duyulan bir yasa değişikliği önerisini Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim etti. Üniversite Konseyleri, şirket üniversiteler, sözleşmeli çalışma pratiklerinin yaygınlaştırılması gibi birçok yenilik barındıran metnin ne kadarı nasıl yasalaşır bunu zaman içinde göreceğiz. Sol muhalefetin YÖK’ü piyasacı bir kurum ilan etmesi ve değişiklikleri neoliberal üniversite anlayışının bir uzantısı olarak görmesi itirazlar açısından birçok eksikliği beraberinde getiriyor. En temel nokta, zaten bu sıfatların YÖK mensupları tarafından gururla taşınıyor olması ve herkesçe kabul edilmiş doğrular niteliği taşıması. Bu nedenle daha ziyade YÖK’ün “yapıyoruz, yaptık, böyle olur işte” dediği noktaların birkaçının üzerinde durmak istiyorum.

14 Ocak 2013 Pazartesi

Yunanistan: Borcunu öde, mali disipline sadık kal*



Uzun vadeye yayılan bir yeniden yapılandırma sayesinde, verilen tavize karşılık Yunan halkına on yıllar boyunca neoliberal politika uygulamalarının dayatılması öngörüldü. Avrupa Merkez Bankası ve Avro bölgesi devletleri her şeye rağmen Yunanistan’ın borçlarını ödemesini ve mali disipline sadık kalınmasını istiyorlar.


15 Mart 2012 Perşembe

yunan borç takası utangaç temerrüde dönüştü

Yunanistan borçlarının tamamını ödeyemeyeceğini takas girişiminde bulunarak ilan etti. Gerçekleşen takasta Yunan hükümeti, ulusal hukuka göre çıkartılan tahvillerle ilgili olarak kolektif eylem maddesini uygulayacağını açıklayarak bu şekilde çıkartılan tahvilleri ellerinde bulunduranların % 85’lik katılımını (152 milyar avro) % 100’e tamamlama gücünü kullanacak. Bu nedenle gerçekleşen işlem gönüllü bir takas olmaktan çıktı. Başka bir hukuki sisteme göre çıkartılan tahvillerde katılım % 69 olarak (20 milyar avro) gerçekleşti ve 9 milyar Avro değerinde tahvil tutanların kredi temerrüt takasının (CDS) getirdiği olanaklardan faydalanması bekleniyor. Yani, borcu temerrüde karşı sigortalamış olanlar, zararlarını sigorta yaptırdıkları finansal aracı şirketlerden alacaklar. Uluslararası Takas ve Türev Derneği bunun bir temerrüt durumu olduğunu tescil etti. Belirlenecek dönüştürme oranına göre CDS sahipleri takasa katılmayarak karlı bir pozisyonda kalmış olacaklardır. Bu aynı zamanda sınırlı bir kamu borcu CDS testi, birkaç milyar dolarlık bir CDS ödemesinin sigorta yaptıranlara sorunsuz bir şekilde ödenmesi bekleniyor.

6 Şubat 2012 Pazartesi

saçmalıklar ve kırılganlık

Zamanın en önemli trolü T.C. başbakanı gündemi belirlemeye devam ediyor. Bütün ülke yerine konulan İstanbul ve Ankara kurumları ile üniversite, devlet kurumları ve iktidar yumağına dolanmışlar Erdoğan’ın ağzından çıkan birkaç kelime üzerinden tartışıyor, birbirini suçluyor ya da böyle tavır almalı diyor. Bütün bu tartışmayı görmezden geldiğimiz gün, gündemi eleştirel bir konumdan belirlemeye başlamışız demektir.

16 Ocak 2012 Pazartesi

Türkiye’deki devlet biçimi ve yeni rejim

Devlet biçiminde değişiklik ne demektir? Kapitalist devlet üzerinden yapılan bir dönemlendirmenin siyasal bir konum alırken kullanılabilmesi için hangi alanlara dair gözlemlerin çözümlemenin içine katılması gerekir? Bunlar devlet kuramı üzerine kafa yoranların uğraşmaya devam ettikleri sorulardan birkaçı. Bir de AKP döneminde yeni bir evreye girip girmediğimize dair, Türkiye’de devlet aygıtı ve rejimin niteliğinde bir değişme olup olmadığına dair sorular var.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma