5 Mayıs 2011 Perşembe

daha çoook reform göreceğiz, o kadar mayış almasak da

The Economist 7 Nisan tarihli sayısında emeklilik yaşı ve ve sosyal güvenlik harcamalarıyla ilgili bir dosyaya yer veriyor. 2007-2009 krizinden sonra önümüzdeki on yılı belirleyecek temel gündemlerden birisinin emeklilik yaşına ilişkin düzenlemeler olması kaçınılmaz hale gelmişti. Burada kamu borcu/gayri safi yurtiçi hasıla oranları ciddi bir şekilde yükselen ekonomilerin aktüeryal hesaplar gereği daha fazla tasarruf etmeleri ve emeklilik fonlarının açık vermeyecek hatta fazla verecek şekilde yeniden tasarlanması gündeme gelmişti. Bu bakışa göre örneğin Maastricht kriterlerinde öngörülen % 60’lık kamu borç/gsyih oranının üzerinde borç yükü olan ülkelerin bütçe açıklarının en önemli kalemlerinden olan sosyal güvenlik harcamalarını yeniden düzenlemesi söz konusu edilmezse bu açığın artışını takiben ve hatta onun öncesinde kamu bono ve tahvillerinin “credit default swap” puanlarının fırlaması, ülkenin borcunu daha zor çevirmeye başlaması ve nihai olarak borç dengelerinden kaynaklı bir sermaye kaçışı ve yatırım oranı düşüşü, başka bir ifadeyle kriz kaçınılmaz hale gelecekti.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Yerelde ağır cezaya veririm de genelde yine yüksek mahkemeye basayım mührü!

Yüksek mahkeme niteliği taşıyan Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuki düzenlemeleri iyi bilip, ya tutarsa mantığıyla işine göre çarpıtmada bulunduğunu söyleyebiliriz. Milletvekili adaylarından sabıka kaydı olanlarının memnu haklarının iadesine dair kararı dosyalarına koyması gerektiğini belirten YSK kararı Türk Ceza Kanunu’nun 53. Maddesindeki düzenlemelerle açıkça çelişiyor.

15 Nisan 2011 Cuma

Bankalara Pembe Panter tedbirler

Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflemesi batağında para politikası aracı olarak kullanabileceği çok fazla seçeneği yok, sadece açık piyasa işlemleri (APİ) ve zorunlu karşılık oranları. Döviz alım satımı, likidite üzerinde etkide bulunmasına ve MB rezerv birikimi gerçekleştirmesine karşın etkin bir araç olarak kullanılmamakta. Reeskont kredileri ise geçmişin politika aracı olarak görülüyor. Belirli bir sektöre, senetlerinin MB tarafından satın alınması aracılığıyla destek verilmesi MB’nin bir kalkınma bankası olarak kullanıldığı dönemlerde kalmış görünüyor.

6 Nisan 2011 Çarşamba

yükselen finans değil, bak alçalan bu karlar!

Siyasal iktisat eleştirisi içinde Marksist hattın dogmalaştırılması sonucu, finansal piyasalardaki gelişmelerin yorumlanması ve bunun üretim süreciyle ilişkilendirilmesi çabası kanımca beklenen oranda sergilenmemiştir. Hilferding’in bir nebze Marks’ı özetleyerek bir alet çantası oluşturmaya kalkması benzeri bir girişimi Mandel benzeri iktisatçılar dışında görmek büyük savaş sonrası için mümkün olmamıştır. Baran ve Sweezy’nin kıymetli çabalarını bu hat üzerine yerleştirmekten imtina ediyorum. Ancak J. B. Foster, Baran ve Sweezy üzerinden giderek bu çatallanmanın verimli sonuçlar doğuracağını ve nihai olarak bahsettiğim hattın zenginleşmesine katkıda bulunacağını göstermeye uğraşmaktadır.

28 Mart 2011 Pazartesi

Marksizm ve yanılsamalar?

Ya Semih Gümüş’ün mahallesine Marksizm içi tartışmalar pek uğramıyor ya da sadece bir giriş yazısındaki yorum üzerinden çağrışımları alt alta yazıp derlemeye katkı koyanların isimlerini yer yer anmak bir kitap tanıtımı-eleştirisi yapmak için yeterli görülür oldu. Gümüş’ün yeterince özenli olmayan yazısının, “20. Yüzyılda Marksizm” adlı derlemenin Sungur Savran tarafından yazılan giriş bölümünde bahsedilen, sosyalist yenilenmenin ancak devrimci Marksist hat üzerinden gerçekleşebileceği varsayımıyla ya da tespitiyle bir sorunu olduğu aşikar. Böyle bir itiraz elbette dillendirilebilir. Farklı Marksizm anlayışlarının yenilenme üretmeye daha elverişli olduğunu savunanları bu düşünceleri yüzünden eleştirecek değilim.

Ancak Gümüş’ün devrimci Marksizm kavramına olan itirazı eleştirel bir değiniyi hak ediyor. Gümüş’e göre: “Marksizm, Marksizmdir –dolayısıyla devrimci ya da reformcu önekleri onu yalnızca ideolojik yanılsamalara dönüştürür. Neden sonra devrimci ya da reformcu olan, Marksizmden çıkarak oluşturulmuş sosyalizm anlayışlarıdır ve onlar da sahiplerinin öznelliğini taşır ve çektikleri yük kadar yerleri vardır hayatta.”

15 Mart 2011 Salı

sözlerini geri aldırmak

Bir bakan danışmanının kafasının nasıl işlediğini not etmek lazım, akp kadrolarının söz üretme faaliyetinin iyi bir örneği aynı zamanda. 14 mart'ta eylemdeydik. performans sisteminin kalkması ve güvenceli iş talebini dillendiren sağlık çalışanlarına destek verdik. Eylemde bir sağlık çalışanı "Dr. Che Guevara'nın izindeyiz" pankartı taşıyordu. Ertesi gün Fatih Üniversitesi Konferans Salonunda şakşakçıları karşısında danışmanından tüyoyu almış Bakan, bu "zulümsever" sosyalistlerin sözlerinin-düşüncelerinin itibarsızlaştırılması için sazı eline alıyor (bu yazının kendisi daha sonraki bir değerlendirme için kenara düşülmüş not olduğu için hem linkini veriyor hem de uzun uzun alıntılıyorum):

9 Mart 2011 Çarşamba

güvenli, indirimli, mescitli!

Ankara’da girilen bir alışveriş merkezi ile modern hapishaneler arasında bir benzerlik kurulabilir mi? Gelecekte hapishaneler, havaalanları, oteller ve avm’lerin birbirinden farksız mekanlar haline geleceğini savunan Paul Virilio’ya katılmasanız dahi bu karşılaştırmayı yapmak son derece meşru. Ankara’da CerModern’e gitmek yerine avm’lere giden vatandaşların bu tercihini anlayamadığını ifade eden Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay CerModern’i düşündükçe ağlamak istediğini söylemiş zamanında. Aynı coşkulu sevinci avm açılışlarında da yaşıyor aslında. Tam da bu yüzdendir ki kendi partisinin Ankara Büyükşehir Belediye başkanının uygulamalarını ya da AKP’nin modernleşmeden anladığı tüketim çılgınlığı üzerine bina edilmiş arzu siyasetini eleştirir görünüp sahipleniyor.

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma