(Aceleci okuyucuya bir uyarı: Bu yazı herhangi bir kişi ya
da kuruma yaranmak için kaleme alınmış veya Türkiye’de geçer akçe politik
konumları destekleyen bir yazı değil. Buradan vurucu slogan da el kitabı da
çıkmaz, ancak yaşadığı cehennemi açıklamaya çalışan bir siyaset bilimcinin
gözlemleri ve öfkesi yine de faydalı olabilir)
11 Eylül 2015 Cuma
19 Ağustos 2015 Çarşamba
Sivil Darbe: Oksimoron Değilse de Bir Yanlış Anlama
İşgüder hükumetin başında yer alan Davutoğlu’nun yeni bir
hükümet kuramayacağının anlaşılmasından önce de Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini
aşması nedeniyle ve seçimlerin ertelenmesi olasılığı arttıkça bir yeni
müdahaleden bahsedilir olmuştu. Yakın zamanda Erdoğan’ın, yönetim şeklinin
fiili olarak değiştiğini ilan etmesiyle tekrar bir rejim-yönetim biçimi tartışmasının
içine girdik. Bu tartışma Türkiye siyasetinde adeta çevrimsel bir nitelik
taşıyor. Son zamanlarda bu çevrimin süresi kısaldı, daha sık rejimin niteliği
ve hak ettiği sıfatlar tartışılır hale geldi.
7 Ağustos 2015 Cuma
Yersiz gerinme ve kifayetsizlik: Amerikan Cumhuriyetçilerinin tartışması üzerine tespitler
Fox News’teki tartışma programı adaylardan eğer Cumhuriyetçi
Parti adayı olmazlarsa önseçim iradesine saygı gösterip bağımsız aday
olmayacaklarına dair söz verip vermeyecekleri sorusuyla başladı. Trump’ın
Cavaliers’ın stadyumunda yuhalanmayı göze alarak böyle bir söz vermeyeceğini ve
Cumhuriyetçi Parti’den aday olamazsa bağımsız adaylığı düşüneceğini ifade
etmesi şu ana kadarki tartışmanın özetini de oluşturuyordu. Ön planda dikkatleri üzerine çeken bir işadamı ve kendilerini farklı göstermeye çalışan kifayetsizler.
25 Temmuz 2015 Cumartesi
bombalamalara karşı barış, bizi öldürmek isteyenlere karşı mücadele!
İki gün içinde ardı ardına bombalamalar gördük. Bunların iki
ayağı var: Suriye’de IŞİD mevzileri ve Güney’de PKK kampları. Savaş
borazanlarının gözünde birbirleriyle bağlantılı olabilirler ama farklılar ve
farklılıkları önemli.
10 Temmuz 2015 Cuma
Hayali Değerler ve Geleceksellik: Kriz Tartışmasının Götürdüğü Yere Doğru (2)
Bir önceki girdide finansal kapitalizmi daha bütünlüklü kavrama
ve eleştirel kampı güçlendirme fırsatından bahsettim. Kısaca kriz sonrasında
eski kurumsalcı iktisatı Keynesyen gözlüklerle ya da yeni bir teori oluşturmak
gayesiyle değerlendirenlerin vurgularının dikkate alınması gerektiğini
belirttim. Bu bağlamda geleceksellik (futurity)
bize ne anlatıyor? Diyaloğu nasıl kuracak, sonraki adımları nasıl atacağız? Bu
sorulara hemen verecek cevabım yok. Ancak ilk adımlara dair bir şeyler
karalayabilirim.
9 Temmuz 2015 Perşembe
Hayali Değerler ve Geleceksellik: Kriz Tartışmasının Götürdüğü Yere Doğru (1)
Biraz içe kapanık bir metin halini alsa da meraklı
okuyucunun sabrıyla anlam kazanabilecek bir düşünce yumağını aktarma
ihtiyacındayım. 2008 krizinin ya da daha doğru bir ifadeyle 2007-2009/12
uluslararası finansal krizi ve artçı şoklarının biçimlendirdiği dünya yoğun bir
kriz tartışmasına aracı oldu. Kişisel olarak bu dönemde doktora tezi yazmış
olmaktan memnunum ancak peşimi bırakmayan bir hayaletle yüzleşir gibi sürekli
aynı tartışmaların etrafında dönmenin yorucu olduğunu da belirtmeliyim. Bu
yorgunluğa karşın kendime saklamayayım diyerek kriz tartışmalarında ilginç bir
kesişmeyi ve üzerinde çalıştığım bir noktayı burada da ele almak istiyorum.
7 Temmuz 2015 Salı
Çin'de borsa çöküşü ve ihtimaller
Dünya kapitalizmi 2008 krizi sonrası dönemde merkez ülkelerin politika tepkileri nedeniyle bir süreliğine Çin, Brezilya gibi ülkelerin yüksek büyüme oranlarını deneyimledi. Devasa ekonomisiyle Çin’in performansı kapitalizmin küresel ölçekte yaşadığı depresif eğilimlerin ciddi bir özellik arz etmediği düşüncesini korumak için Dünya Bankası gibi kuruluşlar tarafından kullanıldı. ABD ekonomisindeki 2014 ve 2015’teki zayıf toparlanma sonrasında muhtemel FED faiz arttırımının “yükselen piyasa” olarak adlandırılan ülkelere sermaye girişine darbe vuracağı ve yeni çalkantıları beraberinde getirebileceği daha görünür oldu. Avro Bölgesindeki deflasyona 2012’de ertelenen Yunan borç sorununun yeniden eklenmesiyle daha şimdiden 2015 bir kriz yılı unvanını kazandı. Bütün dikkatler Brüksel’deki görüşmelere ve Syriza’nın referandumda elde ettiği desteği nasıl harcayacağına çevrilmişken, Çin’deki finansal çöküş gündeme gecikmeli olarak yerleşti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)