Önce Marilyn Manson’ın olduğunu düşündüğüm, aradan zaman
geçtikten sonra orijinal halinin ayırdına varıp 1980’ler sonu ya da 1990’lar
başlarında belki de televizyonda ama nasıl bir bağlamda dinlemiş olduğumu hatırlamaya
çalıştığım bir parça “sweet dreams are made of this”. O zamandan bu yana
onlarca kez dinledim. Her sene bir cover’ına rastladım diyebilirim. 2014 yapım tarihli ve hikayesi 1983’te geçen Halt and Catch Fire promosunda yer aldıktan
sonra tekrar aklıma düştü.
26 Eylül 2014 Cuma
4 Eylül 2014 Perşembe
Kamu borcunda pari passu, ya da sermayenin ayakbağı eskiden nasıl bir kozdu? (II)
İlk kısımda pari passu
(eşit davranma) maddesinin yatırımcılar ama özellikle hedge fonları açısından devletleri, borçlarını tamamen ödemeye
zorlama ya da yeniden yapılandırma koşullarından daha avantajlı ödemeler
koparma amacıyla kullanılmaya başlandığını belirttik. Bu pratik 1990’lardan
itibaren yayıldı. 2005 sonrasında Arjantin yapılandırmasını takiben dava sayısında
fırlama yaşandı. ABD Yüksek Mahkemesinin Haziran ayındaki onaması o zaman
başlayan sürece ilişkin olsa da Arjantin’in Temmuz sonundaki temerrüt kararı bu
anlayışa darbe vurmuş görünüyor. Ancak Arjantin’in varlıklarına el koymak üzere
çeşitli ülkelerde davalar açan fonlarla hukuk mücadelesi daha uzun yıllar devam
edecek. Buna karşın benzer belirsizliklerin yaşanmaması için çerçeve ihtiyacı
söz konusu. Çünkü çeşitli tazminat ve ödemelerle süregiden bu hukuki mücadele
büyük resmin bir boyutunu oluşturuyor.
3 Eylül 2014 Çarşamba
Kamu borcunda pari passu, ya da sermayenin ayakbağı eskiden nasıl bir kozdu? (I)
Kamu borç
kağıtları birçok finansal işlem için referans teşkil eden ve güvence unsuru
olarak kabul edilen menkul kıymetler. Ancak kıymetin simgelediği borcun
öden(e)memesi durumunda, tarih boyunca birçok kez olduğu üzere çıplak güç
kullanımından yaptırımlara, sermaye boykotundan piyasalarda
marjinalleştirilmeye çeşitli uygulamalar gündeme gelebiliyor. Siyaset
onyıllardır ticari bir sözleşme olarak kabul edilen bir anlaşmanın maddelerinin
nasıl yorumlanması gerektiği üzerinden kopan fırtınalarla yol aldığı gibi,
kavganın yansımaları yaptırımlar ve mücadele ile alakalı bir şekilde doğrudan
gündelik hayatlarımıza etki ediyor.
10 Ağustos 2014 Pazar
seçim ve erken sonuç üzerine
Cumhurbaşkanlığı seçimi kanımca erken sonuçlandı. Bu kadar da olmaz herhalde dediklerim yinelendi. Bundan bir hafta kadar önce bir iletişim listesine kabaca
şunları yazmıştım:
seçmen sayısı 53 milyona dayanmış. katılım oranının %
89 olduğu 30 mart seçimlerinde belediye meclis üyeleri sonuçlarını
hatırlayalım: akp 19,469 milyon, chp 11,423 milyon, mhp 7,907 milyon oy
aldı.
7 Ağustos 2014 Perşembe
Bank Asya manipülasyonu ve devam eden çekişme
Bir gün içinde % 7 yükseliş, ertesi gün % 10’a varan düşüş
ve tepki alımlarıyla düşüş oranının % 6’ya yaklaşması. Sonra işleme kapatma… Sıradan
bir şirket için bile dikkate değer bir hareketlilik. Kaldı ki bu yükseliş ve
inişler doğrudan hükümet sözcülerinin açıklamalarından kaynaklanınca ve söz
konusu son 8 aydır aralıklarla konuşulan bir banka olunca yakından bakmakta
fayda var.
18 Temmuz 2014 Cuma
Kutsal ruh, Merkez Bankası ve piyasaya iman
Geçen hafta Portekiz’de Banco Espírito Santo (BES ya da Kutsal Ruh Bankası!) üzerinden Avrupa’da spekülatif bir dalga oluştuğunu gözlemledik. Bir İspanyol Bankası’nın tahvil ihracından vazgeçmesi, Yunan tahvillerine talebin azalması ve Avrupa’da borsa düşüşleri ile birleşince yeni bir kriz başlangıcı düşüncesi görünür oldu. Ancak aynı günlerde finansal oynaklıklar sonrası görülen bir olgu olarak yine uluslararası piyasalar ve fonlardan Portekiz tahvillerine destekler de geldi.
17 Temmuz 2014 Perşembe
Yine ayakkabı, saat ve kültür savaşları
Yaşam tarzının parçası olarak da tanımlanan kültürel tüketim
ve bunun anlamlandırılması ve anlatılması üzerinden bir mücadele devam ediyor.
Bu mücadele, kimine göre kültür savaşı AKP döneminde başlamadı ama çok özgün ve
merkezi bir yere son 10 yılda oturdu. Kamusal alanda ne söylediğimiz, ne
yaptığımız değil bunun ötesinde özel alan olarak tanımlanabilecek yerlerde
nasıl davrandığımız ve bunu kamusal alanda nasıl pazarladığımız öne çıkıyor. Bu
idealleştirilmiş versiyonuyla (kanımca savunulamayacak) liberal demokrasiden, kamusal tartışmanın ve sözün hüküm sürdüğü ve liberal
demokrasi diyebileceğimiz bir düzenlemeler bütününden biraz farklı bir yerde debelendiğimizi
gösteriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)