13 Ağustos 2013 Salı

cemaat havaları ve asabi Bonaparte

Türkiye’de kendisini sivil toplum hareketi olarak tanıtmayı tercih eden dini bir hareket siyasal iktidara ayar verip demokrasi havarisi görünümü sergiliyor. Kendi iktidarlarının büyük oranda bu cemaatin hegemonik tutunum sağlama gücüne dayandığını düşünenler aynı zamanda bu cemaat olmaksızın nerede ne kadar yol alabileceklerini hesaplamaya kalkışıyorlar. Karından konuşmanın yaygın olduğu Türkiye siyaset sahnesinde son zamanlarda pek sık rastlanılmayan gelişmelerle açıktan adresler verilerek bir tartışma yapılıyor. Cemaat-AKP çekişmesi resmi muhalefetin güçsüzlüğü kadar Haziran isyanının ve sokağın yarattığı deprem nedeniyle yeniden hız kazanmışa benziyor.

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Neoliberal otoriterlik sıradanlığa mı karizmaya mı ihtiyaç duyar?

Birgün’ün iç-dış mihraklar köşesinde serbest çağrışım yazılar kadar olmasa da daha rahat yazmak, tatildeyken de yazmak gerek. Üç kuşağın bir araya geldiği bir geç iftar-sahur arası toplaşmada karizmatik otorite üzerine konuştuklarımız ve çağrışımları aktarmak bu kapsama girebilir. Daha yaşlılarımızın T.C. Başbakanının akıbeti üzerine kendi aralarında da düşünceleri farklılaşsa da Erdoğan’ın bir karizmasının olduğu konusundaki cümlelerine daha gençlerimizden yine farklı tonlarda olmakla birlikte bu karizmanın sorgulanabilir olduğuna yönelik itirazlar geldi. Bir süredir aralıklarla Weber’in Economy and Society’sinden karizmatik otorite ile ilgili kısımları okuyan ben de konu üzerine biraz tefekküre daldım.

27 Haziran 2013 Perşembe

Başkanlık, bağımsız yargı ve iç ürpermesi

Mayıs ayında yazıp sonra güncellemek ve üzerinden geçmek üzere kenara koyduğum yazıyı Haziran isyanı, AKP’nin 15-16 Haziran karşı taarruzu, Erdoğan’ın konuşmaları ve takip eden manşetler sonrasında başkanlık projesinin rafa kalkmış olabileceğine ilişkin spekülasyona karşı değiştirmeden buraya koymaya karar verdim. Temel tespitim kadar AKP’nin yönelimi de henüz değişmediği için diyelim. Yazı Erdoğan Teziç’in mayıs ayındaki salvosuyla başlıyordu:

19 Haziran 2013 Çarşamba

2014 planı akamete mahkum mu?

Direnişin gündemi tartışmayı değiştirse de AKP’nin bundan sonra ne yapacağı halen temelde Kürt hareketiyle yürütülen müzakerelere ve hareketin tepkilerine, bunun Türkiye coğrafyasındaki rezonansına bağlı. Yakın tarihte yaklaşık üç yıla yayılan Oslo görüşmeleri 2008’de başladı. Görüşmelere katılanlardan öğrendiğimize göre 2011 ortalarına kadar 8 ya da 9 görüşme yapıldı. Bu görüşmeler sırasında Öcalan bir yol haritası ve sonrasında da protokol hazırladı. Popüler kültürde ve gündelik medya dilinde bir projeyi ifadelendirmek için “yol haritası” teriminin kullanılması da özellikle Habur sonrası, Kürt hareketi ile devlet temsilcilerinin görüşleri arasında belirgin bir farklılık olduğunun açığa çıkması da 2009-2010’a denk düşüyor. Bu görüşmeler bitmeden KCK operasyonunun başladığını ve 2011 ortasında Silvan olayı sonrasında Erdoğan ve dar kadrosuna (tabiyet kültürü AKP saflarında egemen olduğu için de oradan bütün AKP kollarına) son bir hamle yapma ya da popülerleştirilmiş versiyonuyla “son savaş”a kalkışma düşüncesinin egemen olduğunu biliyoruz. KCK davasının cadı avına dönüşmesi bu düşüncenin uzantısı iken 2012 yazında PKK’nin “halk savaşı” jargonunu kullanması ve Hakkari’de geniş ölçekli operasyonlara kalkışması da buna verilen tepki. Ancak retrospektif bir değerlendirme, 2012 kabusunun, Oslo görüşmeleri’nde mektup trafiği ile sınırlı bir etki sahibi olan ve son önerileri masadaki KCK kadrolarına iletilmeyen Öcalan’ın daha merkezi bir konumda dahil edildiği yeni bir tur görüşme öncesi manevralardan ibaret olduğunu anlatacaktır.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Faiz Hesapları ve Ürken Sermaye

Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı direnişi öncesinde de birçok kez dillendirdiği faiz lobisi kavramını, iki haftayı geride bırakan direniş sırasında olayların altında yatan güç odaklarını açıklamak üzere tekrar tekrar kullandı. Türkiye’de faizlerin bir süredir düşüyor olmasının verili ekonomik yapıda Türkiye ekonomisinin kırılganlığını arttırdığını söyleyenlere karşı faiz lobisini dize getireceklerini beyan etmesinden çok uzun bir süre geçtiği sölenemez. Sık tekrarlanan bir kavram olunca ve bir çeviri hatasının ürünü olduğuna yönelik söylenti sosyal medyada yeterince paylaşılınca herkes birbirine daha yüksek sesle sorma ihtiyacı hissetti. Faiz lobisiyle ne kast ediliyor? Ya da başbakan neden faiz lobisinin bir direniş örgütlediğini düşünüyor?

6 Haziran 2013 Perşembe

Gezi olayı ve siyaset merceği

Kent mekanı ve kamusal alan kullanımı üzerinden başlayan ve yayılan, yer yer hükümet ve rejim değişikliği taleplerini içererek de büyüyen bir kalkışmayı, aksi önerilere rağmen, siyaset merceğinden okumaktan başka bir çare yok. Gezi Parkı eylemcilerinin ve eylemlere katılarak hareketin etkisini katlayanların bir örgüt mensubu olmamaları yaptıklarının siyasi sonucu olmadığı anlamına gelmez. Zaten daha tam bir sönümlenme gerçekleşmeden, siyasal çekiştirme mücadelesi başladı.


29 Mayıs 2013 Çarşamba

AKP Jakobenizmi

Jakobenizm devrimci bir hat, tepeden uygulanan bir dönüşüm projesinin tanımlayıcısı. Siyasal tarihte Fransız Devrimi’yle, radikal fikirlerle ve kişisel olarak Robespierre’le özdeşleştirilmiş bu dönüşümcü ve devrimciliği taşraya taşımak, üstüne üstlük muhafazakar bir harekete atfetmek siyaset biliminin terimlerini yerinde kullanmamak olarak anlaşılabilir. Türkiye tarihinde Jakobenizmi sürekli olarak Kemalizmle özdeşleştirme çabası gücünü korurken, bir de üstüne bu çaba Türkiye’deki politika yapıcıların önemlice bir kısmı tarafından kabul görmüşken taşralı bir AKP Jakobenizminden bahsedilebilir mi?

son girdi

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma