Teessüf ederiz. Ben kendi adıma ederim, başkaları da benimle
hemfikir olsun diye yazıyorum. Bu ülkede taşra üniversitelerinde çeşitli
soruşturmalara ve baskılara maruz kalan, merkezde ise en iyi ihtimalle esamisi
okunmayan eleştirel sosyal bilimciler ben üniversiteye girdim gireli, ki
oldukça uzun bir süre geçti, 12 Eylül ortamının içinde yaşadığımıza dair yazar-çizerler.
Akademide bulunmayan işçi sınıfının organik aydınlarını saymasak bile yeterli
birikim mevcuttur. Onca makaleyi okuma zahmetine katlanmadınız, “otoriter rejim
nedir”, “bir türlü demokratikleşemiyoruz, acaba neden?” diye düşünmediniz,
tamam ama en azından köşekadılığı yaparken “bu nasıl bir rejim, sosyal
bilimciler bunu da açıklasın?” demenin ne alemi var? Bu özgüven nereden
geliyor?
23 Şubat 2014 Pazar
19 Şubat 2014 Çarşamba
Ne Kararlar Gördüm Yok Hükmündeydiler
Bugün Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun iç işleyişi ve
karar mekanizmalarını da düzenleyen yasal değişiklikle ilgili olarak ana
muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Olağanüstü zamanlardan
geçtiğimizin bir nişanesi daha karşımızda duruyor, çünkü bu bir iptal başvurusu
değil. Söz konusu olan bir yok hükmünde sayılarak iptal başvurusu. Ortada yasama organı
tarafından kabul edilmiş, Cumhurbaşkanı’na onay için gönderilmiş ancak henüz
onaylanmadığı için Resmi Gazete’de yayımlanmamış ve bu nedenle yürürlüğe girmemiş
bir kanun duruyor.
18 Şubat 2014 Salı
Haklılık ve pozitif siyaset üzerine “gerçekçi” olmayan bir değini
Son iki haftada bir siyasal toplantıya bir de akademik
konferansın kapanış oturumuna katıldım. Biri önemli siyasetçi, biri saygı
duyulan akademisyen olmak üzere iki figürün söylediklerine değinmek istiyorum.
Memleketin harala gürelesi ve rejimin niteliği üzerine yazılacaklar var. Onlar
başka girdilere kaldı. Bulanık suda balık avlanmayacağından ertelemeye devam…
9 Aralık 2013 Pazartesi
Yanlıştan doğru çıkartmak
Gewer’de PKK gerillalarının mezarları tahrip edildiği için
yapılan protesto gösterisinde iki kişi hayatını kaybetti. Haberleri TGRT denen
kanal-izasyondan geçen akşam öğrendim. Aynı saatlerde sanal alemde akan
haberleri aktarıyordu sevdiceğim, neredeyse altı ay önce Dikmen’de olan
bitenlere dair ne yapacağımızı bilememe durumunun verdiği sıkıntının aynısı bir
ses tonuyla. O gece evden çıkmanın pek akıllıca olmadığını söylüyordum,
ustream’den birkaç yüz metre ötemizdeki evlerin balkonlarını ve insanların
böğürlerini hedef alarak gaz bombası atan polisleri izlerken.
23 Ekim 2013 Çarşamba
Bu nasıl belediye?
Bayram ziyaretlerinde şahane bir dil sürçmesine tanık oldum.
Hükumetin Suriye politikasını beğenmeyen, yüz binlerce Suriyelinin Türkiye’ye
gelmesini de pek olumlu bulmayan bir büyüğümüz, devletin yetersizliği ve
hükumetin beceriksizliğinden bahsederken, “bu nasıl belediye?” deyiverdi.
2 Ekim 2013 Çarşamba
Çifte kavrulmuş korkular
Hakan Bıçakçı kişisel olduğunu düşündüğü ama
kolektif bir nitelik taşıyan travmasından, boşluk korkusundan resim dersi
aracılığıyla bahsettiği bir yazı yazmıştı uzun zaman önce. Boşluk
korkusunun resim dersindeki yansıması şöyle olur: resim kağıdında hiçbir boşluk
bırakılmamalı, her alan boyanmalıdır. Aslında bu biraz ezbere dayalı eğitim
sisteminin tek bir tezgahtan çıkmış insan yetiştirme düşüncesinin de
yansımasıdır. Öğrenci boş bırakılmamalı, öğrencinin kendisi de boş bırakmaya
karşı durmalıdır. Milli manevi değerler, her daim ileriye gitme vs.
1 Ekim 2013 Salı
Reform dediğin kaç paket?
Seçim sistemini konuşmaya yıllardır devam ediyoruz. Ülke
barajlı d’Hondt sisteminde % 35 oy oranıyla iktidar olmak hatta 2002
seçimlerinde görüldüğü üzere sıra dışı sonuçların alınabildiği sandık
turlamalarında bu civarlarda bir oyla anayasa değişikliklerini referanduma
götürmek dahi mümkün oluyor. AKP’liler hariç seçim sistemini savunmaya yanaşan
kimseyi gördünüz mü son on yılda?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)