Politika faizini (bir haftalık repo ve ihale faiz oranı) yarım puan indiren Merkez Bankası gecelik borçlanma faizini (yani bankalar kendisine gecelik olarak para yatırdıklarında alacakları faizi) % 1,5’tan %5’e yükseltti. Bankaların zor durumda kaldıklarında MB’den alacakları paranın faizi % 9’da kaldı (piyasa yapıcı bankalar için % 8). Bu durum finansal piyasa uzmanları ve baş ekonomistler tarafından sürpriz olarak değerlendirilmesine karşın ne olduğu tam olarak anlaşılmamış görünüyor. kimi kısa vadeli döviz girişini özendirecek bir hamle derken kimi orta vadede sorun yok demiş.
Para Politikası Kurulu'nun açıklamasında bir bölüm şöyle: "Bazı Avrupa ülkelerindeki kamu borcu sorununa ve küresel büyümeye ilişkin endişeler giderek güçlenmiş ve Temmuz ayı kurul toplantısında işaret edilen riskler belirginleşmiştir. Bu çerçevede kurul, kısa vadeli faizlerde oluşabilecek aşağı yönlü oynaklığı azaltmak amacıyla, gecelik borçlanma faizini önemli ölçüde arttırarak faiz koridorunu daraltmaya karar vermiştir."
Kararlar üzerine yorum yapanlardan belirsizlik arrtı beyanında bulunanlar da var, munzam karşılıklarda da değişiklik olabileceğini bekleyenler de. Aslında MB’nin fonlama için yaptığı ihalelerde bankaların teklif tutarlarına sınırlama getirirken piyasada likidite sıkıntısı var şeklinde bir açıklamada bulunmasıyla bir sonraki adımın munzam karşılık oranlarında bir indirim olacağı müjdesi verilmiş oluyor. Bankaların elini rahatlatma mekanizamalarından birisi daha kısa süre içinde devreye sokulabilir.
MB’nin döviz satım ihalesine başlayacağını açıklaması ve aynı zamanda gecelik faizdeki arttırım TL değer kaybının çok olmaması için gerekli görüldüğü ölçüde müdahale edileceği şeklinde de yorumlanabilir. Bu referans verilen döviz sepetinin (0,5 dolar + 0,5 euro) 2,1’de kalması için piyasaya döviz vermek demek. Ancak bu, MB’nin beklentisinin, biraz da Avrupa kaynaklı uluslararası oynaklık nedeniyle dövize olan talebin artması olduğunu gösteriyor. Döviz sepeti 2,2 ve daha yukarı çıkarsa ne olur? Cari açık korkusu nedeniyle yüksek oranda sermaye çıkışı, MB rezervlerinin erimesi, döviz üzerinden açılmış kredilerin geri ödenememesi, bankaların non-performing loan’larında artış ve bunun yansımaları olarak yeterince büyüyememe ve işsizlik oranında artış...
Burada biri ilginç iki husus göze çarpıyor. İlginç olan nokta kriz kapıda olabilir, önlem alıyoruz beyanının kriz kapımızı çaldı, önlemler işe yaramayabilir şeklinde bir algıya yol açması. Bu blogda dört ay kadar önce bankaların karlılığını azaltan tedbirlerin bir çıkar çatışmasını ifade ettiğini ama bankaların zor duruma düşmesi halinde yardıma koşacak MB’nin temel hedefleriyle finans-kapital arasında bir çelişki olmadığını belirtmiştim. O çok övülen bankacılık sektörünün desteklenmesine yönelik kararlarla aslında, MB açık bir şekilde bankalara yardımcı olduğunu-olacağını beyan ediyor. İkinci husus bu yardımın her koşulda geleceğine dair beklenti ve devlet-finans rabıtasının sanki yerinden oynatılamayacakmışçasına çatılmış olduğu. İşte bu hususları düşünüyorum, “faiz koridoru genişlediğinde MB bankalara kendi başınızın çaresine bakın diyor” beyanında ya da “bu bankacılık sektörü çok sağlıklı, bayağı güçlü durumdayız” yorumunda bulunanların aymazlığına hayret ederek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder