6 Haziran 2013 Perşembe

Gezi olayı ve siyaset merceği

Kent mekanı ve kamusal alan kullanımı üzerinden başlayan ve yayılan, yer yer hükümet ve rejim değişikliği taleplerini içererek de büyüyen bir kalkışmayı, aksi önerilere rağmen, siyaset merceğinden okumaktan başka bir çare yok. Gezi Parkı eylemcilerinin ve eylemlere katılarak hareketin etkisini katlayanların bir örgüt mensubu olmamaları yaptıklarının siyasi sonucu olmadığı anlamına gelmez. Zaten daha tam bir sönümlenme gerçekleşmeden, siyasal çekiştirme mücadelesi başladı.


Akit mantığının yaydığı profesyonel psikopatların eylemde yer aldığı söylencesi, Yeni Şafak’ın "provokasyon olacak camilere saldıracaklar" haberleri de ne kadar çarpık bir düşünme şekliyle ve siyaset alanıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bu ortamda daha sağduyulu analizler yapılsa da, Türkiye’de gündemi, bu analizlerden çok eylemcilerin doğrudan eylemi belirlediği müddetçe yanlış yolda olduğumuz söylenemez. Son on yılda ilk defa bir basın açıklamasının bütün içeriğinin anaakım medyada tartışıldığını ve basın açıklaması metninin hatırı sayılır bir kısmının basın yayın organlarında yer bulabildiğini görüyorum örneğin.  Sözün kıymetini doğrudan eylemin belirlediğini de gösterdi bu kalkışma.  

Daha da tartışmak üzere üç noktayı öne sürmek istiyorum. Bu önermeler hareketin siyasal bir parti ya da örgüt tarafından kapsanamayacak kadar çeşitli olmasının onu orta sınıf ve çelişkileri örtülmüş bir hareket olarak göstermeyi pek meşru kılmayacağı düşüncemin izdüşümleri.

* Kent mekanı üzerinde AKP’nin Jakoben siyaset tavrının kendi dönüştürücü gücünün sınırlarına geldiğini yazdığımda, AKP yönetim zihniyetinin kendisine karşı konumlananları yaşamasına izin verilmiş ama hakları alınmış varlıklar olarak konumlandırarak, bunlara (bizlere) yönelik baskı ve zulmü normalleştirdiğini belirtmiştim. Bu terör politikasının yüzü daha net görüldü. Eylemlerin başarılarından biri de bu, ancak bu devlet kaynaklı güvenlik sorununun içeriğinin daha çıplak ortaya konması, devam eden polis müdahalelerinden bilindiği üzere güvenlik güçlerinde herhangi bir bakış değişikliği yaratmadı. Dolayısıyla yeni ve sert müdahalelere nasıl karşılık verileceği bir belirsizlik yaratıyor. Anaakım medyanın kaşımayı sevdiği hususlardan biri.

* Yaşları ağırlıkla 20’lerde olan eylemcilerin kendilerine ilişkin güvensizlik ve geleceksizlik algısı bir rol oynuyor. Hareketin, “bunlar orta sınıf” demeye yol açan tuzu kuru katılımcılarının eylemleri sürdürme isteğinde bir azalma gerçekleşmesi kaçınılmaz.  Gezi Parkı’nın ve yaşam tarzının korunması isteği nedeniyle pek su yüzüne çıkmamış görünen bu algılarla alakalı söylem ve eylem repertuarlarına, güvencesizlerin biraz daha şevkle atılacağı belirsizlik (kent mekanı üzerinde görünen ama bütün bir yaşamı biçimlendiren yarın ne olacağına dair bilinemezlik) ve eşitsizlik karşıtı mücadelelere hareket içinden nasıl bir tepki verileceği meçhul. Bu acele tanımlama “yeni toplumsal hareketler” temelli bir sosyolojik algılamaya dayanıyor. Ancak Starbucks sandviçleri ya da beyaz yakalıların varlığının bir hareketi orta sınıflaştırmaya yetmeyeceğini söylememiz lazım. Vesayet rejimi kavramı gibi orta sınıf kavramı da uğraşılması gereken bir kavram.

*Kamusal mekanın yeniden ele geçirilmesinin son derece uzağındayız. Kamusallığın taşralılaştırılması ve dini, ailevi eğlence etkinliklerinin kamusal alanı kaplaması eğilimin ters yüz edilmesi, harekete büyük moral motivasyon kazandıran katılımcıların kendi kamusal etkinliklerini ve gündelik yaşamlarını sorgulamalarını gerektiriyor. Plaza çalışanlarının Kanyon eylemi sembolik önemi haiz olsa da bu gündelik yaşam dönüşümüne dair nüveler barındırmıyor. Aksine ayrıştırılmış kamusallığındaki ses çıkarma faaliyetini alternatif bir kamusallık inşası için atılmış adım olarak görenler, kendi duygu dünyalarını dışarlıklı olarak gördüklerinden farklılaştırıyor. Bu sürdürülebilir bir duruş değil. Daha doğrusu bu duruş kendi içinde kıymetli addedilebilse de, dönüştürücü değil yeniden üretici ve Gezi Parkı’nın sınırlı taleplerini dahi karşılatacak bir irade oluşturmaktan uzak.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma