3 Ağustos 2011 Çarşamba

sonu gelmez milat arayışımız

Hükümetin adamları artık her yerde gibi düşünmeye başlayacaksak ve kuvvet komutanlarının istifasını yeni bir ordunun oluşturulması ya da varolan ordunun tamamen AKP’yle uyumlu hale getirilmesi şeklinde okuyacaksak bir sonraki adım 12 Eylül 2010, 12 Haziran 2011 ya da istifa günü 29 Temmuz 2011’in bir milat olarak görülmesi olabilir. Geniş ölçekli gelişmelerden azade bir siyasal-ideolojik alanın varlığı düşüncesi ve bu alandaki manevralar üzerinden dönemlendirmenin getirdiği bir zayıflıktan başka bir şey değil aslında sürekli bir milat aramak ve şimdi her şey değişti şeklinde düşünmek.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

kur-faiz değil, iktidar sarmalı

Devalüasyon kısaca paranın değerinin düş(ürül)mesi anlamına geliyor. Bu bir meta olarak kullanım değeri başka metaların değişim değerini ifade etmek olan paranın kendi değerinin yine başka metalar olarak başka para birimleri karşısında düşmekte olduğunu anlatıyor. Paranın değerinin düşmesi sonucu bir beklenti de aynı miktarda parayla girilen değişim ilişkisi sonucunda daha az metaya sahip olmak anlamına geliyor. Peki devalüasyon, kur farklarının çok büyük önem taşıdığı günümüz kapitalizminde rekabet gücüne etkide bulunduğu oranda bahsedilen göreli yoksunlaşma durumunu kısa ya da orta vadede ortadan kaldırabilecek bir nitelik de sergiliyor mu?

29 Haziran 2011 Çarşamba

ağız tadı kaçmış memlekette rüküş aktiviteler

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ti yanılmıyorsam, daha Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarından tutuklu bulunan milletvekillerinin durumuna dair mahkemelerden haber gelmemiş ama Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesine dair konsensus devlet katında büyük oranda sağlanmışken, YSK kararından girdi, gösterilerden çıktı; “memleketin ağzının tadını kaçırmasınlar” dedi. Ben mahalledeki komşu kavgası üzerine emekli albay açıklaması yapanlar gibi kendi egemenliğini söz-edim üzerinden tekrar hatırlatan insanı bol bu memleketin ağız tadının ne zaman yerine geldiğini merak ededurayım, bir başka Türk orta boyu (büyüyünce büyük olacak) ortadaki siyasi kriz için “gündemi takip edemedim, büyüklerimiz bilir” dedi. O sırada milletvekilliği mazbatasını almış, kayıt yaptırmış ama memleketin nadide bir köşesindekilere verdiği motifli kravat takma sözü henüz gazeteciler tarafından kendisine hatırlatılmamıştı. Egemenin istisna halini belirlemesi karşısında iki yol var sanıyorum: ya tüm gücünle mücadele edeceksin ya da büyüklerin bildiğini itiraf edeceksin. Egemene tabiyetin bu veciz ifadesi, meclisin barındırdığı büyük düşünürlerin gelecekteki açıklamalarının siyasal düşünceye sunacağı katkıların ipuçlarını veriyor olabilir!

5 Mayıs 2011 Perşembe

daha çoook reform göreceğiz, o kadar mayış almasak da

The Economist 7 Nisan tarihli sayısında emeklilik yaşı ve ve sosyal güvenlik harcamalarıyla ilgili bir dosyaya yer veriyor. 2007-2009 krizinden sonra önümüzdeki on yılı belirleyecek temel gündemlerden birisinin emeklilik yaşına ilişkin düzenlemeler olması kaçınılmaz hale gelmişti. Burada kamu borcu/gayri safi yurtiçi hasıla oranları ciddi bir şekilde yükselen ekonomilerin aktüeryal hesaplar gereği daha fazla tasarruf etmeleri ve emeklilik fonlarının açık vermeyecek hatta fazla verecek şekilde yeniden tasarlanması gündeme gelmişti. Bu bakışa göre örneğin Maastricht kriterlerinde öngörülen % 60’lık kamu borç/gsyih oranının üzerinde borç yükü olan ülkelerin bütçe açıklarının en önemli kalemlerinden olan sosyal güvenlik harcamalarını yeniden düzenlemesi söz konusu edilmezse bu açığın artışını takiben ve hatta onun öncesinde kamu bono ve tahvillerinin “credit default swap” puanlarının fırlaması, ülkenin borcunu daha zor çevirmeye başlaması ve nihai olarak borç dengelerinden kaynaklı bir sermaye kaçışı ve yatırım oranı düşüşü, başka bir ifadeyle kriz kaçınılmaz hale gelecekti.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Yerelde ağır cezaya veririm de genelde yine yüksek mahkemeye basayım mührü!

Yüksek mahkeme niteliği taşıyan Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuki düzenlemeleri iyi bilip, ya tutarsa mantığıyla işine göre çarpıtmada bulunduğunu söyleyebiliriz. Milletvekili adaylarından sabıka kaydı olanlarının memnu haklarının iadesine dair kararı dosyalarına koyması gerektiğini belirten YSK kararı Türk Ceza Kanunu’nun 53. Maddesindeki düzenlemelerle açıkça çelişiyor.

15 Nisan 2011 Cuma

Bankalara Pembe Panter tedbirler

Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflemesi batağında para politikası aracı olarak kullanabileceği çok fazla seçeneği yok, sadece açık piyasa işlemleri (APİ) ve zorunlu karşılık oranları. Döviz alım satımı, likidite üzerinde etkide bulunmasına ve MB rezerv birikimi gerçekleştirmesine karşın etkin bir araç olarak kullanılmamakta. Reeskont kredileri ise geçmişin politika aracı olarak görülüyor. Belirli bir sektöre, senetlerinin MB tarafından satın alınması aracılığıyla destek verilmesi MB’nin bir kalkınma bankası olarak kullanıldığı dönemlerde kalmış görünüyor.

6 Nisan 2011 Çarşamba

yükselen finans değil, bak alçalan bu karlar!

Siyasal iktisat eleştirisi içinde Marksist hattın dogmalaştırılması sonucu, finansal piyasalardaki gelişmelerin yorumlanması ve bunun üretim süreciyle ilişkilendirilmesi çabası kanımca beklenen oranda sergilenmemiştir. Hilferding’in bir nebze Marks’ı özetleyerek bir alet çantası oluşturmaya kalkması benzeri bir girişimi Mandel benzeri iktisatçılar dışında görmek büyük savaş sonrası için mümkün olmamıştır. Baran ve Sweezy’nin kıymetli çabalarını bu hat üzerine yerleştirmekten imtina ediyorum. Ancak J. B. Foster, Baran ve Sweezy üzerinden giderek bu çatallanmanın verimli sonuçlar doğuracağını ve nihai olarak bahsettiğim hattın zenginleşmesine katkıda bulunacağını göstermeye uğraşmaktadır.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma